Sunday, April 11, 2010

Deuss Ex Machina # 295 - Melancholy Descriptions Of Simple 3D Environments

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_295_--_Melancholy Descriptions Of Simple 3D Environments

05 Nisan 2010 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Hijak-Babylon Timewarp (Deep Medi Musik)
>2<-Goth-Trad-Cut End (Deep Medi Musik)
>3<-JSL-Badman Riddim (Boka Records)
>4<-JSL-Jack Cates (Boka Records)
>5<-Fused Forces-Jack Russell (Feat. DJ Cable) (Pesky Plates)
>6<-Starkey-Starting Gates (Planet µ)
>7<-Starkey-Stars (iTAL tEK Remix) (Planet µ)
>8<-Forensics-Trauma (Feat. Indi Kaur) (Bass Punch Records)
>9<-Forensics-All To Waste (Feat. Indi Kaur) (Bass Punch Records)
>10<-Dub & Run-Renegade Stares (Dub & Run)
>11<-XI-Trinary (Surface Tension Recordings)
>12<-XI-Ethereal Plus (Surface Tension Recordings)
>13<-Mite & Distal-Attempt At Yellow (Embassy Recordings)

Download Episode # 295 / İndir

Melancholy Descriptions Of Simple 3D Environments (295) – İnce Bir Sızı Kaplar Benliği, Kendiliğinden Oluşturulmuş Güvenlikli Duvarlarımızın Nasıl Da Çatırdadığı Meydana Çıkaran. Bir Anlığına Değildir Bu Hal Büyüdüğümüzü Fark Edemediğimiz Sürekliliğimizin Getirisidir Aslında Varolan. Bir Şekilde Hissedilir Kılınan [Ne Yaptık Ki? Dünyanın Pimini Çekmekten Başka! (Numarasız Kitap)]

>>>>>Bildirgeç
Kent Tutsakları – Kevin ROBINS*

Kent, son yirmi yıldan beri, artık sadece daha karmaşık uluslararası ulaşım sistemlerine değil, küresel bilgi ve iletişim ağlarına da entegre oldu. Şimdi artık kentsel mekan ve biçimin dönüşümünde küreselleşme ya da uluslar aşırı olmaktan söz edebiliriz. Manuel Castells, “bilgi kentini” ve hareket ile akış meydanlarının ortaya çıkışını anlatır ve mekan anlamının nasıl değiştiğini açıklar. Diğerleri de aynı süreci benzer biçimde açılmamışlardır. “Şeylerin artık fiziksel sınırlarıyla tanımlanmadıklarını” ileri süren mimar Bernard Tschumi, “patlayan şehir” olayına dikkat çekmektedir. Paul Virilio buna “aşırı korumasız kent” de: “belirli mekanları koruyan kesin sınırlar yerine, belli yollarla bilgi akışına izin verecek yarı geçirgen zarlarla örtülmüş mekanlar görüyoruz.”

Bu gelişmelerle, yerleşim ile hareket arasındaki tutucu gerilim kopar. “Mekan-temelli toplumların birbirinden ayrılması söz konusudur”: “Esas olarak, mekanların, dolayısıyla da toplumların toplumsal anlamarlı buharlaşıp yok olmakta ve kökeni, profili ve asıl amacı bilinmeyen bir hareket ve akış mekanının yeniden oluşturulmuş mantığı içinde eriyip kaybolmaktadır.” Hareket ve akışın zaferi karşısında, kent yöneticileri ve planlamacılar için, parçalanmış ve alt üst olmuş kentsel sistemi birleştirmek giderek daha zorlaşmaktadır. Yeni ağ türleri fiziksel ve sanal – geleneksel semt oluşumlarının yapılarını yıkar ve onları çok daha karmaşık biçimlerde yeniden oluşturur. Bu süreçte, kurulu kentsel topluluk biçimlerinin kültürü, mantığı ve duyarlılığı parçalanır. Öyleyse ana konu, yurtsuzlaşmanın yeni dinamiklerini yönetmenin mümkün olup olmadığıdır. Sorunumuz, sürat ve akışın, tutarlı bir kentsel anlayış içinde tutulup tutulamayacağıdır.

Eğer aşırı hareketlilik yön bozucu bir karmaşıklığın ve yerleşimde parçalanmaların nedeniyse aynı zamanda bir başka zayıflatıcı eğilimin de tam ortasındadır: kentsel planlama ve tasarımda bayağılık özellik ve farklılıkların homojenleştirici güçler tarafından yenildikleri anlayışı hakimdir. Bayağılığın kötülüğü, mekanın etkisizleştirilip gerçekliğinin ortadan kaldırılmasında yatmaktadır. Hareket ve akışın, mekanın kimliğini teslim aldığı görülmektedir.

(...) Bu gelişmeleri çok ciddiye almamız gerekir çünkü, kentsellikle ilgili duygu ve düşüncelerimize fazla yüklenmektedir ve yersizlik ve yönsüzlük duygularını besleyebilir. Le Corbusier’e göre, “modern kent, düz çizgileri ve dik açılardan oluşmuş geometrik bir düzen içinde olmaktır ve bu düzen ne kadar kesin olursa, insan da kendini daha mutlu ve güvenlik içinde hissedecektir.” Oysa hipergerçekliğin bayağılığında, kent artık açık ve anlaşılır olmaktan çıkar ve kentsellik güvensizlik duygularıyla anılır hale gelebilir. Bu dayanmaz noktaların yitimiyle elbette ırzına geçimle olasılığı belirir. Jean Baudrillarda, “iletişimin iğrenç hezeyanı” dediği, bir büyülenme ve baş dönmesi durumunu tanımlamaktadır. Bu dünyada “artık yabancılaşma dramının bir parçası değiliz; kendimizden geçmiş bir halde iletişim döneminde yaşıyoruz. Bu hipergerçekliğin bencilliğinin ötesinde veya dışında bir gerçeklik yok.: yabancılaşma da olamaz çünkü artık yabancılaşabileceğimiz herhangi bir özgün (gerçek) mekan ya da konum kalmadı. Post modern kentsel yeniden yaratım stratejilerinin tutucu ve savunmacı tepkileri var. Bu gerici bir tepki, çünkü post modern, modern öncesi bir yaşama geri dönüşü öngörüyor. Özellikle kendini evsiz diye tanımlayan bir dünyada, kendimize nasıl olup da mekanlar yaratacağız?” diye sorguluyor.

Kentsel yeniden üretim stratejileriyle, kent dokusu yamanıyor. ve kentsel duyarlılık “yeniden görüntüleniyor.” Belki de bazıları için “yeterince iyi kentler” üretmeyi başarıyoruz. Ancak bunun, kenti özgün bir biçimde yeniden görüntülemek olduğuna inanmayalım.

(...) Daha önceki pastoral romantizmde olduğu gibi, yeni “kent düşünde” de toplanan değerler ve çıkarlar orta sınıfındakilerin çok üstünde görülüyor. Sanat, kültür, tüketim ve cappucino bir yaşam biçimi vurgulamalarıyla moda olan yeni kentsellik, Post Fordizmin daha geniş siyasal programının ardındaki aynı toplumsal grubun tasarımıyla şekillenmiş görünüyor. Bu post modern gelişmeler, kentsel değerler ve duyarlılık açısından neyi temsil eder? Bunların belli bir işleve ve yaşam biçimine adanmış bir kamu mekanı olduğu kabul edilmelidir. Öteki işlevleri ve etkinlikleri engelle; ve uygun vizesi olmayan kır yoksunları ile “sapkınları” da dışlar. Eğer önceki kentsel düşte algılanan aynılığa karşı bir tepki ile beslenen farklılık ve çeşitlilik arayışı varsa, bu idealinin çok gerilerine düşer.

(...) Sorumuz, kentsel modernizm krizi bir başka biçimde karşılanabilir mi? Ve diğer gruplar için de kullanılabilir hale getirilebilir mi? Daha demokratik, daha az ayrımcı olabilir mi? Bence bu tür kentsel ütopyacılığa prim vermemeliyiz. Hatta kentsel modernliğin parçası olduğumuzu kabul etmeli ve modern kentin tüm çelişkileri ve belirsizlikleriyle yine de uzlaşmalıyız. Modern metropol her zaman yabancılaşma ve yönünü yitirme duyguları yaratmıştır, fakat ötekilerle karşılaşma ve dayanışma için yeni olasılıklar sunmuş ve her zaman “kentin canlılık, çeşitlilik, özgürleştiren farklılık ve devingenlik gibi özellikleri hep varolmuştur.” Bu karşıt eğilimler, hareket ve yerleşikliğin dinamikleri arasındaki gerilimi yansıtan eğilimler, birbirleriyle yakın ve mecburi ilişkide olmuş ve metropol yaşamının heyecanı için temel teşkil etmiştir. İdeali, toplum ve güvenliği, olumlu bir meydan okuma ve çekişme uyandıracak bir açıklıkla eleştirmek olmuştur.

Bu denge bozulmuş, istikrarsızlığa dönüşmüştür. Bu yüzden, kentsel sistemlerin birlik ve bütünlüğünü bozacak güçleri bilip, kabullenip, onlara karşı durmalıyız. Çağdaş kenti şekillendiren inanılmaz karmaşıklık, parçalanma ve kutuplaşma, aynılaşma ve bayağılaşma dinamiklerini görmezden gelemeyiz. Ayrılmayı daha fazla tehdit eden hareket ve akışın yeni teknolojilerini kabullenmezlik edemeyiz. Varlığımız giderek daha çok aracılarla gerçekleştikçe, mekanla sınırlı kimlikler ve toplumlarla ve mekanın kendisiyle olan ilişkilerimiz de temelinden değişiyor. Bireysel deneyimler, çeşitli bilgi mekanlarındaki, birden fazla yazılışa göre şekillenir: “her birimiz, aralarında hiçbir mecburi kimlik ve beraberlik bulunmayan, eşitsiz, parçalanmış ve süreksiz mekansal referanslar evreninde hareket ederiz.”

Yitik Ülke Masalları: Kimlik ve Yer Sounsalı Kollektif Kitabından
Kevin ROBINS - Kent Tutsakları: Post-Modern Kent’de Ne Olaki? Başlıklı Makalesinden Alıntılanmıştır.
Türkçesi Türkan YÖNEY Sarmal Yayınevi Ağustos 1996 Sayfa 74-78

Yitik Ülke Masalları: Kimlik ve Yer Sounsalı – Kollektif (Sarmal Yayınevi)
Yitik Ülke Masalları'nda Yahudilik, Sürgün ve Öteki Olmanın Ahlakı (Elizabeth Grosz), Yitik Ülke Masalları (Glen Bowman) Kent ve Tasarım (Donatella Mazzoleni) Kent Tutsakları: Post-Modern Kent'de Ne Olaki? (Kevin Robins) Popüler Edebiyat ve Ulusal Kültür (James Donald) ve Onun Öyküleri mi? Emperyalizm Hikayeleri ve İmgeleri (Gail Ching-Laing Low) adlı çalışmalar bu çalışmada yer almaktadır.

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
1982 Anayasası'nın Liberal Taraftarları – Sungur SAVRAN – Radikal 2
Yeni anayasa Ve Liberalizmin Sefaleti – Merdan YANARDAĞ – Sol.org.tr
Önyargı Bağımsızlığı – Umur TALU – Habertürk
Bu İşte Bir MİT Yeniği Var – Nazım ALPMAN – Birgün
Demokrasi Öncesi – Etyen MAHÇUPYAN – Taraf
‘Alevi Açılımı Mı, Sünni Çalımı Mı?' Sorusunun Ötesinde... – Ece TEMELKURAN – Habertürk
"Silahlanmayı Bırakın, Kaynağı Topluma ve Barışa Harcayın" – Tolga KORKUT – Bianet
Kalabalıktan 'Sınıf' Olmaya – Tufan SERTLEK – Sendika.org
Devrimci 1 Mayıs Platformu'ndan Açıklama – Alınteri.org
Sinik-Sözde Solcu Kişilik Nedir (1) – Necmi ERDOĞAN – Birgün Forum
Sinik-Sözde Solcu Kişilik Nedir (2) – Necmi ERDOĞAN – Birgün Forum
Sinik-Sözde Solcu Kişilik Nedir (3) – Necmi ERDOĞAN – Birgün Forum
Hafakan Ruhu / Duvara Taş Atan Çocuklar – Pınar ÖĞÜNÇ – Radikal Cumartesi
Ferahlama Özdemir – Seviyesiz İnsan – Seviyesiz Siyaset
Avanti Musica: Politik Müzikte Yeni Arayışlar Ve Olanaklar – Tolga BİNBAY – Sol.org.tr
Avanti Musica II: Politik Müzikte İşitsel Eylemler – Tolga BİNBAY – Sol.org.tr
Grev Güncesi – Ankara Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri

Hijak At Myspace
Hijak At Deep Medi Musik
Goth-Trad Official
Goth-Trad At Myspace
Goth-Trad Live On Resonance FM At Spannered.org
Deep Medi Music – Releases Volume 1 Informative On STH Holdings
JSL Official
JSL At Myspace
JSL Dubstep Mix – January 2010 On Get Darker
Fused Forces At Myspace
Fused Forces At Twitter
Fused Forces At Soundcloud
Starkey Official
Starkey At Myspace
Starkey ‘Ear Drums And Black Holes’ Informative At Planet µ
Forensics At Myspace
Forensics At Blogger
Forensics – Exile Feat. Indi Kaur VIP Video On Youtube
Dub & Run At Myspace
Dub & Run At Last.FM
XI At Myspace
XI At Twitter
XI Interview - Oli MARLOW – Sonic Router
Mite At Myspace
Distal At Myspace
Mite & Distal – Forgotten Formula Dub On Soundcloud
Mite & Distal – Chocolate Circuit / Attempt At Yellow (EMB001) At Dubstepped.net
Embassy Recordings At Myspace

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – misak[nospam]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel

>>>>>Poemé
Biliyor Musun Nereden Geliyorum? – Oruç ARUOBA

Oradan:
senin gideceğin yerden-
en dibinden
acıların
en içinden
sevinçlerin:
ikimizin gideceği yerden.

Oradan:
ikimizin olduğu yerden-
çevremizden gelen
etkilerden sıyrılıp,
kendiliğimizden
oluştuğumuz yerden.

Oradan:
bizim yerimizden-
ikimizin de geldiği yerden:
yenilgiden
üzüntüden
yeşillikten
mavilikten.

Biliyor musun
nereden?

Yaşamın en dibinden.
İçtenliğin en içinden.

Sen ve ben
neden
gelmişsek ve gideceksek
o yere, o yerden
kendiliğimizden,
gideceğiz ve geleceğiz
o yere
yeniden-

Sen ve ben
yeniden ve yeniden.

senin elin
serin elin
benim elim
derin elim

senin elin
benim elim
benim elim
senin elin

senin elim
benim elin

dingin elin
suskun elim

Gidiyorsun:
Bütün ışıklarımı göndersem seninle
aydınlanır mısın?

No comments: