Sunday, October 10, 2010

Deuss Ex Machina # 319 - Opium Nights (Sell More, Kill More)

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_319_--_Opium Nights (Sell More, Kill More)

04 Ekim 2010 Pazartesi gecesi "canlı" olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Case PTCHWRK / w. Heval OKÇUOĞLU & Sinan TINAR
>1<-Foals-XXXXXX (Live At Liars Club) (Transagressive Records)
>2<-Best Coast-Our Deal (Black Iris)
>3<-The Chordettes-Mr. Sandman (Cadence)
>4<-Tennis-South Carolina (Fire Talk)
>5<-Figurines-Hanging From Above (Morningside Records)
>6<-The Gun Club-Sex Beat (Lolita)
>7<-Grinderman-Heathen Child (Mute Records Ltd.)
>8<-Desmond & The Tutus-Your Girlfriend (Awesomeland Records)
>9<-The Dead 60s-Riot Radio (Deltasonic Records)
>10<-The Black Angels-The Sniper (Blue Horizon)
>11<-The Black Belles-What Can I Do? (Third Man Records)
>12<-Ariel Pink's Haunted Graffiti-Round And Round (4AD)

İndir / Download # 319

Opium Nights (Sell More, Kill More) (319) – Israrcıl yönlendirmelerin gerisinde oldu bittilere terk edilenler gündemin tortusunda karşımıza mütemadiyen çıkıyor. Elden, dilden ve gözden ırak konumlandırılıp, saman altından yürütülen sular, eğriliğinden şüphe duyulmayan devenin hala düz olduğuna inanmamız beklenen demeçlerin, kavganın eksiksiz, izanın yarım yamalak bıraktırıldığı olayların belirginleştirildiği bir sahneler bütünü hayatımızı kapsıyor. Kapsananan varlığımızı sürdürmek zorunluluğu içerisinde bulunduğumuz devamlılığımız (ki adına hayat denilegeliyor) da değildir sadece. Ulaşabildiğimiz muasırlığımızın ne kadar da narin yapılı, darbelerle şeklinin enikonu bozulduğunu anlamlandırabileceğimiz detaylar barındıran bir ibret vesikasıdır. Tam budur. Mütemadiyen uygulanan susturmalar, düşündüğünü kendine sakla tenkitleri, sokağın sesinde ortaya çıkartılmış olan en ufak bir muhalif tavır bile alenenen muktedirin canını sıkmaya yetiyor da artıyor. Öylesine bir köşede unutulması beklenen, sineye çekilip üzerine soğuk suların içilmesine ısrarcıl olunan konuların hemen tümü varlığını sürdürüken bizlere düşen nedir? Ulaşmak istediğimiz demokrasinin herkese eşit bir biçimde paydalandığı, işi el üstünde tutlup, lazım olana değil, ayrıcalık sahibi hamili kartı bulunana değil herkese aynı tavrın takınılıp sürdürüşebileceği bir ülkenin hayali hala çok mudur? Dert etmekten gayrısına nail olamadığımız ayrıştırmaların, emek haklarının mütemadiyen çiğnenmesinin, bir faşistin elindeki kanı temizlemek için elbirliğiyle uğraş verilirken ötekisi için resmen toz kondurmamanın kimselere bir faydası dokunmayacaktır. Gırtlağımıza kadar batırıldığımız yalanların değil hakikatlerin, eğrinin değil doğrunun bulunabilmesi mücadele kararlılığı ile söz konusu olacaktır. Her şey dönüşürken bizim kuytumuzda sıkışık kalmamızın, olan bitenin tam ortasında kalanlardan pek bir farkının olmadığını kısa dönemde yazmaya gayret ettiğimiz tüm meramlarda yazıya dökmeye gayret ettik. Hala ters istikamette ilerlemekte olduğumuz bilgisine iyi kötü hepimiz vakıfken bulunduğumuz anı sorgulamanın gerekliliğini bir kere daha tüm sağduyu sahiplerine hatırlatmak isteriz. Gündem dahilinde sadece kıvrak zeka ürünü zokaların görünür kılındığı, yem olarak önümüze atılan kalıplaşmış kinin sürdürüldüğü, istiflenmiş talihsiz demeçlerin her nedense aynı anda birbiri peşisıra duyurulduğu zamanımızda çerçevenin kenarında kopan fırtınalardır asıl eğilmemiz gereken. Düşüncenin kıstaslar altında özgürleştirildiği, ilk kırmızı çizgiyi geçenin eline bir daha kalem almasının mümkün olmadığı bir demokrasi mi bizleri medeniyet kulvarında ön plana taşıyacak. Üzerinden bir yıldan fazla süre geçmesine rağmen en ufak bir çözümleme şansı yakalanamayan, faili meçhul tanımının ne demek olduğunu yeniden düşünceli bir şekilde yâd etmemize imkan sağlayan karanlıklar mı? Politik tavrını açıklamaktan kaçınmayanların birbirleri üzerinde uyguladıkları baskın çıkma, en haklı olma durumunun insafsız kördöğüşünün üstüne bizahati devlet eliyle boykot diyen kesimlere uygulanan şirazesinden çıkmış şiddetle mi? Dengesizlikler diyarında olduğumuzun farkına ulaştıran, bin yıldır yaşamaktan (o kadar ağır çileler çektirilmesine, insan olanın ruhunu donduran, taş kesen uygulamalara rağmen) zerre miskal gocunmayan bu yurdun sahipleri arasında rahatlıkla anabileceğimiz Aleviler için "mum söndü" olgusu gibi inanılmasınin yaralayıcı olduğunu düşündüğümüz yaftalamaların, yakıştırmaların üzerinden eğlencelik çıkartmaya gayret edenlerle mi? Cana kastın önünü alamayanların, hala yaşanılır kılınan toprağı daha fazla sömürmesine olanak sağlayacak nükleer, termik santrallerin birbiri peşisıra devreye sokulmasıyla mı? Söze değer vermeyi bir kenara bırakarak, kavga döğüşün yıkım şiddetini orantısız bir biçimde arttırarak mı? Düşünce Özgürlüğü İçin 7. Buluşma kapsamında söz alan Noam Chomsky: "Haklar verilmez bunlar kazanılır ama kazanılan hakların nasıl korunacağı da önemlidir. Günümüz medyasında işe gelmeyen, popüler olmayan ve söylenmesi 'yakışık almayan' fikirler bastırılıyor." "Şimdi ifade ifade özgürlüğünü yeniden kurmak gibi çok zorlu bir görev var önümüzde". Bize düşen şu noktada daha iyisine ulaşmak için, taşın altına elimizi koymak için var mıyız, yok muyuz?
[Kararsızlıkla yitirilen zamanın telafisi akla inanarak, doğru sözden sakınmayarak elde edilir.]

>>>>>Bildirgeç
Bir Türkiye Polisiyesi 'Demokrasi' - Akın OLGUN*

Yasaklarla yoğrulmuş bir ülkeye aykırı düşmüşüz. Fişlenmişiz ve sicilimize hep “kirli” yazılmış.
Çığlıklar devretmişiz kör hücrelere ve gözyaşlarımız sessizce düşmüş yaralarımıza.
Akıbeti belli olmayan kaç yara var içimizde bilemezsiniz. Bedenlerimizi sorguculara teslim ettiğiniz ve üç maymunun taklidini yaptığınız o günden bu yana yok ediliyoruz hiç durmadan.
Bu köhne zincirler kaç bileğe oturdu biliyor musunuz?
Karanlık köşelere sürüklenen kaç ceset var haberiniz var mı?
Suçluluğunuza iman etmiş olanların öfkesi ve nefretiyle tanıştınız mı hiç?
Kısık sesle, ezop cümleler kurup yüksek sesle konuşuyormuş gibi yapmamız neden?
Demokrasi ha geliyor, ha gelecek, az kaldı yolda vari bir niyetçilikle yine görmezden geliyoruz tüm olup biteni. Kötünün iyisi anlayışına teslim edilmiş kabulcülükle baskılara makul bir neden bulmaya çalışıyoruz.
Hadi daha açık konuşalım;
Bir Türkiye polisiyesi gibi izletilen bu demokrasi anlayışı hiç mi rahatsız etmiyor?
Her sisteme uyum sağlamanın demokrat olmak olduğunu, uyum sağlamayanların demokrat değil tutucu ve gerici oldukları varsayımına hangi yöntemle varıyorlar?
Parasız eğitim isteyen ve bu yüzden ağızları kapatılarak derdest edilen üniversite öğrencilerini hangi “evet”in içine koyuyorlar?
Protestodan öcü gibi korkan ve bu yüzden derdestçi polis ordusu ile dolaşan siyasiler hangi demokrasinin temsilcisi? Duymak istemedikleri ne ki bu kadar korkuyorlar?
Konuşma hakkı olan ve konuşma hakkı olmayanlar yer değiştirse her şey çok açık ortaya çıkacak. Türkiye de sorun gerçekten konuşması gerekenlerin değil, konuşmayı iş olsun diye yapanların sistemin köşelerine yapışmış olmaları. Sistemin torbacılarından ve meydancılarından bir türlü sıra gelmediğinden gerçek iç ediliyor.
Yine sürükleniyoruz saçlarımızdan. Yine sesimizi duyurabilmek adına çırpınıyoruz.
Her hakkını isteyenin üstüne gazlanmış bir linç güruhu salınıyor. Polis artık kendisinin yapamadığını sivil faşistlere yaptırıyor.
‘Sol’ seslere tahammülsüzler yine.
Siyasileri protesto eden gençlere örgüt damgası vurup cezaevlerine doldurmaları bu yüzden.
Sadece kendi protestocularını seviyorlar. Mevziye sürdükleri yandaşlarını alkışlayıp, onları demokrasi kahramanı ilan ediyorlar.
Paşabahçe işçisi direniyor hem de tek başına. Direniş çadırından kafa tutuyor haksızlığa. Tek nasırları İsrail olan ve sokağa dökülüp yüksek perdeden slogan atanlar her nedense ortalıkta gözükmüyorlar. Sivil organizasyonları sadece yandaşı oldukları yapının icraatlarını örgütlemekle meşgul.
“Bir avuç” dedikleri sol muhalefetten korkmaları boşuna değil. Yüzlerine vurulan her gerçek onları inanılmaz rahatsız ediyor olmalı. Tutukluyorlar, fişliyorlar, tehdit ediyorlar ama ayrık otları hep karşılarına çıkıyor.
Bu çatışma biat kültürü ile her türlü baskıya karşı direnen kültürün kavgası. Hangi tarafta olduğumuzu artık yüksek sesle dile getirmeliyiz.

*Akın OLGUN'un kaleme aldığı makale Birgün gazetesi'nin 10 Ekim 2010 tarihli nüshasında yayınlanmıştır. Yazarın ve kurumun anlayışlarına sığınarak önemli bir okuma parçası kabilinden sizlerle paylaşıyoruz.

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Bir Türkiye Polisiyesi 'Demokrasi' - Akın OLGUN - Birgün
Demokrasi Oyunları - III Bin - Cüneyt UZUNLAR - Açık Koyu
Devletler Yeni Sansür Yolları Deniyor, Birleşmek Tek Çare - Tolga KORKUT - Bianet
Saldırıya Karşı Hep Birlikte Mücadele - Sendika.org
Bak Şu Konuşana! - Umur TALU - Habertürk
Söylemiyle ‘Evet’ - Halil BERKTAY - Taraf
"Miloseviç’i Bulmak”- Özcan ÖZEN Sol Defter / Sendika.org
Noam CHOMSKY: Mücadele Edilmeden Haklar Elde Edilemez - Evrensel
Slavoj ŽİŽEK: Mesaj Belli: "Ya Sev Ya Terk Et!" - Birgün
Noam CHOMSKY: Kürt Sorunu Küresel Bir Sorun - Sol.org.tr
Ceylan'dan Kalanlar - Seda Ayaz A. - Radikal 2
Hiç - Karin KARAKAŞLI - Kronik Muhalif
Anter: "Hükümet Kürtlere İkiyüzlülük Yapmasın" - Berivan TAPAN - Bianet
Antika Pazarı ve Köhnemiş Sistem - Mithat SANCAR - Taraf
Anadilin "Dilemma" Hali! - Şeyhmus DİKEN - BiaMag
Kimi Kum Gibi Ezip Geçtik? - İlker Cihan BİNER - Jiyan
Mehmet Ali Erbil'den 'mum söndü' - Oral ÇALIŞLAR - Radikal
Referandum Ve Alevifobi - Sefa Feza ARSLAN - Radikal 2
Taksim'den Tuzla'ya Yüzleşme... - Ferhat KENTEL - Taraf
Bir Liberalin Tophane Hayatı ve Ogün Samast - Selami İNCE - Birgün
Özgürlük - Yücel SAYMAN - Evrensel
Boşverdiks - Metin MÜNİR - Milliyet
Düşman Olarak Aydın - Ahmet İNAM - Akşam
Solcu Zombilerle Nasıl Baş Edilir? - Melih PEKDEMİR - Birgün
"II. Tekel Direnişi" Başladı! - Emek Dünyası / Kronik Muhalif
Tekel İşçileri Tek Gıda-İş'in Önünde Süresiz Oturma Eylemi Başlattı! - Alınteri.net
Grev Güncesi – Ankara Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri
Daha Yeni Dünya Düzeni - Ergun ÇAĞLAYAN - Sol.org.tr
“Milyonlarca Yurttaş Sistemden Dışlanıyor” - Jiyan
Sıra Aksu Talanında - Mehveş EVİN - Milliyet Cadde
3. Köprüye Karşı, 2 Milyon İstanbullu Eylemine Yurttaş Katkısı - Yüksel SELEK - Yeşil Gazete


The Patchwork Crew' Official
Foals Official
Foals At Myspace
Foals At Sub Pop Records
Best Coast At Blogger
Best Coast At Myspace
Best Coast - Crazy For You Album Review - Larry FITZMAURICE - Pitchfork
The Chordettes Informative On Wikipedia
The Chordettes At Singers.com
The Chordettes - Mr. Sandman (Mr No Hands Wobbly Remix) Download Via Mr No Hands' Soundcloud
Tennis At Myspace
Tennis / New Band Of The Day By Paul LESTER - The Guardian
Tennis Live At Daytrotter Session 09/24/10
Figurines At Myspace
Figurines At The Indie Music Database
Figurines At Facebook
The Gun Club Informative On Wikipedia
The Gun Club Informative At From The Archives
The Gun Club - Sex Beat Live Via Youtube
Grinderman Official
Grinderman At Myspace
Grinderman - Worm Tamer (Later Live... With Jools Holland) (via CanalRST) - Undomondo
Desmond & The Tutus Official
Desmond & The Tutus At Myspace
Desmond & The Tutus At Twitter
The Dead 60s Informative On Wikipedia
The Dead 60s At Myspace
The Dead 60s At Last.FM
The Black Angels Official
The Black Angels At Myspace
The Black Angels - Telephone Video Directed By Oswald James On Vimeo
The Black Belles Official
The Black Belles At Myspace
The Black Belles - What Can I Do? On Indieshuffle.com
Ariel Pink's Haunted Graffiti On 4AD
Ariel Pink's Haunted Graffiti At Myspace
Ariel Pink's Haunted Graffiti - Before Today Album Review - Mark RICHARDSON - Pitchfork

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – misak[nospam]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Politique Française - Môsieur J. [version 4.0b]]
Môsieur J. [version 4.0b]] Flickr Page

>>>>>Poemé
İşkence Tutanağı - Yusuf ALTUNEL

bilgisayarımın katil vantilatörü
öldürüyor sessizliğini gecenin
yüreğimi teslim almış korkular
fırlıyor yırtık göğsümden
sokakta her araba geçişinde

ölüm coğrafyası okuyor
öğretmenler gözleri kanlı
işkencede inliyor gözaltında
kaybolan zanlı
silah ve miğfer dökülüyor dizeye
hece nasırlı
dersimiz edebiyat
utanç içinde sanat
tecavüzcülerin elinde
dökülür tohumu kanın
buz renkli geceye
tuzlu gözyaşları karışır kurbanın

gece yükseltir sesini
yüreğimi kelepçelerim
apoletler didikledikçe beynimi

ormanda infaz edilmiştir
pırpır alacalı düşler
orospunun birine sunulur
sorgu sonrası gülüşler
sigara, rakı ve esrar kokar
sokakları işkencehanenin
ışığın kaynağı elektrik aşağılıktır,
askısı elbisenin aşağılık
gözyaşları boğar geceyi
inleyen, bağıran, haykıran sanık
boşunadır çırpınışlar,
tüketir söz kimliğini
şarjör boşalır
ufuktan boy veren
güneşin başına
sonra
sonra derin
sonra uzun
sonra vicdan kadar ağır
sonra ekmek kadar keskin
sonra işte
öylesine bir ölüm

toprak altından kemikler boy verir
ayaklanır insan hakları
bulutlar öfkeye gebedir
avrupanın bir kentinde
ölümün sayılarına alışkın görevliyi çarpar
taburun birinde çevrilen karanlık manyetolar
doktor kontrolündedir işkence
yüzünü gizler
diplomalı bir günde erkanın önünde
hipokrat adına edilen yeminler
kurşunlanır beden
yakılır kemik
tutuşur halay
tilililer kıvılcımlanır
bir şahini kopartır
güvercin maviden
usulca soyunur
suya girer
dal gibi ince ,
gelin
sonra derin
cehennem kadar derin
muştu tohumları ekerim

kışı yaza vuran alıcı kuşlar
birazcık da bu taraflara çıkın gelin

Kaynakça: Şiir.gen.tr

No comments: