Wednesday, April 07, 2010

Deuss Ex Machina # 294 - E'body Knows Every Day's Is A Wicked Black Game

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_294_--_Everybody Knows Every Day's Is A Wicked Black Game

29 Mart 2010 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Takahiro Kido-Izze (Feat. Masaya Sato) (Plop)
>2<-Another Electronic Musician-Fnctnl (n5MD)
>3<-Another Electronic Musician-Fourteen Waters (n5MD)
>4<-F-Chillin' (7even Recordings)
>5<-F-Shift (7even Recordings)
>6<-Ikonika-Red Marker Pens (Good Ending) (Hyperdub)
>7<-Ikonika-Ikonklast (Insert Coin) (Hyperdub)
>8<-Troels Abrahamsen-Stop Making That Noise (Sony Music Entertainment Denmark)
>9<-Troels Abrahamsen-Our Hearts Are Dying (Sony Music Entertainment Denmark)
>10<-Midwest Product-Swamp (Ghostly International)
>11<-Michna-Triple Chrome Dipped (Ghostly International)
>12<-Post Dial-Next Big Thing (MP3 / Bağımsız Yayın)
>13<-Post Dial-Get It (MP3 / Bağımsız Yayın)
>14<-The Love Supreme-Bela Lugosi's Dead (Tirk)

Everybody Knows Every Day's Is A Wicked Black Game (294) – İçinde Yaşadığımız Tam Da Betimlenmekte Olan Şok Doktrinlerinin, Karmaşık Cümlelerle Taltif Edilen Kayboluşları Vesair Anlamlarından Iraklaştırılan, Issızlaştırılan Halleri Değil Midir? Düşündükçe Bu Derin Girdap Dahilinde Bir Kere Daha Aynı Sorularla Karşılaşıyoruz? Quo Vadis?

>>>>>Bildirgeç
/// “Artık iktidar tek parçadan oluşmuş, tek merkezli bir şey olmayıp, yayılmış, parçalanmış, uzlaşımların sürekli yığılması ve dağılmasından oluşmuş bir şeydir. Savaş artık iki ülkeyi karşı karşıya getirmemekte; sonsuz iktidarları karşı karşıya getirmektedir. Bu oyunda tekil iktidar merkezleri yarar sağlarlar, ama olsa olsa başkalarının zararına. Eski savaş silah tüccarlarını zenginleştirirken ve bu kazanç bazı ticari alışverişlerin geçici olarak kesintiye uğramasını kısmen önemsiz hale getirirken; yeni savaş gene silah tüccarlarını zenginleştirmekte, ama hava taşımacılığını, eğlence ve turizm sektörlerini, medyayı (reklam kaybı) ve genel olarak sistemin belkemiğini oluşturan tüm ikincil üretim sanayiini –inşaat piyasasından otomobile- sekteye uğratmaktadır (üstelik tüm dünyada). Savaş haberleriyle birlikte borsada bir yükselme oldu, ama bir ay sonra borsa olası bir barışa ilişkin haberlerle aynı şekilde yükselmeye devam etti. Ne ilk yükselmesinde bir “sinizm”den, ne ikinci yükselmede bir erdemden söz edilebilir. Borsa iktidarlar oyunundaki dalgalanmaları kaydeder. Savaşta bazı ekonomik güçler başka ekonomik güçlerle rekabet halindedir ve bu rekabetin mantığı ulusal güçlerin mantığını aşar. Devletlerin tüketimi (örneğin, silah satın alma) gerilimi gerektirirken, bireysel tüketimler mutluluğu gerektirir. Çatışma ekonomik açıdan oynanır.”

Savaşın olanaksızlığını dile getirmek entelektüel görevdir. Alternatif bir çözüm olmasa bile. Belki bir tek, yaşadığımız yüzyılın savaşın kusursuz bir alternatifine –“soğuk” savaş- tanık olduğu anımsatılabilir. Korkunç olayların, adaletsizliklerin, hoşgörüsüzlüklerin, yerel çatışmaların, yaygın tedhişin yaşandığı tarih, sonunda soğuk savaşın son derece insani ve görece ılımlı bir çözüm olduğunu –galipleriyle mağluplarının bile olduğunu- kabul etmek zorunda kalacaktır. Ama soğuk savaş ilan etmek entelektüel işleve düşmez.

Bazılarının entelektüellerin sessizliği olarak gördükleri şeye, belki de savaştan medya yoluyla söz etmekten duyulan çekingenlik yol açmıştır; bunun da basit bir nedeni var: Medya savaşın ve savaşın kullandığı araçların bir parçasını oluşturmaktadır, o yüzden yansız bir alan olarak görülmesi tehlikelidir. Hepsinden önemlisi, medyanın zamanı, düşünmenin zamanından farklıdır. Entelektüel işlev hep ya önce (olabilecekler üzerine) ya da sonra (olmuş şeyler üzerine) devreye girer; ritim nedeniyle, olmakta olan şeyler üzerine entelektüel işlevin yerine getirilmesi seyrek olarak gerçekleşir; çünkü olaylar, olaylar üzerine düşünceden her zaman daha hızlı ve daha sıkışıktır. Cosimo Piovasco di Rondô bu yüzden –çağın anlama ve ona katılma şeklindeki entelektüel görevden kaçmak için değil, yaşadığı çağı daha iyi anlamak ve ona katılmak için –ağaçlar üzerinde duruyordu.

Ama, savaş üzerine düşünce, taktik sessizlik alanlarını seçtiğinde bile sonunda bu sessizliğin yüksek sesle ortaya konmasını gerektirir. Sessizliği dile getirmenin, bir iktidarsızlık edinimindeki ikna edici gücün, düşünce eyleminin bireysel sorumluluklarından arınmayı getirmediği gerçeğinin içerdiği çelişkilerin bilinciyle. Ama ilk görev, savaşın günümüzde her türlü insani girişimi yok ettiğini; kendi görünürdeki sonunun (ve bir tarafın görünürdeki zaferinin) bile kendi ağları içinde takılıp kalmış ağırlıkların artık özerk oyununu durduramayacağını söylemektedir. Çünkü ağırlık “ağırlık olması nedeniyle bir yöne eğimli, bir yöne eğimli olması nedeniyle de bağımlıdır... ve inmek ister, çünkü bir sonraki nokta alçaklık açısından her defasında onu tutan alçaklığı aşar... Ağırlık asla yolundan döndürülemez” (Michelstaedter)

Bu iniş haklı çıkarılamaz, çünkü –türün hakları açısından- cinayetten daha kötüdür; bir savurganlıktır. /// Umberto ECO – Beş Ahlak Yazısı (Cinque Scritti Morali) Kitabından; Savaşı Düşünmek Başlıklı Makalesinden Alıntı Sayfalar 20, 24-26 (Can Yayınları / Düşünce: 27)

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
“Demokratsız Demokrasi” Türkiye'yi Demokratikleştirebilir Mi? – E. Fuat KEYMEN – Radikal 2
Dikta Anayasasından Dikte Anayasasına – Melik PEKDEMİR – Yeniden Devrim
AKP’nin İşçi Korkusu, "Demokrasi" Aldatmacasını Açık Etti…! – Özgür MÜFTÜOĞLU – Bianet
Bataklıklı Yolda Tepeye Doğru Yürürken – Nihat Behram – Sol.org.tr
Tekel Direnişinde Ara Son - Sınıf Mücadelesi: 'Hep' Olan ve 'Yeni' Olan – Tanıl BORA – Birikim
Ahenkle Gel Ulan – Karin KARAKAŞLI – Kronik Muhalif
Ali, Topu Agop’a Atmayacak – Ünal ÖZMEN – Birgün
Onlar Padişahlığa Değil, Abdülhamid'e Karşı! – Hasan RUA – Radikal / Tartışı-Yorum
Köşe Yazarları Ne Yazar? – V. Kayhan BAYIRLI – Birgün Forum
Barbarlaştıran TV Haberleri Dizileri – Cüneyt UZUNLAR – Açık Koyu
Grev Güncesi – Ankara Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri


Takahiro Kido Official
Takahiro Kido At Myspace
Plop Records Official
Another Electronic Musician Official
Another Electronic Musician At Myspace
Another Electronic Musician At n5MD
F aka Florent Aupetit At Myspace
F aka Florent Aupetit At Soundcloud
Sonic Router 010: Turning The Spotlight On Florent Aupetit – Oli MARLOW – The Quietus
Ikonika At Myspace
Ikonika At Twitter
Ikonika Interview On K Magazine By Sam COLLENETTE
Troels Abrahamsen Official
Troels Abrahamsen At Myspace
Troels Abrahamsen WHT Informative On All Scandinavian
Midwest Product At Myspace
Midwest Product At Ghostly International
Midwest Product Swamp On Youtube
Michna At Myspace
Michna At Ghostly International
Michna Interview By Brian WHITEFIELD On Prefixmag
Ghostly Essentials: Avant-Pop One Informative On Ghostly International
Post Dial Resmi Sayfaları
Post Dial Myspace Sayfası
Post Dial – You Are Not Alone EP Değerlendirmesi – Yiğit – 13Melek
The Love Supreme At Myspace
The Love Supreme At Tirk
The Love Supreme Bela Lugosi's Dead – Out The Other

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – misak[nospam]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
The Mountain – Rich GEMMELL

>>>>>Poemé
Kırmızı Afiş – Louis ARAGON

İstediğiniz ne şandı ne gözyaşı
Ne bir tören ne de cenaze marşı
Dile kolay on bir yıl, ne çabuk geçmiş yıllar
Silahlarınızdı tek kullandığınız
Ölüm Partizanların gözlerini kamaştırmaz.

Şehrimizin duvarlarındaydı resimleriniz
Sakal ve gecenin kararttığı, yabani ve tehditkar
Bir kan lekesi gibiydi afiş
Gelip geçene korku versin diyeydi
Telaffuzu zor isimleriniz.

Kimse size Fransız demez gibiydi
İnsanlar gün boyu bakmadan geçip giderdi
Ama karartma saatinde gezinen parmaklar
Fotoğraflarınıza "Fransa için öldüler" diye yazdılar
Ve artık farklıydı kasvetli sabahlar.

Kırağı tek renge boyamıştı herşeyi
Şubat sonunda, o son anlarınızda
Ve işte o an dedi ki içinizden biri:
"Ne mutlu herkese
Ne mutlu geride kalanlara
Kin duymadan ölüyorum Alman halkına."

Elveda acı ve zevk, elveda güller
Elveda hayat, elveda ışık ve rüzgar
Evlen, mutlu ol ve sık sık beni an
Sen ki güzellikler içinde yaşayacaksın
Herşey Erivan'da noktalandığı zaman

Parlak kış güneşi tepeyi aydınlatıyor
Tabiat ne güzel, yüreğim parçalanıyor
Muzaffer adımlarımızla gelecek adalet
Meline'm, ey aşkım, yetimim benim
Yaşamandır, çocuğunun olması senden dileğim.

Yirmi üç kişiydiler tüfekler çiçeklendiğinde
Vakitsiz giden yirmi üç yürek
Yirmi üç yabancı ama kardeşimiz de
Yürmi üç yaşam sevdalısı, ölecek kadar,
Düşerken Fransa diye bağıran yürmi üçler.

Kaynakça: BiaMag

No comments: