Sunday, January 09, 2011

Deuss Ex Machina # 332 - Cyfiawnder Ydy Mae Arteffact Erbyn Yn Gallu

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_332_--_Cyfiawnder Ydy Mae Arteffact Erbyn Yn Gallu

03 Ocak 2010 Pazartesi gecesi "canlı" olarak yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Papercut-My Melody (The Sound Of Everything)
>2<-Papercut-A Dream (The Sound Of Everything)
>3<-Rayess Bek Orchestra-L'Homme De Gauche (Forward Music)
>4<-Rayess Bek Orchestra-Schizophrenia (Forward Music)
>5<-Igor Boxx-Last Party In Breslau (Barcode Records / Ninja Tune)
>6<-Igor Boxx-Russian Percussion (Barcode Records / Ninja Tune)
>7<-Mikrokolektyw-Revisit (Delmark Records)
>8<-Mikrokolektyw-Lipuko (Delmark Records)
>9<-Jazzpospolita-Fashion For Orient In The 70's (Ampersand Records)
>10<-Jazzpospolita-Sea, Panther, Shallow (Ampersand Records)
>11<-Vieux Farka Touré-Slow Jam (Six Degrees Records)
>12<-Vieux Farka Touré-Aï Haïra (Six Degrees Records)
>13<-Khaira Arby-Feriene (Clermont Music)
>14<-Khaira Arby-Wayidou (Clermont Music)

Cyfiawnder Ydy Mae Arteffact Erbyn Yn Gallu
(332)
Çığlık çığlığa bir sessizlik girdabından diğerine seyrüsefer eyleniyor. Sessizleştirilmiş, sesleri kısıtlandırılmışlar için enikonu karar anlarının dökümü gerçekleştiriliyor. Önce birer birer sonra ivedi bir şekil yaratılmışçasına tekmili birden tek perdede cümbür cinnet halimizin görünürlükleri arttırılıyor. Kara gürültü, pusun içerisinde yankısını bulmaya devam ederken seslerini yitirmekten korkanların tümü bir daha asla demekte tereddütsüz davranabilecekleri yüzleşmeler ile karşı karşıya kalıyor. Yüzleşilen o ana kadar kendi haline terk edilmiş olan sorunların görünürlüğünün kanıtlanmış olmasıdır. Bizahati kanıtıdır. Yüzleşmek aynı zamanda belagatli küfürlere, sizinkileri! bizimkilerle aynı saflarda göremiyoruz ayrıştırmasına yol açan nedenleri fark edebileceğiniz bir çözümlemenin aracıdır. Bir şeylerin üzerinden yükselmemiz söz konusu olsa da, salt yükselmekten daha ehven olması lazım olan şeyler için taşın altına yüreğini koyabilmenin gerçekliğinin zihinlere işlenmesidir. O aralıklarda zihinlere işlenmekte olan. Yüzleşmek topyekün farkındalılık sağlamaya çaba sarf ederken ha bire muktedirce durmaksızın ötekileştirilmekten, boyuna derdest edilmekten, heder edilmiş olanların da yanında durabilmektir. Pundunu buldu mu, kılıfını uydurdu mu daha fazla fikriyatı köşeye sıkıştırmaların biz ve onlar ayrıştırmalarının kimselere bir fayda sağlamayacağı muhakkaktır. Görmekten imtina edilip, zamanın şartlarına göre kendilerine yeni konumlandırmalar gerçekleştirerek, mevkii oluşturanların hesap verecekleri kitlelerin halklar olduğunu unutmadan ilave etmeliyiz. Yıkıntıları altına kalakaldığımız saldırganlıkların, işittiğini anlamazdan gelmelerin, ne olacak canım ötekisinin haklarına sahip çıkacağız-lar lar'a dair savunuşların, varsa biz yoksa biz anlayışının tek bir arpa boyu yolu kazandırmayacağı belirgindir. Kaçırılan her teşebbüs, umarsızca tüketilen her hamle bitmeyip tükenmeyip resmen hem nalına hem mıhına giydirişler ile ortaya çıkan resmin karaşınlığını daha makul kılmayacaktır. Her sabah tozpembe hayallere uyanılmadığının, birilerinin haklarının üzerinin çizmelere doyulmadığının, zihniyetleri değiştiremiyorsak izole edilmişliklerini daha fazla yüzlerine vurmalıyız kararlılığının!, emeğinin mücadelesini verirken emekçinin, öğrenci olduğundan hakkını mı savunacakmış denilerek kestirmeden yaftalanmakta tereddütsüz yaklaşılan gençlerin protestolarına haklı bir savuma biçimiymişçesine, veririz ileri demokrasimizin en tanınmış ürünlerinden biber gazlarını ve coplarımızı, üzerine çeşitli televizyonlarca meşhur eylenen! eğreti tomalarımızla yanıtlarımızı şiddetinin her dakika afaki bir biçimde günyüzü bulduğu toprakta ikamet etmekteyiz. Yaratılmış olan şiddetin merhaleleri aşama aşama dönüşüme tabii tutulurken dipsizliğin ücra noktasında birbirini aynılaştıran cümleler kuruluyor. Görmekte olduğumuz susturmaların hiddetli yüzlerinin yanında paylaşmaktan gocunmadıkları her hallerinden belli olanların tektipleştirilmiş tornalarda sıralarını, köşelerini, ekranlarını doldurukları ezberlenmiş sözler, aba altından sopalar sallamalar sürdürülüyor. Aynılaştırılmış olanlardan biçimsiz haldeki muktedirin yalanları! sızıyor. İş bu aralıkta dökümü yapılan her ses bugünlerden, yarınlara emanet edilecek, yük edinilecek, öğrenilip ders alınacak birer kıssaya dönüşüyor. Zihinde öğrenmesi belki de epey yıllarca sürecek hayat derslerini birden belleğimizle buluşturuyor. İzleri çoktan silindi diye belletilmiş olan nice hakikatin, muktedirce aymazlıklarla dönüştürülmeye, yıllar yılıdır boynumuzda taşıyadurduğumuz sicim ipinin yaralarını anlaşılır kılıyor. Her sessizleştirilenin, her susturulanın bir yerlerde varlığını sürdürmeye yardımcı olan mücadelesinin okunabilirliğini, hikayeden değil gerçekten anlayabilmemizi sağlıyor. Gönül ferahlatmaktan çok daha fazlası için endişeleri dile getirirken, fenomenler öne sürerken bir yandan da sokağın sesine karışmak gerektiğini, unutturulduğu üzerine basa basa belirtilmiş olsa da babylon kulesinin, katmanları çok da belirli olmasa da her defasında çok daha fazla sözcüğün dilin duyumsatıldığı ortaya çıkıyor. Yorum yaşananlarla, yaşatılanlarla bütünleşiyor. Adlarını söyleyerek davaları, katilleri, karanlığı oluşturanların arkasındakileri bulma çabasını bir yana sürekli yokuşa sürdükleri ve toplumsal bellek platformunun hatırlatmalarıyla ikrar ettiğimiz falili belli katliamların hesap sorulabilirliğini ortaya çıkartmak söz konusuysa sokağın yanında durmalıyız. Bildik teraneleri ileri sürerek, neresinden bakılırsa bakılsın adaletin sağlanamayacağı bir yandan eli kanlıların serbest bırakılmalarını mümkün kılıp, öte yandan Mutki'de yıllar önce izleri kaybettirilmiş olan dokuz insandan arta kalanların günyüzü bulduğu tahkikatin dahilinde olayın sorumlularının kimler!! olduğunun ortaya çıkartılmadığı, tam aksine olayların üzerinin örtbas edilmeye çalışılarak, handiyse iyice çoraklaştırılmış bir iklimin yaşanılabilirliğinin söz konusu olamayacağını anlaşılır kılmak için sokağın yanında durmalıyız. Birbirlerine düşman kesilmekten gayrısının zaten gerçekleştirilmediği komşu ülkeler ile aramızda yeni duvarlar örülmesinin mübah sayılamayacağının iyice anlaşılır, dostluğun adını yüceltecek bir sanatsal yapıtın tanımı olarak ucube sıfatının halkları yakınlaştırmayacağını tam aksine, ellerini ovuşturup duran silah tüccarlarının, kandan beslenen yüzsüzlerin aşlarını çoğaltacağının bilinirliğini sağlayabilmek için sokağın yanında durmalıyız. Ve evet bu kadar kısaltılmış cümleler ile olsa dahi fazlasını aşağıdaki ağ bağlantıları içerisinde bulacağınız nice yanlışlık, zincirleme körlüğü beraberindeki hata kabul edememezliği, yanlışı yanlışla onarır görünmenin asla hakikatleri gizleyemeyeceği bir ülkenin oluşturulabilirliği için, Odtü'de öğrencilerce açılan 'başkaldırıyoruz' fiili hepimize örnek teşkil etsin. Duyumsatılmayan, işitir kılınmayanlar için hakları gasp edilenler, esamesi okunmayanlar, okunan esamede dış kapının en dış mandalı ilan edilenler, ayrısız gayrısız sürekli darp edilmekten başkasıyla da yüz göz olamayanlar için başkaca bir seçenek söz konusu değil...Şimdi ve burada!!!

>>>>>Bildirgeç
Nereye Kadar? - Merve TUNCAY*

60’larda darağacı, 80’lerde işkence vardı, bugün sözde demokrasi!

Düşüncelerini ifade ettikleri için tutuklanan öğrenciler, darağacında asılan, hapishanelerde işkence gören, okullarında kurşunlarla faili meçhul cinayetlere kurban giden, haklarını aradıkları için polis şiddetine, tacizine maruz kalan öğrenciler… Okudukları okullarda, eylem yaptıkları alanlarda, söz aldıkları konferans salonlarında sussunlar diye ağızları kapatılarak, sırtlarına coplar vurularak, yüzlerine biber gazı sıkılarak, polisin hakaretleri eşliğinde gözaltına alınan öğrenciler… Darağaçlarında idam edilen, işkencelerden geçen öğrenciler vardı dün. Polisin, devletin olduğu yerde kan biterdi o günlerde kampüslerde, alanlarda, mahkeme salonlarında… Kurutamadılar, kazıyamadılar muhalif öğrencilerin, gençlerin kökünü. Bugün de mücadele ediyor gençler adaletli bir hayat için. Kendilerini ifade etmek istiyorlar, parasız bir eğitim istiyorlar, ücretsiz ulaşım istiyorlar, demokratik bir üniversite, anadilde eğitim istiyorlar… Bu isteklerini dile getirdiklerinde bugün de baskılarla karşılaşıyorlar. Soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalar, saldırılar… Ama asla vazgeçmediler, vazgeçmiyorlar, vazgeçmeyecekler haklarını arama mücadelelerinden. Ne geçmişte, ne bu gün, ne yarın…

“Dokunma yanarsın!”

Sadece son bir aya bakmak bile yeterli üniversitelerin ve üniversite öğrencilerinin durumunu anlamak için. İTÜ’ de başbakanı protesto eden 18 üniversite öğrencisi tutuklandı, YÖK’ün kuruluş haftasında üniversitelerde polis şiddeti ve biber gazı vardı, Haşim Kılıç’ın demokrasiden bahsettiği bir panelde Haşim Kılıç’a üniversitelerde demokrasi olmadığını söyleyen bir öğrenci ağzı kapatılarak önce susturuldu, sonra arkadaşlarıyla birlikte yaka paça dışarı çıkarılarak gözaltına alındı. En son hafızamıza yer eden görüntü ise Dolmabahçe, Beşiktaş, Kurtköy, İzmit’te bol gazlı, bol coplu, şiddetin hâlâ “orantılanamadığı”, öğrencilerin polis tarafından yerlerde sürüklendiği, tekmelenip yumruklandığı, üstlerine basıldığı, kadın öğrencilerin sözlü ve fiziksel tacize uğradığı sahneler oldu. Hükümet ve emniyet güçleri “görevlerini” yaptı. Demokrasi vurgusu yapan hükümet bunun yalnızca kendilerine hak olduğunu söylercesine kendisi gibi düşünmeyene aba altından copu, tekmeyi indirmeyi yine ihmal etmedi.

İçi boş söylemler

İfade özgürlüğünü hiç bir alanda yaşatamadığımız bir ülkedeyiz. Bir kelimeyi bu kadar çok kullanıp uygulamasını hiç görmediğimiz bir ülkede. Sadece üniversitelerdeki öğrenciler değil kendilerini ifade etmek istediklerinde engellenenler, yok sayılanlar, yok edilenler. Gazeteciler, aydınlar, Kürtler, öğretmenler, yazarlar, Pınar Selekler, Hrant Dinkler…

Var olduğuna inandırılmaya çalışıldığımız demokrasinin belli bir kesime uygulandığı bir ülkedeyiz. Partilerin kapatıldığı, milletvekillerinin, belediye başkanlarının ellerine plastik kelepçe takıldığı, Kürtçenin mahkemelerde bilinmeyen bir dil olarak kabul edildiği bir ülkede.

Polisin bizi koruduğunu anlattıkları ama bunu bir türlü göremediğimiz bir ülkedeyiz. 1 mayıslarda, 8 martlarda, TEKEL ve öğrenci eylemlerinde “zor(balık) kullanma yetkisini” eline alan polisin uyguladığı şiddetin meşru gösterilmeye çalışıldığı bir ülkede. Kelimelerin anlamının kirletildiği bu ülkede herkes payına düşenle cebelleşirken öğrenciler denasibini alıyor hükümetten, rektörlerden, sistemden.

Sürünerek öğrenci olmak

Harçlar, ev kirası, yurt parası yol parası… “Sizin paranız mı var da yumurta atıyorsunuz?” diye soran Erdoğan yumurta paralarıyla öğrencilerin cebini düşüneceğine, öğrencilerin taleplerini dikkate alsaydı bu küçük hesabı yapmak zorunda kalmazdı. Bu nasihat öğrencilerin ekonomik koşulunu çözmez. Tıpkı üniversitelerdeki demokrasi sorunun başörtüsü meselesiyle çözülmeyeceği gibi… O zaman öğrenciler ona tekrar sorarlar: “Yumurta paralarını düşünen başbakan, parasız eğitim, ücretsiz ulaşım, barınma, anadilde eğitim ve öğretim hakkımızı engellerken, bizi süründürürken, haklarımızı aramak için alanlara çıktığımızda, her anlamda demokratik bir üniversite istediğimizde başörtülü arkadaşlarımızın da girebildiği anadilde eğitimin de verilebildiği, demokrasi konusunda hepimizin eşit olduğu, hepimizin fikir ve ifade özgürlüğümüzü rahatça ortaya koyabildiği bir üniversitede okuma hakkımızı, demokratik eğitim hakkımızı aramak için sözümüzü söylerken bizi neden susturmaya çalışıyorsunuz? Polisinizi, emniyet amirlerinizi neden üstümüze salıyorsunuz? Rektörlerinizle toplanıp bizim okuduğumuz üniversitelerle ilgili kararlar verirken sürüne sürüne öğrenci haline getirdiğiniz bir gençlik yarattığınız yetmiyor mu da, polislerinizin iplerini salıp, üstümüze saldırtıyorsunuz?”

Üzülmek yetmez, taraf olmak lazım

Yerlerde sürükleyerek düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen bir sürü haline getirilebilir mi gençlik? Ne zaman kim başarabilmiş ki bunu? Kendi geleceğine şiddeti, baskıyı reva gören bir zihniyetle hesaplaşma vakti hala gelmedi mi? Sadece üzülmenin, ah yazık demenin yeterli olmadığı bir dönemde taraf olmak lazım. Gençler böcek yerine koyulup gazlara boğulurken, aldığı darbeyle bebeğini düşürürken, copları sırtlarında, kasıklarında hissederken, sürüklenerek gözaltına alınırken, postallarla üstlerine basılırken yanlarında olmak lazım. Sadece kendimizi onların yerine koyarak soruna taraf olamayacağımıza göre, kendimizi onların yanına koymamız lazım ki dokunamasınlar gençlere ve geleceğe.

* Kısa öndeyişimizin tamamlayıcısı olarak 09 Ocak tarihinde Kronik Muhalif sitesinde Merve TUNCAY tarafından kaleme alınmış olan "Nereye Kadar?" başlıklı makaleyi, yazarın ve ilgili sitenin anlayışlarına sunarak sizlerin dikkatine sunuyoruz....

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Savaşma Konuş! - 500binradikal.com
Nereye Kadar? - Merve TUNCAY - Kronik Muhalif
Sokaklar Gençliğindir - Başyazı - Atılım
Eğer AKP Önünde Olabilseydik, Diyecektik Ki... - BalıkBilir.com Facebook Sayfası
Üniversitenin Gerçek Sahipleri Konuştu - Kollektifler / Sendika.org
Ögrenci Hareketi Nereye - Çimen GÜMÜŞ - Jiyan
Vali Liseli Avında - Tamer DOĞAN - Bianet
Çöp Meselesi - Mıgırdiç MARGOSYAN - Evrensel
Kürt Çocuklarını Sıraya Dizmek - Akın OLGUN - Birgün Pazar
Siyasette İkiyüzlülük - Nadiye GÜRBÜZ - Atılım
“Piyasa” Kürt Sorununu Çözemedi - Ferda KOÇ - Sendika.org
Gültan KIŞANAK: Başbakan Ya Milletin Ne Olduğunu Bilmiyor, Ya Da Dilin - Bianet
CHP'nin KCK Sınavı - Dilek KURBAN - Radikal
Sağırlar Tartışırken - Aydemir GÜLER - Sol.org.tr
Demokratik Özerkliğin Türkçe Medyası - Ragıp DURAN - Köxüz
Erdem Can: “İlgisiz Ama ‘Bilgili’ Murat Belge” - ANF / Sol Defter
Kirli Savaşın Kanıtları - Birgün
Milli Define Avı - Yıldırım TÜRKER - Radikal Pazar
Cumartesi Meydanı'nda Dedelerini Sordular - Atılım
Belediye Toplu Mezarları Yok Etti - Ferhat ARSLAN - Günlük
188 Cinayet Ve Adalet - Okay GÖNENSİN - Vatan
Bir Daha Ve Son Defa... - Aydın ENGİN - T24
Hizbullah Düzeni, Coplar Demokrasisi - Merdan YANARDAĞ - Sol.org.tr
‘Annemi Domuz Bağıyla Mı Öldürdüler?’ - Balçiçek İLTER - Habertürk
"Maraş'ta Katliam İzleri Hoşgörü Kültürüyle Silinir" - Emir ÇELİK - Bianet
Eğer Bunlar İnsansa... - Kaya AKYILDIZ - Birikim
Temel Demokratik Haklardan 'Silahlanma!' - Nihal KEMALOĞLU - Akşam
Tarihimizi Kendi Ellerimizle Kırdık - Vatan
İleri Demokrasinin Yeni Dönemi - Adnan BOSTANCIOĞLU - Birgün
Ne Yeter Ne Yetmez: Mücadele Daha Fazla Mücadele - Serhat OVAYOLU - Jiyan
Komünizm? Komünizm! - Murat ÇAKIR - Köxüz
Teşbihte Hata Var, Beyler! - Emre DURSUN - Kronik Muhalif
Dersim'den Loç'a Her Yerde Kapitalizme Öfke Büyüyor - Murat IŞIK - Günlük
Munzur Halkı Baraja Karşı Yürüdü - Yeşil Gazete
Tayyip Erdoğan Bu Anıt İçin Ucube Demiş Yıkılmasını Emretmişti... Tepkiler Böyle - Radikal
Başbakan'ın 'Ucube' Dediği Anıt Yıkılacak - Etkin Haber Ajansı
Ucube Zihniyet - Can DÜNDAR - Milliyet
"2011'de Romanlar Siyasetin Neresinde?" - Cumhuriyet
Samast’ın Tahliyesine Geri Sayım! - Ntvmsnbc
Samast Da Çıkabilir - Gökçer TAHİNCİOĞLU - Milliyet
Hrant Dink Cinayeti 4. Yıl Raporu - Av. Fethiye ÇETİN - Nor Zartonk
Metin’i Öldürenler Sizi Koruyor, Mutlu Musunuz? - Sarphan UZUNOĞLU - Jiyan
Susmayacağız, Metin Olacağız - Evrensel
Metin Göktepe Tebessümüyle Kalbimizde! - Erol ÖNDEROĞLU - BiaMag
Namus İpliği - Arif ALTAN - Günlük
Bağırmayan Yıldızlar! - Nazım ALPMAN - Birgün
Safir İle Sefil… Ak Adam İle Yerliler! - Umur TALU - Habertürk
Grev Güncesi - İkinci Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Ankara Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri
Direnen İşçiler Yürüdü - Sendika.org
CHP'li Buca Belediyesi Protesto Edildi - Turnusol
Sendika UPS'ye Girecek! - Alınteri.net
Asgari Değil, Sapsarı Ücret - Aziz ÇELİK - Birgün / Sol Defter
Sefalet Edebiyatı Değil - Ali E. BİLGİN - Radikal 2
Yine Zam Yine Protesto Yine Biber Gazı!... - Veli BAYRAK - Evrensel / Hayat


Papercut At Myspace
Papercut At Facebook
Papercut On Jumping Fish
Rayess Bek Official
Rayess Bek Informative On Wikipedia
Rayess Bek Interview On Re-Volt Radio
Igor Boxx At Myspace
Igor Boxx At Ninja Tune
Igor Boxx - Scott MORROW - Alarm Press
Mikrokolektyw At Myspace
Mikrokolektyw At Facebook
Mikrokolektyw - Revisit Album Review - John BARRON - All About Jazz
Jazzpospolita At Myspace
Jazzpospolita At Twitter
Jazzpospolita - Laszlo And Cousins Official Video Via Youtube
Vieux Farka Touré Official
Vieux Farka Touré At Myspace
Vieux Farka Touré - Fondo Album Review - Johnny LAIS - BBC Music
Khaira Arby At Myspace
Khaira Arby - Mali's Reigning Queen Of Song - Banning EYRE - NPR
Khaira Arby’s Timbuktu Tarab Reinvents Desert Blues - Lucid Culture


Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – misak[nospam]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Başkaldırıyoruz! Kaynakça

>>>>>Poemé
Çiçekleri Umudumuzun - A. KADİR

Çok olun, çocuklar, çok olun,
yüzlerce olun, binlerce olun, onbinlerce.
Daha çok olun, daha çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun.

Bu dünya ne tek tek yaşamakta,
bu dünya ne rakının, ne şarabın içinde,
bu dünya ne parada, ne pulda,
ne kalleşlikte, ne zulümde.
Bu dünya aşkın içinde, alın terinde.

Çok olun, çocuklar, çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
yaşayın dünyayı doya doya,
açın kapıları, camları güneşe,
ne yeise kapılın, ne korkuya,
çok olun, çocuklar, çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele.

Mutlu olmak varken bu dünyada,
geceler geldi dayandı kapımıza,
olduk acımızla sarmaş dolaş,
bekledik düşümüzle koyun koyuna.

Çok olun, çocuklar, çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
bütün gündüzler sizin olsun,
yaşayın dünyayı doya doya.

Çocuklar, çiçekleri umudumuzun.

Kaynakça: Şiir.gen.tr

No comments: