Sunday, May 30, 2010

Deuss Ex Machina # 302 - Comharthaí A Tharchur Tríd An Bpoll Dubh Chun Solais A Aimsiú

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_302_--_Comharthaí A Tharchur Tríd An Bpoll Dubh Chun Solais A Aimsiú

24 Mayıs 2010 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Special Case: Sublime Porte Netlabel & Non Static Night w. Nick Jett
>1<-Basic Channel-Radiance II (Basic Channel)
>2<-Vainquer-Elevation (Version 1) (Chain Reaction)
>3<-Decay Product-Untitled (Chain Reaction)
>4<-Dubatech aka Fatih Tüter-Nonagon (Baum Limited Picture Edition)
>5<-Derivate-L3 (Sublime Porte Netlabel)
>6<-Randoman-Undulation (Sublime Porte Netlabel)
>7<-Tim Hecker-Spectral (Mille Plateaux / Alien8 Recordings)
>8<-Tim Hecker-I'm Transmitting Tonight (Mille Plateaux / Alien8 Recordings)

Comharthaí A Tharchur Tríd An Bpoll Dubh Chun Solais A Aimsiú (302) – Yıkıp Döktüğümüz Vicdanlarımız, Altından Kalkamayacağımız Sonuçları Da Beraberinde Getiriyor. Kesinliklerin, Kesikinleştirilmesi İlla Bir Yerlerinde Bit Yeniği Arama Mecburiyetimiz İmdi En Derin Yaralarımızı Kaşımaya Devam Ediyor. Çoktan Kabuk Bağladığını Sandığımız, Üzerine Ölü Toprağı Serpiştirilmiş Sanrısına Tutulu Kaldığımız Hallerimiz Gerçekliklerimiz Olarak Yeniden Gösterime Giriyor. Gösterimde Olan, Hasıl Olan Karanlığın Nasıl Ötesi, Berisiyle, Ayrısı, Gasyrısıyla Olmadan Cümbür Cinnet Her Birimizi Kapsadığını Fark Ettiriyor Üzerinde Düşünmeye Davet Ediyoruz. Kat Etmeye Çabaladığımız Yolun Tali Aralıklarından Yeni Geçitler Açmamız Gerekiyor. Kulaklarını Sağırlığa, Gözlerini Amalığa Alıştıranlara, Belleklerini Hemen Herşey İle Anında Takas Etmeye Dünden Razı Olan Düzenbazların Karşısında Kopartılan Acı Çığlıkları Duyumsuyor Musunuz? Eğer Yanıtınız Olumluysa Artık Gidebileceğimiz Başkaca Bir Evren, Tüketebileceğimiz Başka Kaynaklar, Çanına Ot Tıkayacağımız Başkaca Yaşamlar Olmadığını Da İdrak Etmişsinizdir. Yıkıntıları Altında Kaldığımız Vicdanlarımızı Onarabilmek Sadece Yüreklerimizi Ortaya Koyarak, İşttiğimizi Uygulamaya Geçerek Ama Asla ve Kat'a Tenkitleri Geri Dönüşüm Kutusundan Hayatlarımıza Bir Kere Daha Taşımadan Sağlanabilecektir. O Kıyısında İlerlemeye Gayret Ettiğimiz Yolun Sonundaki Işığa Ulaşıncaya Kadar Devamlılığı Sürecek Bir Döngü. Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz. [Kirlilik Yüreğin Her Birimizi Ele Geçirmeye Yeter Mi? Nah Diyenler Avazlarını Yükseltsin Broşüründen] Dipnotsuz, Teksirsiz Tek Perdelik Hayat Kazanımları

>>>>>Bildirgeç
İdeolojideki Anlamlı-Keyif*
Voix acousmatique'in bir "ideoloji eleştirisi" için en kapsamlı sonuçlar doğuran örneği Terry Gillian'ın Brazil filmidir. "Brazil" film boyunca saplantılı bir biçimde çalınan, 1950'li yıllara ait aptalca bir şarkıdır. Statüsü (ne zaman öyküsel gerçekliğin bir parçası olduğu, ne zaman ses kaydının bir parçası olduğu) hiçbir zaman belli olmayan bu müzik, acı verecek ölçüde gürültülü nakaratı sayesinde, süperegonun budalaca keyif al buyruğunu cisimleştirir. Kısacası "Brazil", filmin kahramanının fantazisinin içeriği, onun keyfinin dayanağı, gönderme noktasıdır ve tam da bu sayede fantazinin temel muğlaklığını sergilememeize izin verir. Film boyunca, "Brazil"in budalaca, mütecaviz ritmi totaliter keyfinin dayanağı işlevini görür gibidir, yani filmin anlattığı "çılgın" totaliter toplum düzeninin fantazi çerçevesini yoğunlaştırır gibidir. Ama en sonunda, maruz kaldığı işkence yüzünden direncinin kırılmış gibi göründüğü anda, kahramanımız işkencecilerinden "Brazil" şakrısını ıslıkla çalarak kaçar! Totaliter düzenin dayanağı işlevi görmesine rağmen, fantazi aynı zamanda toplumsal-simgesel şebekeden "kendimizi çekip çıkarmamızı", onunla aramıza bir mesafe koymamızı sağlayan gerçek kalıntısıdır da. Budalaca keyif takıntımız çılgınlık raddesine ulaştığında, totaliter manipulasyon bile bize ulaşmaz.

Fassbinder'in Lili Marleen filminde de aynı voix acousmatique fenomeniyle karşılaşırız: Film boyunca Alman askerlerinin çok sevdiği aşk şarkısı insanı bezdirinceye kadar tekrar tekrar çalınır ve bu sonsuz tekrar hoş bir melodiyi bizi bir an bile rahat bırakmayan, acı verici ölçüde tiksindirici bir asalağa çevirir. Burada da şarkının statüsü belirsizdir: Goebbels'in kişileştirdiği totaliter iktidar onu manipule etmeye, yorgun askerlerin hayalgücünü ateşlemek amacıyla kullanmaya çalışır, ama şarkı tıpkı şişeden alıverilen bir cin gibi, iktidarın pençesinden kaçar. Kendine özgü bir hayat sürmeye başlar - yarattığı sonuçları kimse denetleyemez. Fassbinder'in filminin can alıcı özelliği, "Lili Marleen"in kesin muğlaklığı üzerindeki bu ısrardır: Bütün propaganda aygıtlarının yaydığı bir Nazi aşk şarkısıdır elbette ama, aynı zamanda, kendi kendini, onu destekleyen ideolojik makineyi patlatabilecek altüst edici bir unsura dönüştürmenin de eşiğindedir, dolayısıyla her zaman yasaklanma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Budalaca keyifle dolu böyle bir gösteren parçası, Lacan'ın öğretisinin son evresinde, le sinthome adını verdiği şeydir. Le sinthome, semptom değildir, yani şifresi yorum tarafından çözülecek şifreli mesaj değildir, dolaysız olarak jouis-sense, yani, yani "anlamlı-keyif" yaratan anlamsız harftir.* İdeolojik yapının inşasında sihthome'un oynadığı rolü ele aldığımızda, "ideoloji eleştirisi"ni yeniden düşünmek zorunda kalırız. İdeoloji çoğunlukla bir söylem olarak kavranır: Anlamları özgül eklenmişleri tarafından, yani bir "düğüm noktası"nın (Lacancı ana-gösterenin) onları homojen bir alan halinde bütünselleştirme biçimi tarafından üstbelirlenen unsurların oluşturduğu bir zincir olarak kavranır. Burada belli ideolojik unsurların "yüzer-gezer gösterenler" -ki bu gösterenlerin anlamı da hegemonyanın işleyişi tarafından geri dönüşlü olarak sabitlenir- işlevini görmeleriyle ilgili çoktandır klasikleşmiş Laclaucu analizlere başvurabiliriz (mesela "komünizm" diğer bütün ideolojik unsurların anlamını özgülleştiren bir ""düğüm noktası" işlevini görür: "Özgürlük", "biçimsel burjuva özgürlüğü"ne karşı "fiili özgürlük" haline, "devlet", "sınıf baskısının aracı" haline gelir, vb.)** Ama sinthome boyutunu hesaba kattığımızda, ideolojik deneyimin "yapay karakterini suçlamak, ideoloji tarafından "doğal" ve "verili" bir şeymiş gibi yaşanan nesnenin aslında söylemsel bir inşa olduğunu göstermek yetmeyecektir artık; ideolojik metni bağlamı içine yerleştirmek, zorunlu olarak ihmal edilen sınırlarını görünür kılmak artı yeterli değildir. Tam tersine, yapmamız gereken (Gillian ya da Fassbinder'in yaptığı) şey, sinthome'un nihai budalalığını teşhir etmek amacıyla, onu, bir büyüleme gücüne sahip olmasını sağlayan bağlamından tecrit etmektir. Başka bir deyişle, değerli armağanı (Lacan'ın XI. Seminer'de söylediği gibi)*** boktan bir armağana dönüştürme işlemini, bu büyüleyici hipnotize edici sesi iğrenç, anlamsız bir gerçek parçası olarak görme işlemini gerçekleştirmemiz gerekir. Bu tür bir "yabancılaştırma" Brecht'in Verfremdung'undan daha radikaldir belki de: Burada fenomeni tarihsel bütünlüğü içine yerleştirerek değiş, söz konusu fenomenin "tarihsel dolayım"dan kaçan dolaysız gerçekliğinin, budalaca, maddi varolşunun nihai hükümsüzlüğünü bize hissettirerek mesafe yaratılır. Burada diyalektik dolayımı, fenomene anlam veren bağlamı eklemeyiz, çıkartırız. Dolayısıyla Brazil ya da Lili Marleen,"totalitarizmin bastırılmış hakikati"ni falan sahneye koymaz; totaliter mantığın karşısına kendi "hakikat"ini çıkartmaz. İçerdiği habis budalaca keyif çekirdeğini tecrit ederek etkili bir toplumsal bağ olarak totalitarizmi çözündürür.

Spielberg'in Güneş İmparatorluğu'ndaki o yüce ama aynı zamanda acı verici sahne işte tam bu sınır çizgisindedir. Şanghay yakınlarındaki bir Japon kampında hapsedilmiş olan küçük Jim, son uçuşlarından önce törenlerini yapmakta olan kamikazeleri seyreder. Onların söylediği şarkıya, kilisede öğrendiği Çince bir ilahiyle eşlik eder. Oradaki hiç kimsenin, İngilizler kadar Japonların da anlayamadığı bu kanto bir fantazi sesidir. Sözleri "pis" olduğu için değil, Jim onun sayesinde en derinlerinde yatan benliğini, varlığının en mahrem alanını teşhir ettiği için müstehcen bir etki yaratır. Jim ilahi sayesinde içindeki nesneyi, agalma'yı, yani kimliğini ayakta tutan gizli hazineyi alenen ortaya serer. Bu nedenle, bu sesi işiten herkes, şarkıyı tanımsız bir saygıyla dinlerken bile bir şekilde mahcup olur -biri kendini bize "fazla" açtığında olduğumuz gibi. En önemlisi, Jim'in sesinin niteliğindeki değişmedir: Belli bir noktada, boğuk, çatlak, kimsesiz sesi uyumlu tınılar çıkaran bir sese dönüşür ve bir orgla bir koro ona eşlik etmeye başlar. Perspektifi, başkalarının onu duyuşundan Jim'in kendi kendisini duyuşuna, gerçeklikten fantazi mekânına kaydırmış olduğumuz açıktır.

Üç filmin de, öznenin ancak onun "gerçekliği bütünüyle kaybetmek"ten kaçmasını sağlayan bir süperego sesine (filmlere adlarını da veren "Brazil" ve "Lili Marleen" şarkıları ve Jim'in ilahisini) tutunarak hayatta kalabildiği totaliter bir evreni anlatması tesadüf değildir. Lacan'ın işaret ettiği gibi "gerçeklik hissi"miz hiçbir zaman sadece bir "gerçeklik testi"nden (Realitatsprufung) destek almaz; gerçeklik, ayakta kalabilmek için, her zaman belli bir süperego buyruğuna, belli bir "Böyle Olsun!"a ihtiyaç duyar. Bu buyruğu veren sesin statüsü ne imgesel ne simgeseldir, gerçektir.

*Slavoj ŽIŽEK - Yamuk Bakmak - Popüler Kültğrden Jacques Lacan'a Giriş Kitabından (Metis Yayınları - Metis Kültür İncelemeleri) İdeolojik Sinthome Bölümünden - İdeolojideki Anlamlı-Keyif Adlı Kısmı Sayfalar 173-176'dan Alıntılanmıştır.

*İdeolojik jous-sense kavramı için bkz. Slavoj Žižek, İdeolojinin Yüce Nesnesi çev. T.Birkan, İstanbul: Metis, 2002
** Bkz. Ernesto Laclau ve Chnatal Mouffe, Hegemony And Socialist Strategy, Londra: Verso Books, 1985; Türkçesi: Hegemonya ve Sosyalist Strateji, çev. A.Kardan, M.Doğanşahiner, İstanbul: Birikim, 1992.
*** "Sana kendimi veriyorum... ama kendimden yaptığım bu armağan... açıklanmaz bir biçimde boka dönüşüyor" (Lacan, The Four Fundamental Concepts Of Psycho-Analysis s,268).

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Sakın Ha, Bozma Ezberini... - Ahmet TONAK - Birgün
"Kılıçdaroğlu Kürt ve Alevi Sorunlarından Kaçamayacak" - Tolga KORKUT - Bianet
Olanlar, Olabilecekler... - Mesut ODMAN - Sol.org.tr
Sirk Anayasasından Manzara - Karin KARAKAŞLI - Kronik Muhalif
Küresel Operasyon ve Kılıçdaroğlu - Dr. Mustafa PEKÖZ - Sendika.org
Manşetler Yaptırdım, Gelip Geçmeye - Umur TALU - Habertürk
Kışanak: Kılıçdaroğlu'nun Turnusol Kağıdı Kürt Sorunu - Bianet
Nasıl Rahat Uyuyorsunuz? - Birgün
İş Kazaları Kader Değildir - Ahmet İNSEL - Radikal 2
Tekel İşçisi Direnmeye ve Öğretmeye Devam Ediyor... - Özgür MÜFTÜOĞLU - Sol.org.tr
Grev Güncesi – Ankara Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri
Köpek Soyu Kırımı - Serhan ADA - Radikal
Ahmet İnsel İle Söyleşi: "Milliyetçilik Sorunlu Bir Onur'dur" - İrfan AKTAN - Y.Aktüel / Birikim
Bir Kuşak Değişti, Kayıplar Hala Bulunamadı - Semra PELEK - Bianet
Avrupa Birliği Kurgusu Çatırdıyor - Selçuk ÖZBEK - Hayri KOZANOĞLU - Birgün Pazar
Irkçılığı Kışkırtanların Son Eserleri! - Evrensel / Nor Zartonk
Ajans # 17 - Yiğit A. - 13Melek
Beş Soruda Kişilik Tahlili - Kristensenn - Kristensenn
Uyuyordum - Aglea - Ztopya
Sadece Bu Yeterli Değil - Kıyma Makinesi - Gönenç - Amme Hizmeti

Sublime Porte Official
Sublime Porte At Myspace
Sublime Porte Official Blog
Sublime Porte Presents Non-Static Night Event Page
Kısır Döngünün Dışından Elektronik Sesler: Sublime Porte'den Haber Var - Deuss Ex Machina
Basic Channel / Chain Reaction Homepage
Chain Reaction Discography On Circonium
Underground Resistors By Biba KOPF On The Wire
Dubatech / Cold Form / Fatih TÜTER Official
Dubatech / Cold Form / Fatih TÜTER At Myspace
Dubatech / Cold Form / Fatih TÜTER At Soundcloud
Derivate / Havantepe / İsmail GENÇ At Myspace
Derivate / Havantepe / İsmail GENÇ On GSMH - Yiğit A. - 13Melek
Dubatech / Havantepe - Baum Limited Picture Edition - Clone.nl
Randoman At Myspace
Randoman EON EP - Nick Jett - My Own Kaos
Randoman Green Is The Light On Youtube
Tim Hecker Official
Tim Hecker At Wikipedia
Two And A Half Questions With Tim Hecker - Headphone Commute

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – misak[nospam]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Not Yet Titled Installation, Dimensions Variable, Thorns, Thread, 2009 - Cui Fei

>>>>>Poemé
Hiçbir Pul Hiçbir Zarfa Yakışmıyor - Edip CANSEVER

Hiçbir pul hiçbir zarfa yakışmıyor
Hiçbir zarf üçbeş satıra
Ne zaman yanyanayız işte o zaman
Doyamıyoruz tenlerimizin bitmez tükenmez sorgusuna.

Bırakmak bırakılmak demeyelim
Durmadan yer değiştiriyor anlamlar da
Ben ki bir boşluk kadar büyümüşüm bu yüzden
Sanki kış aylarında bir uçurumda.

Anlarım sedir ağacının dilinden
Ve usta bir aslan terbiyecisinin ruhundan da
Hiç anlamaz olur muyum öpüşünü de kalbimi
O öpen sensen bir de dalgaları çekiştiren bir kız çocuğuyla.

Hepsini biliyorum, hepsi aklımda
Hepsi de hiç kımıldamayan bir duman gibi havada.

Kaynak: Sevda İle Sevgi
(c) Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık

1 comment:

jazzanova said...

karadelikten çıkış yolu bulur o ışık =) selamlar