Sunday, January 30, 2011

Deuss Ex Machina # 335 - Goodbye 20+First Century_Awake From Tales

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_335_--_Goodbye 20+First Century / Awake From Tales

24 Ocak 2010 Pazartesi gecesi "canlı" olarak yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Herion-One Minute After The Sunset (Hypnos)
>2<-Herion-Two Minutes To Sunrise (Hypnos)
>3<-Port-Royal-Severnaya (n5MD)
>4<-Port-Royal-Geworfenheit (n5MD)
>5<-Black Sea Storm-Kayıp Bir Aşk (Bağımsız Müzik)
>6<-Black Sea Storm-Seçtiğim Yer (Bağımsız Müzik)
>7<-Saki-Rüzgar (Çimen Müzik)
>8<-Saki-Ses-Siz (Çimen Müzik)
>9<-Siya Şevê-Sev Diçe (Bağımsız Müzik)
>10<-Siya Şevê-Xapîn (Bağımsız Müzik)
>11<-Hüsnü Arkan-Senin Gibi (Ada Müzik)
>12<-Hüsnü Arkan-Önce Sen Sonra Sen (Ada Müzik)
>13<-Eileen Khatchadourian-Sari Siroun Yar (EBK)
>14<-Eileen Khatchadourian-Karouna (EBK)

Goodbye 21st Century / Awake From Tales
(335)
Son günlerin özeti kabilinden, değerlendirmeye ihtiyaç duyduğumuzda yanıbaşımızda aslanlar gibi duran bir veciz karşımıza çıkar. Al padişahım ve kaynak'ım. Kolay lokmaların, pek de hazmedilemeyen önermelerin birbirleri arasında paslandığı, takavite ayrılması gerekli olan söylemlerin ıstılıp bilâhare önümüze yeniden sunulduğu bir eşikte aynı tornadan çıkartılmışcasına tekerleme kabilinden hitabetler, sözlerim size değil sayın partililer reyting kaygımda ortak olan ötekisine göz sürmeler, gerdan kırmalarla süslü püslü azıcık altını kazırsanız ne menem şeylerin ortaya dökülebildiğini fark edebileceğiniz bir zamandan çalma tevatürü olarak ortaoyununun sergilendiği ahir zamanlar siyaseti. Siyaset demeye bin şahit isteyen mahalle aralarında, dipte köşede birbirlerinin yüzüne baktıklarında canım cicim olanların, kameralar karşılarında olduğunda istim koyverircesine birbirlerine demokrasi dersleri vermeye kalktıkları, kalkıştıkları bir aralık. Hengamenin orta yerinde çirkefleşmenin en niteliksiz örneklerinin sergilendiği, aslolanın değil de unutlup gidecek kuru sıkı şeylerin gündem diye kuru kalabalık yapıldığı bir seyrüsefer. Üstelik girizgaha ne hacet durmaksızın ezberlenmiş, töhmet altına alalımcılığın alenen türlü şekil bulmasında öylesine çok acelecilik peşinde takılı kalıyoruz ki, muktedirlerin bir sonraki hamlelerinin yıllardır seyrettiğimiz, uyuşturulduğumuz, yerimizden kıpırdamamıza bile izin verilmeyen sabitliğin devamı olduğunu fark etmeye yanaştırılmıyoruz. Her şeyin güllük gülistanlık olduğunu zannetmeye devam ededururken öte yanımızda yitirdiklerimizi belleğin makus talihi olarak adledilmiş unutuşlardan ayrı bir yere istiflemeye çabalanıyoruz. Ne kadar eksik ne kadar fazla bilemiyoruz ancak giderek kronikleşenin, düzgün ve işlevselliğe haiz bir demokratik ülke özlemini bir sonraki umutlanış dilimine kadar terki diyar ediyoruz. Karga tulumba. Al takke ver külah. İçinde yaşadığımız hayatın gerçeklerine karşı bu kadar da yabanıl kalmamızın daha da başka yorumlanabilirliği söz konusu değildir. Ne işittiğimizi bir şeylere yorabiliyoruz ne ötekisi olarak adlandırılmasına karşın diğer muktedirlerin sıraları geldiklerinde sergiyi sürdürdükleri, perdeyi daima açık tuttukları bu gösteri siyasetinden uzaklaşabiliyoruz. Göstergeler tersini işaret ediyorsa da bizler sürekli büyüyen bir ülkenin yalanlarıyla büyümeye devam ediyoruz. Büyüyormuş koskocaman kara deliklerle beraber bir ülke! diyesimiz geliyor. Onu da yutkunuyoruz. Neresinden tutsanız orasında bir hilkat garibeliğinin, gözlerden ırakta bir noktaya insanı, insanlığı karanlığa çekmeleri müspet kılma çabasını ve teşebbüslerinin ortalık yerinde bu kadarı da fazla demek için daha neyi bekliyoruz bunu düşünüyoruz. Düşünme başlı başına bir sorun karşısında yol katedebilmek için bir başlangıç teşkil etse de, kendimize mahsus durumda ülkemizde ortaya çıkan fikir adamlarının!, ekranları parselleyen yüzlerin değişmezliklerinin, sabitliklerini bir ömür daha çekmeye devam edeceğimiz nicelerinin varlıklarının karşısında avunurmuş, etkilenirmiş gibi yapmaya zorlanıyoruz. Hedefimiz 2023 ülkesini oluşturmak diye ifade edenlerle tam tersinden ne varmış canım bugün tartışıyorsak yarın biz de iktidar olduğumuzda aynı yolları takip edeceğiz, muasır medeniyete ulaşacağız diyenlerin ezberlerinde rollerimizi paylaşmaktan kaçınmamamız salık veriliyor. Tektipleştirilerek, suskunlaştırılarak, kendisini diğerinden ayrıştıracak olanın peşinde yemlenerek, harekete geçmektense obezleşmeyi yeğ tutuyoruz. Kalakalıyoruz. Kimi yazınsallar içinde yoruma çok açıktır ya haram olmasın hayat vecizi. Tutunuverdiğimiz dalların teker teker, parçalarına ayrıştırıldığı bu mizansende bahsedilen filler tepişir çimen ezilir tehditinin canlı tutulduğu, muktedirlerin kolkola lafazanlıklar sergiledikleri bir deryadır canım memleketimde varolan hayat. Varlığı sürdürülmeye çabalanan dertler toplamından mürekkep süreç. Öyle ya da böyle en moderninden muhafazakarına aynı sığ suyun farklı uçlarında birbirlerini işitmeden, anlamadan koştura duranların siyaset denklemlerine reva bulunduğumuz bir garibelik. Geleceğe dair çözümlerin tümü raflarda tozlanmaya terk edildi. Her daim kursakta bıraktırılaran, her mücadelenin idolocik olarak sınıflandırıldığı, onu öyle yapmasak çok daha uygar oluruz kısasına bağımlı tehditlerin seslendirildiği sahnelemeler ifade etmeye gayret ettiğimiz. Bütünü izah etmeye gayret ettiğimiz. Yerin altından can fışkıran, birer rakamdan çok, birer can, insan olduklarını unutmayacağımız Mutki'ye, adlarını bir türlü hatırlayamadığımız nice toplu mezarlara sessiz kalıp, belleğin unutmayacağı, göstere göstere alenen devletlu tarafından hedef haline dönüştürülen insanlar için adalet taleplerine nötr, en büyük dertleri ekmek mücadelesinin net karşılığı olan emekçilerin karşısında üç maymun, bunu yazmaya teşebbüs eden gazetecilerin kapı önüne konulması için vakit kayıp etmeksizin harekete geçildiği, toplu kıyımların yapılageldiği, öğrenci haklarına tomalardan yayılan soğuk su kadar kindar sertlikte, hak diyene tak hukuk diyene şrak diye yüzünde biten osmanlı tokadı olmaktan gayrısına artık çabalanabilsinler diye didinmeye devam etmeliyiz. Toplumsal olaylarda hakikatlerin araştırılabileceği bir komisyonun temellendirilmesi konusunda bile söz alıp öncül olmak isteyen milletvekillerinin şaşkınlıkla karşılandığı bir deryada bugünden çok daha iyisini, yarınlara emanet edeceğimiz bir ülkeyi ancak teşvik ederek, zorlayarak, direterek şekillendirebiliriz. Taşın altına elini koymadan sivri ucu benim bir taraflarıma dokunmuyor endişesizliğinin ulaştırıp hepimizi taşıyabileceği yegane yer tekrar etmekte de bir kere daha fayda var, dipsiz yârdır.Böylesine göstermelik tavizsizliklerin, hak taleplerine sessizliğin, medet diyenlere elinin tersini göstermelerin ve bir dolu söz öbeğinin koşturulduğu, bu kadar hiddetlice vurdumduymazlıklar karşısında don kişotluk, her ne kadar kıstırılarak, çimenin kaderine terk edilmiş görünsek de hala bizlerin vicdanlarında canlı duran en önemli etmen. Tasavvur eylenen şekillerden uzak, bağımsız olarak vicdanların hükmün, adil olanın şekillendirebildiği, gerçeğin ta kendisinin ne olduğunun sansürsüz ifade edilebildiği bir ülke özlemi içerisinde yakınmaktansa harekete geçebilmek tek şansımızdır. Bugün, yarın ve daima.

>>>>>Bildirgeç
Kahtalı Mıçê ve Xaço Dayı - Sırrı Süreyya ÖNDER*

Bu ülkede Kürtler, Ermeniler, Süryaniler, Aleviler ve cümle ‘ötekiler’ için kullanılan paslı bir cümle vardır.
“Onlar bizim zenginliğimizdir!” diye başlar.
Bir nevi kendilerini anapara, onları da faizi gibi gören, kibirli ve çirkin bir zihnin çıplak yakalanmış halidir.
İşin kötüsü, çoğu bu sevimsizliğin farkında değildir, matah bir şey söylediğini sanır.
Biraz daha gelişmişi, “benim çok ...... arkadaşım var” kalıbındaki boş yerlere sığdırır ötekini.

Hayatın iç acıları
Sırrı Özbek, Kahtalı bir hukukçudur. 27 Mayıs darbesinin tozu hubarı dağıldığında Menderes-Bayar ikilisi üzerine inşa edilmiş olan ‘düşman’ tezi berhava olmuştu. Darbeciler, biraz daha fazla düşmana ihtiyaç duyduğunda, memlekette Ermeni kalmamış olduğundan akla Kürtler geldi. Büyük toprak sahibi ağalar, kanaat önderleri ve aydınların yanında yoksul ama direngen Kürtler de sürgüne gönderildiler. Tarihe ‘Sivas Kampı/sürgünü’ olarak geçtiler. İşte Sırrı Özbek henüz 9 yaşındayken sürgüne gönderilen o yoksul Kürt ailelerinden birinin oğludur. Adıyaman Ortaokulu’nda Fen Bilgisi öğretmenliği yaparken bir yandan da hukuk öğrenimini devam ettiriyordu. Benim önce öğretmenim, 12 Eylül zindanlarında İsmail Sami Çakmak’la beraber avukatım, şimdilerde de onurlandığım dostlarımdandır. Adıyamanlıların “Ev iyisi değil, el iyisi” diye tarif ettiği insanlar vardır. Kendilerinden çok ‘öteki’ni gözetenlere, onlar için dertlenenlere kullanılır. Özbek’in, AK Partili Husrev Kutlu’dan Kürt hareketi temsilcilerinden Sabri Ok’a varan çok sayıda ‘el iyisi’ talebesi olmuştur.
Bize dersten önce, hayata dair ayrıntılardan birini anlatmaya başlardı. Hayatın iç acılarından, üçgenin ters açılarına geçerdi. Hayatı da üçgeni de unutmadıysak, Sırrı Özbek modeli öğretmenlere sahip olmamızdan kaynaklanır biraz da...

Kahtalı Mıçê ve sessiz harf sorunsalı
Siz belki de M. Ali Erbil’in Çarkıfelek programında bir sessiz harf söylemeye çalışırken kıvranmasıyla tanıdınız Kahtalı Mıçê’yi. Allah bilir kötü şakalar da yaptınız onun sesli, sessiz harf ayrımını bilmemesinden dolayı. Oysa o yıllarda bilinmeyen dil, bilinir ve konuşulabilinir olsaydı Mıçê size Kürtçenin bütün sesli ve sessiz harflerini bir solukta sayardı.
Ben hapisten çıktığımda, millet değil iş vermek, selam vermeye bile korkardı. Dostu akrabayı saymazsak, kapımı ilk çalan Kahtalı Mıçê olmuştur. 12 Eylül’den önce kasete okuduğu, bir Kürt ağıdı olan Memê Alan türküsünden dolayı hapislik, sürgünlük, işkence dahil başına getirmedik şey bırakmadılar. İşte o kapımı ilk çalan olmasının hatırına, Mıçê’yi Beynelmilel filminde oynattım. Okuduğu her Âşık Mahzuni türküsü için ayrı ayrı gördüğü eziyete, herkes adına bir özür dilemekti yaptığım...

Hakikat değil, hakikatli bir komisyon
Bu ülkenin cumhuriyet dönemi tarihi, yoksullar ve ezilenler açısından hiç de iyi çağrışımlara sahip değildir.
Dünyada böylesi acılara muhatap olan toplumların rehabilitasyonu için bulunmuş olan ‘Hakikat Komisyonu’ en etkili çözümlerdendir.
Ülkemizde bu işlevi görür mü emin değilim. Son yüzyıl acılarımızın tümünü, sadece satır başlarıyla saymaya kalksak ömür yetmez. Diri zalimlerin yüzüne, ölülerinin mezarına tükürsek, sadece tükürsek, ülkeyi sel alır.
Bu yüzden bize ‘hakikat’ değil, önce hakikatli bir insanlık hali lazım.
Ulus diyerek, devlet diyerek işlenen insanlık suçlarına topluca utanmakla başlayabiliriz mesela...

Kökünü Arayan Çınar
Sırrı Özbek, yarım asra sığan tanıklıklarını, bir hakikatli komisyona anlatır gibi öyküleştirmiş. Ülkemizde tanıklıkları kayıt altına almak için büyük özveri gösteren ve bu uğurda büyük sıkıntılar çeken Belge Yayınlarıda ‘Kökünü Arayan Çınar’ ismiyle yayımlamış. Sürgüne giden dokuz yaşındaki bir çocuğun ‘dokkız’ öyküsünü de bulacaksınız, Kahtalı Mıçê’nin yaşadıklarını da...
Ama yüreğiniz dayanırsa Xaço Dayı’nın öyküsüyle, Aşkabad’da adı Sürgün olan Kürt kızının öyküsünü okuyun.
Bize hakikatin kendisi mi lazım, devletli yalanlar mı yoksa, ona da siz karar verin.

* Kısa öndeyişimize taşıdığı meram bütünlüğüyle, bağlantılamaya çalıştığımız detaylara işaret eden önemli bir tamamlayıcı olarak 24 Ocak 2011 tarihinde Radikal Gazetesinde yayınlanmış olan Kahtalı Mıçê ve Xaço Dayı başlıklı Sırrı Süreyya ÖNDER imzalı makaleyi, kurumun ve yazarın anlaşıylarına sığınarak sizlerle paylaşıyoruz.

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Özgürlük İstiyoruz!
Savaşma Konuş! - 500binradikal.com
Kahtalı Mıçê ve Xaço Dayı - Sırrı Süreyya ÖNDER - Radikal
Tek Devlet, Tek Millet, Tek Dil, Tek Parti İktidarı, İki Partili Meclis ve Sıfır Demokrasi - Serhat OVAYOLU - Jiyan
Bu Ülkede Hayat Dediğin... - Gözde BEDELOĞLU - Birgün
Mutki’de Birleşen Acılı Hikayeler - Nazan SALA / İslim UÇAN - Evrensel
İnsanlık Suçunu Görün! - Günlük
Mutki Kazılarında ‘Cemaat Generali’ - Birgün
Jandarma Çöplüğü: Nam-ı Diğer: “Vatan” - Yannis TİRAKİS - Kronik Muhalif
Bir Toplu Mezar İddiası Da Ardahan'da - Fakir YILMAZ - Birgün / Kronik Muhalif
Demokratız, Demokratsınız, Demokratlar... - Tayfun ŞEN - Köxüz
Dinle Büyük Adam - Cüneyt UZUNLAR - Açık Koyu
Hem Muhafazakâr Hem Demokrat? - Okay GÖNENSİN - Vatan
Ortak Paydamız Nedir? - Oya BAYDAR - T24
Memleketimden Siyaset Manzaraları - Yücel SARPDERE - Evrensel
Kemalizm, Akp'yi Neden Altedemez? - Ragıp DURAN - Apoletli Medya
İktidar Cüceleşince - Akın OLGUN - Birgün Pazar
Sessizleştirilmiş Kimlikler[Asuman Suner] - Seviyesiz - Seviyesiz Siyaset
Halkın Hakları Forumu - 2011 Sonuç Bildirgesi - Sendika.org
'Herkesin Anayasasını Hepimiz Yapmak İçin Konuşuyoruz' - Emek Dünyası
'Toplumsal Sözleşme' Ve 'Kardeşlik Sözleşmesi' Anayasa Nedir? - Veysi SARISÖZEN - Günlük
“Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu Tasarısı”na Yönelik Ortak Açıklama - Nor Zartonk
Berdil On Yaşında, Babası Hapiste... - Hasan CEMAL - Milliyet
Kokuşmuş Bir Ezber Masalı - Serpil ODABAŞI - Jiyan
Azınlık Politikası: Saldım Çayıra Mevlam Kayıra - Engin PAREV - BiaMag
'Dil Bedendir, Kültür Bedendir, Bedenime Dokunma' - ANF
KCK Sanıkları Salonu Terk Etti - Ntvmsnbc
Av. Meral Danış BEŞTAŞ: Müvekkillerimiz Geri Adım Atmayacak - ANF
Türkiye’nin Demokratikleşmesi, Kürtlerin Özgürleşmesi ile Mümkündür - Mahmut BALPETEK - Jiyan
Dersim 1938'e Dair "Yeni" Belgeler, Bilgiler - 1 - Hüseyin AYGÜN - BiaMag
1992-1993'te 22 Gazeteci Katledildi - Erol ÖNDEROĞLU - Bianet
Türkiye'de Siyasi Cinayetler / Toplumsal Bellek Platformu Özel Yayını - Hikayenin Kadın Hali - Açık Radyo
Hasbelkader - Dilek KURBAN - Radikal
Dink Soruşturmasına İzin Çıkmadı - Evrensel
Dört Yıla Rağmen Umut - Ferhat KENTEL - Sansürsüz
Ağladıkça - Serpil DENİZ - Sendika.org
Ocak Ayı Vicdanları Sızlatır - E. Fuat KEYMEN - Radikal 2
Bu Yazı Şunlara Dair - Umur TALU - Habertürk
Uğur Mumcu'nun Oğlu Özgür Olur - Ezgi BAŞARAN - Radikal Pazar
Beyoğlu Ağır Cezada Değişen Bir Şey Yok! - Birgün
Pınar'a Sanatçı "Açılımı"! - Alınteri.net
Muktedirin Muhaliflerle Dansı - Emre DURSUN - Kronik Muhalif
Hayırcılık Fazla Böbürlenmesin - Süreyyya EVREN - Birgün Pazar
Bir Tuzla da Samsun'da kuruluyor - Sendika.org
Grev Güncesi - İkinci Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Ankara Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri
Sabah Ve Habertürk 119 Gazeteciyi İşsiz Bıraktı - Ayça SÖYLEMEZ - Bianet
Torba Mı, Çuval Mı? - Asalettin ARSLANOĞLU - Radikal 2
Torba Yasası Eylemi - Kürşat AKYOL - BBC Türkçe
Kürt Memed’in Başına Gelenler - Mehmet AASLANOĞLU / Cumhur DAŞ - Evrensel
Böyle Gitmez !.. - Kemal ULUSALER - Birgün
Yoksulluk Politikalarına Halklar Direniyor' Ya Biz? - Murat IŞIK - Günlük
Meclisi Kuşatalım!.. - Alınteri.net
Kendini Yakmak - Yenal BİLGİCİ - Eski Usul / Başka Haber
El Şari’lin! (Sokak Bizimdir!) - Ece TEMELKURAN - Habertürk
Olivier Roy, Tunus, Mısır ve Türkiye - Korkut BORATAV - Sol.org.tr
Mısır Protestolarına Dair - Gerçeğin Günlüğü
Mısır'da Sokağa İnenler Kimler? - BBC Türkçe
Egypt Protests - Live Blog - Al Jazeera English

Emanuele Errante At Myspace
Enrico Coniglio Official
Elisa Marzorati Official
Herion At Hypnos
Herion - Out And About Album Review - Textura
Port-Royal Official
Port-Royal At Myspace
Up The Royals! - A Port-Royal Interview By Michael HENAGHAN - Boring Machines Disturbs Sleep
Port-Royal-2000-2010 The Golden Age Of Consumerism Informative Via n5MD
Black Sea Storm Official
Black Sea Storm Facebook Page
Black Sea Storm - Onca Onsuz EP Review By Didier GOUDESEUNE - Derives
Saki Resmi Site
Saki Twitter Sayfası
Saki Çimen'in Rüya Orkestrası - Aslı DAĞARCIKOĞLU - Star
Siya Şevê Myspace Sayfası
Siya Şevê Facebook Sayfası
Siya Şevê “Pûç” Albümü Üzerine! - Na - Bijwen
Hüsnü Arkan Resmi Site
Hüsnü Arkan Myspace Sayfası
Günlerimiz Sevinçli Ve Mutlu Geçmiyor - Eray AYTİMUR - Radikal
Eileen Khatchadourian Official
Eileen Khatchadourian At Myspace
Eileen Khatchadourian Informative Via Azad-Hye

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – Send Promos To: misak[@]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Memory Void Fallen Leaves By Yellowbagman
Yellowbagman / Robbie EWING Flickr Page

>>>>>Poemé
Yıkıcılar Geldiler - Metin ALTIOK

Ve evin yüzü burkuldu
Bir kıpırtı vardı şakaklarında.
Yıkıcılar geldiler, çatıdan başladılar.
Kiremitleri topladılar birer birer.
Tahtaları söktüler, kanırtıp çivileri
Ellerinde keserler.

Anımsar mısın denize karşı oturmuştuk.
İkimizde arkamızı dönmek istememiştik kıyıya.
Susmuştuk uzun bir hesaplaşmayla.
İki sevgili vardı yan masada;
Umurlarında bile değildi deniz,
Alınları birbirine değecekti az daha.

Yıkıcılar geldiler,
Çıkardılar kapı ve pencerelerin pervazlarını.
Kör gözleri ve açılmış ağzıyla
Kaldı temelleri üstünde umarsız ev.
Sıra balyozlardaydı artık,
Çelik iskeletini evin ortaya çıkarmak için.

Benim göğüs kafesimde bir iskete,
İskeletimin bekçisi, içten bağlı kemiklerime.
Sıçrayıp duruyordu ordan oraya,
Duyuyordum kıpırtısını içimde.
Bir bulut geçiyordu senin gözlerinden.
Oturuyorduk; ben kızgın çölüm, sen yıldızsın göğünle.

Yıkıcılar geldiler;
Düştü gürültüsüyle yüzü köhne evin,
Göründü bazı odaları ve iç duvarları.
Aynı renklerle boyanmış sofası, isli mutfağı.
Bir kesit kalmıştı geriye şimdi o evden
Eski bir yaşantıyı simgeleyen

Çıkıp yürümüştük kıyı boyu
Benim sıvası dökük yüzüm, senin çocuk gözlerinle.
Oysa sen yürümeyi sevmezsin.
Nasılda değişmişti görünüşü
Yıllardır görmediğimiz kentin
Yürümüştük anısıyla eski cumbalı evlerin.

Yıkıcılar geldiler, yıktılar bütün duvarları.
Yalnız temel kaldı geriye ve birkaç tuğla kırığı.
İş araçlarında artık,
Bir canavar ağzıyla deşmek için toprağı.
Ve temizleyecekler kazılan yerlerde
Bizden kalan balçığı.

Kaynakça: Şiirceler.com

3 comments:

kafeini alınmış tanrıça said...

"ama insanın gerçek yeteneğini,tüm yaşamını,kanını,aklını,varoluşunu, verdiği iç dünyasının olgularının sizler için hiçbir değeri yok ki... bırakıyorsun insan onları kendisiyle birlikte gömsün.ama hayır,hiç değilse susarak hepsini yüzünüze haykırmak istiyorum.sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla,namus anlayışınızla,başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yanım yok.aranızda dolaşmak için giyiniyorum.hem de iyi giyiniyorum.iyi giyinene iyi yer verdiğiniz için.aranızda dolaşmak için çalışıyorum.istediğimi çalışmama izin vermediğiniz için.içgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için.hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum,birşey yapıldı sanıyorsunuz.yaşamım boyunca içimi kemirttiniz.evlerinizle.okullarınızla.işyerlerinizle.özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz.ölmek istedim,dirilttiniz. yazı yazmak istedim,aç kalırsın dediniz.aç kalmayı denedim,serum verdiniz.delirdim,kafama elektrik verdiniz.hiç aile olmıyacak insanla biraraya geldim,gene aile olduk.ben bütün bunların dışındayım..."

T.Ö

Deuss Ex Machina said...

Bu mezbelelik içinde, kurutulmayan bataklıkta daha rahat nefes alabilelim isterdim. Bunun için çok daha fazla çabalanıyoruz. Eksiğimiz yok mu ohoo gani. Amma velakin her düşüşümüzde, her düştüğümüz sanıldığında o ayağa kalkacak olmak, diretmek için bile bu hayattayız. Hayatı akışına çekmek isteyenlerin, kendi doğrularını dayatanların karşısındayız. Eksik olmayasın, sözün fikrin daim olsun kardeşim!

kristensenn said...

:)