Sunday, April 17, 2011

Deuss Ex Machina # 346 - Guiden Af Den Sorte Hænder Illusioner

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_346_--_Guiden Af Den Sorte Hænder Illusioner

11 Nisan 2010 Pazartesi gecesi "canlı" olarak yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Group 180-Etude For Three Mirrors (Lásló Melis) (Hungaroton)
>2<-Group 180-Attica (Frederic Rzewski) (Hungaroton)
>3<-Sven Kacirek-Dear Anastasia (Pingipung)
>4<-Sven Kacirek-Trickled Away (Pingipung)
>5<-Hauschka-Ping (130701)
>6<-Hauschka-Radar (130701)
>7<-Nostalgia 77 Feat. Josa Peit-Mockingbird (Tru Thoughts)
>8<-Nostalgia 77 Feat. Josa Peit-Simmerdown (Tru Thoughts)
>9<-Alp Ersönmez-Beşik (Pozitif Müzik Yapım)
>10<-Alp Ersönmez-Yüzler (Pozitif Müzik Yapım)
>11<-Avishai Cohen-Halah (Blue Note-EMI Music France)
>12<-Avishai Cohen-Two Roses (Blue Note-EMI Music France)

Guiden Af Den Sorte Hænder Illusioner
(346)

Siyaseten ağrılığını istikrarla sürdürmeyi başarmış asri zamanlarda bile bir görünüp kaybolan bir devletlunun vecizidir dün dündür bugün bügündür. Kavisleri ve dönemleri birbirine entegre etmeye çalışıp hiçbir şeye dönüştürünceye kadar eze eze cümlelerin yuvarlaklığında bomboşluğa kapıyı açan, açık tutan bir birikimin ardında belki de en çok sözünü ettirdiği, sözünü işittirdiği vurgudur. Yüzleşmeden, aymazlık içerisinde kalıp malum kırmızı çizgileri korumak adına her ne varsa onu gerektiğinde şiddetle bile korumaya ant içmişlerin dünyasını yansıtandır. Yansıtmaktadır. Velakinlerle, durmaksızın söylemlerin arasında iki arada bir derede sıkıştırılan binaenaleyh köşe kapmacalarıyla meramın kendisini değil etrafından dolaşmanın mümkünatlığını, politik doğruculuğunu belirginleştirendir. Kelamın kendisi ortalık yerde apaçık durma konusunda diretirken bakmadan konuşmaya, anlamazdan gelip izah etmeye, işitmeden karar vermeye sevk ve mecbur kılınan bir dirhem iki çekirdek vitrin siyaseti, popülist yaklaşımların devamlılığını, günümüzü gözönüne getirdiğimizde cuk diye aynalayandır. Dün dündür bugün bügündür ama yarın tam olarak kesinleştirilememiştir. Tekrarlara düşüle düşüle mütemadiyen aynı sözcüklere sarınılıp sarmalanıldıkça biteviye fasitdairenin keskinleştildiğini öngörebilmek de mümkündür. Nazarı dikkate alındığında bütün bu yaşatılanların, yaşatılmaya mecbur kılındıklarımızın toplu gösteriminde. Bir yerlerde yapılmaya devam edilen hata zincirinin mutasyona uğratılmadan tekrardan yaşama bağlantılandığı, ana yolları tıkamaya devam ettiği bu kadar net bir biçimde sözkonusu belirginken hangi dün hangi bugün ve olası bir sonuç olarak hangi yarın sorularının usturuplu bir biçimde yükseltilmesi lazım gelmektedir. Lazım gelenin birimizin ihtiyacı olduğu için değil hepimizi tektipleştirerek sessizleştirmeye kanalize etmeye çalışan bir demokrasi algısı olduğundan da dem vurabilmek mümkündür. Sonuca gitmek yerine hınç ile topu ezmeyi, muhalifi ehlileştirmeyi ancak parmaklıklar ardında tutarak sağanabileceği deneyimlerinin yeni öcülerimiz olarak varlığını sürdürdüğünü ispat etmektedir. Giderek kendi kendine yabacılaşmanın, sağırlaşmanın yan etkilerinden, getirilerinden, açtığı yaralarla onulmaz eşikleri tanımlandıran ve gösterendir bağnazlık ile iş bu ahvalin tartışmasız bir nihai yolcusudur. Vurgusunu derinleştirenidir. Dün dündür bugün bugündür yarın muallaktadır. Geride bırakılan günlerden arta kalan tortunun üzerine enikonu zihin yorulduğunda, belleksizliğe teslim olmaksızın ısrarcıl davranıldığında kemikleşen, direten, sorguları geçersiz kılıp tektipleştiren bir dönüştürücüdür bağnazlık. Mütemadiyen çarkları döndürülmeye devam ettirilen sistematik, sanal da da olsa yıkımı gerçek bir yapım, makinedir. Suskunlaştırmanın ehven, sorgusuzluğun muteber, yargısızlığın, yargıların ölçiüsüzlüğünün hakdeden hakettiğini bulmuştur kıssasına bağlantılandığı ahir zamanın hengâmele dopdolu güncesinde varlığını sürekli hatırlatandır. Bizler unutmaya çalışıyor görünsek bile yerde aniden yolumuzla kesişendir. Kendisinden olmayanalara karşı çok muteber bir yaklaşımmış gibi, değersizleştirme eyleminin ve linç etmelerin bir diğer adıdır. Soluk alıp vermek kadar olağan olması gereken fikir hürriyetinin bir limitinin olduğunun, bir yere kadar muasır olunabildiğinin resmiyete dökülmüş halidir. O bağnazlıktır ki vatandaşının hangi siteleri takip edip, hangi sitelerde vakit geçirebileceğine kadar müdahil olmaya koşaradım hazırlanandır. Çağımız bilgi çağı masalının yıkılarak istisnasız bir biçimde kayıt altına alma heveskarlığının korunduğunu, epeyce çok denemeden sonra "İnternetin Güvenli Kullanımına Dair Usul ve Esaslar Taslağı"nın bir gerçeklik haline dönüştürülmesine zeminin yoklandığı bir zamandır şimdi. Dün dündür, bugün bugündür yarın devletlinin eliyle son sürat sansürdür. Konduramadıklarımızın, konduramayacaklarımızın başlarına pattadanak geçirilen infazların ön ekidir. Daha iki yaşında bir çocuğun hayatının olağan akışını, küt bir gaz bombası atarak tahrip etmeye, hizalara geçirtmeye hevesli olanların sindirici yüzlerini görebilmemize vesile teşkil edendir. Suskunluğa teslim edildikçe kurulacak baskının şiddetinin daha da arttırıldığının arttırılacağının vesikalığını oluşturan bir bağnazlık. Dün dündür bugün bugündür yarın zemin yoklandıkça daha sertleşen bir ayrıştırmadır. Tutturulan yollarda iş inata bindikçe kör kuyulardan kırk akıllının asla çıkartamayacağı taşların izleri peşinde don kişotluğa girişenlerin, muktedirliğin sahasında sıkboğaz edilmesidir kimi zaman. 46 gündür özgürce güneşin gösterilmediği, soluk alıp vermelerinin bile deyim yerindeyse kameralarla izlendiği, hakları sözkonusu olduğunda emir erlerinin araç tahsis etmeyi unutmalarından kelli adalet beklentilerinin bir sonraki celseye kadar rafa kaldırıldığı mahkemelerin çaresizliğini, kumpasların denk düşmelerinin bu kadarına da pes artık dedirtecek örneklerinin yaşandığı bir iklim. Yıllanmış olanın getirmiş olduğu pejmürdelik kâfi gelmezmiş, boynumuza (her birimize) astıkları o ilmik canımızı yakmazmış gibi daha da sıkmanın nefessiz berhava edişlerin yardakçısıdır bağnazlık. Fransız kalmalardan dem vuran muktedirin emek mücadelesinde yeni rota olarak grevsiz, lokavtsız, en önemlisi şikayet etmeden itaat etmelerini beklediği, çapsızlıkların dikalası olarak şekillendirmeye çalıştığı yerseniz mücadeleye yemezseniz buyrun cenaze namazına diyerek alttan alta sol politika ve mücadeleyi hizaya çekme gayretkeşliğinin düşündürücülüğünü de bu bağnazlık eksenine iliştirmek olasıdır. Dün dündür bugün bugündür yarın hak dediğin sen daha gık diyemeden iki kötek, bir gazdır! İleri demokrasidir. Rüyalar içinde geçirilecek, hülyalarda tüketilecek, illa berhava edilip tasasız kedersiz biçimde yaşanacak günlerin üzerine çoktan iptek koyan bu zihni yoran engelleyicinin varlığı önünde düşünmemiz gerekiyor. Bugün o pek de tarafsızca kenardan kenardan olan biteni takip etme kayıtsızlığının bir virüs gibi yayılmasına karşısında neleri hayata geçirebiliyoruz. Hangi konularda derdimizi ne kadar duyurabiliyoruz. Kimliklerimizden ziyadesiyle uzaklaşarak ne kadar insan olmanın gerekliliğini gözönünde bulunduruyoruz. Ses çıkartıyoruz, sürüden ayrılmayı göze alabiliyoruz. Alarm sesini işitiyoruz. Yadsıdığımız usandığımız şeylerin hangileri için limitsiz açık fikir, zikir yollarını, kanallarını arşınlıyoruz. En önemlisi duyumsadığımız şeylerin; tam da lazım olanlarımızın önümüze serdiği bir güncede kendimizle ne kadar yüzleşebiliyoruz. Yüzümüzü seçebiliyoruz. Hala kaldıysa örselenip, hırpalanmaktan vicdan kantarını doğrudan yana eşitleyebiliyor muyuz? Çabalıyor muyuz? Korkulara gebe, şiddete daima meyyal, özgürlüğe her şekilde hasret, fikire tedbirli, itaatsizliğe temkinli, patron kısmına yandaş, sınavlara şifreli, yaşama tabularla çepeçevreli kaldırılmaya devam ettiğimiz müddetçe aşılmaz görünen bağnazlığın engebeli arazisinde, iş o aralığında daha çook vaktimizi tüketeceğiz. Dün dündür bugün bugündür yarın çaktırmadan ileri demokrasidir! En nihayetinde suskunluk, tam anlamıyla muazzez bir nizam içerisinde sürüden ayrılmadan yaşayıştır. Tüketmekten gayrısına zihin yorulmayacak, türkete tükete sayaçlarımızı sonsuzluğun içerisinde kıyıma erdireceğimiz!

>>>>>Bildirgeç
Komplo Siyaseti, Siyasetin Komplolaşması – Mahmut Alper TİRYAKİ

Memleketin gündemi artık gitgide ortaya çıkan komploların hesabının sorulmasına indirgenirken, diğer yanda da seçimler yaklaşmakta. İktidar partisi, seçim programı olarak “teknokratik” söylevlerin yanısıra, “milli iradeye karşı gizli mihrakların açığa çıkarılması” diye bir gündem de inşa etmekte. Önümüzdeki seçimlerin sonucunun kurucu meclis oluşturacağı bir tarihsel dönemden geçerken, özel olarak sosyalist hareketin, genel olarak kitle siyasetinin akıbetini neler bekliyor? Bütün bu olanlar hangi duruma tekabül etmektedir? Bu soruların yanıtını bulmak için komplo siyasetinin hangi durumda meşruiyet kazandığını tetkik etmek gerek.

“Faşizmin her yükselişinin altında başarısız bir proleter devrim yatar,” der Walter Benjamin. Proleter devrim olarak tasavvur edilen, kitlelerin “siyasetle aralarındaki duvarı yıktığı” bir tarih kesitinin inşası imkan olmaktan çıktığında, yani kitleler kendi kaderlerini tayin etme arzularını yitirdiğinde geriye kalan bir “barbarlık rejimi”dir. Barbarlık rejimi ise kitle siyasetinin kalelerini tasfiye ederek görevini yerine getirir. Kitleler siyasetten uzaklaştırılır, bir depolitizasyon durumu hasıl olur. Bahsettiğim depolitizasyon dönemlerinde kitle siyasetinin doğurduğu boşluk, komplo siyasetiyle doldurulmaya çalışılır. Yahudilerin, dış mihrakların emrindeki hainlerin siyasi gündemde sıkça yer edilmesi bahsettiğim kitle siyasetinin pasifleşmesinden sonra ortaya çıkar. İktidar bir yandan liberal demokrasi’den kalma güçler ayrılığı ilkesini çiğneyip yürütme gücünü mutlaklaştırırken, öte yandan daralan siyasi alan komplo propagandalarıyla doldurulur.

Agamben, “İstisna Hali” isimli kitabında 11 Eylül sonrası değişen siyasi ilişkileri ele alıyor. Kitaba göre Hukuk artık kendi hukuksuzluğunu meşrulaştırmaya çalışıyor. İktidarın yegane eyleyicisi yürütme gücü olurken, suçluluk tarifi de gitgide bulanıklaştırılıyor. Şüpheliler muktedirlerin keyfi uygulamalarınca alıkonur, ve de hiçbir hukuki prosedüre başvurulmaksızın ne sanık, ne de tanık konumunda tutulur. Şüpheliler keyfi bir süre içeride kalır. Ve de bahsedilen durumun meşruiyeti, şüphelilerin komplo siyaseti tarafından tarifiyle sağlanır.

İstisna hali neye tekabül etmektedir? Yürütme gücünün mutlaklaştırılmasının yegane maksadı nedir? Bütün bunlar olurken, toplumsal ilişkilerde neler değişmektedir? Devlet gücü artık nerelerde yoğunlaşmaktadır?

Kitle siyasetinin mücadele ile kazandığı kaleler ( sendikalar, sosyal haklar, siyasi haklar vs) yaşadığımız tarihsel kesitte muktedirlerce geri alınmaya çalışılmaktadır. Bu “operasyon” ise iktidarın gücünün artmasını kayıtsız şartsız gerektirmektedir. Yürütme gücü bir yandan mutlaklaşıp sınıfsal ve toplumsal ilişkileri yeniden düzenlerken, pasifleşen kitleleri komplo siyasetiyle kendisine eklemler. Teknokratik aklın da hizmete koşulması boşuna değil. Muktedirler, komplo siyasetini inşa ederken sürekli ” biz yapıyoruz, onlar engelliyorlar,” tarzı söylevlere başvurur. Yaplan yatırımların bölüşüm ilişkileri daima egemen sınıftan yana olurken, teknokratik akıl kendisini “milli irade” olarak sunarak esas niyetlerini gizler. Bütün bunlar olurken komplo siyasetinin varlığı muktedirler için bir ihtiyaçtır. Böylece toplum Milli irade ile “milli düşmanlar” olarak bölünür. Reelpolitik diye tarif edilen bu olsa gerek.

Sosyalist siyasete burada ne düşmektedir? Komplo siyaseti ( Ergenekon, Devrimci Karargah ve KCK gibi mihraklara karşı mücadele eden İleri Demokrasi!) kitle siyasetinin olmasığı ortamlarda yeşerir. Referandum sürecinde tartışılan Anayasa Mahkemelerinin Hükümetçe denetlenmesi, Yasama ve Yargı’nın Yürütme’yle birleştirilmesi Agamben’in bahsettiği İstisna Hali formülasyonuna çok uymaktadır. İnsanlar sudan sebeplerle, hiçbir hukuki dayanak olmaksızın “gaspedilmektedir.” Sosyalist siyaset diye tabir ettiğimiz biçimin yegane görevi, Rosa Luxemburg’un da ifadesiyle “kitleleri siyasi açıdan eğitmektir.” Kitle siyasetinin aktifleşmesi, aşağıdakilerin kendi kaderlerini tayin etmeye hazırlanması Sosyalist siyasetin yegane siyasi eyleyiş biçimidir. Sosyalist siyaset ancak “kitle devrimciliği” ile memlekete kendi gündemini yerleştirebilir. Bu durum ise komplo siyaseti ortamını bertaraf edip, farklı taleplerle gündemi şekilledirmektir, yani siyasi alanın emekçilerin, ezilenlerin talepleriyle yeniden şekillendirmektir. Bu olmaksızın siyasi alanda aktif olmaya çalışmak, komplo ortamında “taraf” olmak anlamını taşır. Egemenlerin sunduğu ikili şantajlara karşı emekçilerin ve ezilenlerin kendi gündemini oluştumaksızın yapılan her siyaset dar bir ufka tekabül eder.

* Meram kısmının kapsamı altında denkleştirmeye, anlaşılır kılmaya gayret ettiklerimizin tamamlayıcı bir öğesi olarak Jiyan-Hayat-Gyank sitesinde Mahmut Alper TİRYAKİ tarafından kaleme alınmış Komplo Siyaseti, Siyasetin Komplolaşması başlıklı makaleyi, kurumun ve yazarın anlayışlarına sığınarak sizlerle paylaşıyoruz...

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Titreşim / Deuss Ex Machina #345 (04.04.2011)
Özgürlük İstiyoruz!
Savaşma Konuş! - 500binradikal.com
Bloguma Dokunma!
#DokunanYanar - İmamın Ordusu - Ahmet ŞIK via Friendfeed.com/ozgurbasin
Malum Medyada Mavioğlu'nu Karalama Operasyonu - Ümit ALAN - Birgün
Komplo Siyaseti, Siyasetin Komplolaşması - Mahmut Alper TİRYAKİ - Jiyan
Bitaraf Olan Gazeteciler... - Ferhat UMRUK - Köxüz
Birbirine Tutunan SDP'li Üç Kadın - Yıldırım TÜRKER - Radikal Pazar
Anlamın Manası: Ahmet'ten SDP'ye Bir Vapur - Ece TEMELKURAN - Habertürk
Yeter, Devrimcilere Özgürlük! - Ertuğrul KÜRKÇÜ - Radikal 2
Hani Gazeteciler Özgürdü? - Özgür Gündem
Sınav - Karin KARAKAŞLI - Kronik Muhalif
Bianet Başvurusuyla "İnternet Filtreleme" Planı Bozulabilir - Ekin KARACA - Bianet
Güvenli Internet Sansür Endişesi De Yarattı - Kemal GÖKTAŞ - Vatan
İnternette Devlet Filtresi Olur Mu? - Mehveş EVİN - Milliyet
Eski Türkiye - Yeni Türkiye - Meram - Post Express
İlerlemeyen 'Demokrasi' Algımız - Nihal KEMALOĞLU - Akşam
Körler, Sağırlar, Fransızlar! - Nuray SANCAR - Evrensel Pazar
AKP'nin Gerçek Kimliği - Filiz KOÇALİ - Özgür Gündem
AKP Gerçekten Faşist Mi? - Foti BENLİSOY - Sol Defter
‘İleri Demokrasi’de Seçim Barajı ‘Problem Değil’! - Kronik Muhalif
AB, Tayyip Erdoğan’a Fransız - Aydın ENGİN - T24
Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloku Adayları - Ahmet İNSEL - Radikal
‘Ya başkanlık Ya Pişmanlık’ Dayatması - Cengiz AKTAR - Vatan
Dream Team! - Shelbyl - KomBağlantıünal İşkembe
Davalar Birleştirildi, Avukatlar Cübbe Çıkardı - Evrensel
"Devlet Muhaliflere Yıllardır Şiddet Uyguluyor, Gerçek Terörist Kim?" - Ayça SÖYLEMEZ - Bianet
Sosyalistlerin Parlamentoya Girmesi Suç Mu? - Sarphan UZUNOĞLU - Jiyan
Mîr Bedirxan’ın İzinde - Şeyhmus DİKEN - Birgün Pazar
Barışı Kurmak - Mithat SANCAR - Açık Radyo
Nefret Söylemine Karşı Barışın Dili - A. Hicri İZGÖREN - Özgür Gündem
Demokrasi Sureti İle Oyalanırken, Sivil İtaatsizlik Ne Yana Düşmekte? - Meryem KORAY - Birgün
Yüzleşme Asıl Şimdi Başlıyor! - Mustafa SÜTLAŞ - BiaMag
Bir Zor Seçim - Kadir KONUKSEVER - BBC Türkçe
Askeri Mühimmat Bir Çocuğu Öldürdü - Atılım
Ragıp DURAN: Askeri Vesayeti Kürt Hareketi Kırdı - İnci HEKİMOĞLU - Özgür Gündem / Apoletli Medya
Dün İle Yarın Arasında... - Can DÜNDAR - Milliyet
Dersim Katliamı’ndan Kurtulanlar: Toplu Mezar Yerlerini Biliyoruz - Ferhat ASLAN - DİHA / Jiyan
Kitap: 11 Nisan Anıtı - Nor Zartonk
Bir Hayata Dönüş, Bin Rezillik! - Umur TALU - Habertürk
Taraf Ailesi Ayıp Olmuyor Mu - Günay ASLAN - Köxüz
The Taraf: Libyalıya, Liseliye Düşman, Emperyalizme, Cemaate Dost… - M. Utku ŞENTÜRK - Sendika.org
Liberalizmde Atış ve Satış Serbest - Zihni - Sezi-Yorum
Kaç Bin Kadrolu İşkenceci Yetiştirdiniz? - Akın OLGUN - Birgün Pazar
Devlet V Çocuk - Cüneyt UZUNLAR - Açık Koyu
“Özgür ve Demokratik “ Bir YGS ve Liseliler - Koray Doğan URBARLI - Jiyan
Kürt Kardelene Türkçe Eğitim Olmaz - Koray ÇALIŞKAN - Radikal Pazar
Yamalar Artık Tutmuyor - Deniz DOĞRUER - Atılım
Sözün Bittiği Yer! - Alınteri.net
Hani Gençler Apolitikti…? - Ömer YILDIZ - Sol Defter
Haftanın Tortusu - Koray Doğan URBARLI - Yeşil Gazete
Sehven Çıktı, Mertlik Bozuldu - Kaan SEZYUM - Radikal Hayat
Mikail KIRBAYIR: "Devletin İtirafı Yetmez, Cemil'in Cenazesini de İstiyoruz" - Ayça SÖYLEMEZ - Bianet
Cumartesi Anneleri: Geçmişle Yüzleşmeden Demokrasiye Geçilmez - Evrensel
"Devlet Samimi Olsun, Tüm Kayıplar Araştırılsın" - Nilay VARDAR - Bianet
Nevin Berktaş Serbest Bırakıldı - Başka Haber
Alenen Erk'ekler - Meral BAHAR - Atılım
Gezme Ceylan Bu Dağlarda Seni Avlarlar // Tecavüz- Kadın- Hukuk(!) - Cansu KARAGÜL - Jiyan
Kaybolan İstiklal - Hakan KARAKOCA - BiaMag
Seyyar Sesler - Fanzin
Halkın Sesi Partisi Seçim Beyyanamesi - Has Parti
Barınma Hakkı Sokaklarda - Sendika.org
Grevle Kazanmak - Atılım
Ölüm Serbest Grev Yasak! - Evrensel
Grev Güncesi - İkinci Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Ankara Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri
Proletarya Kazandı: Azmi AKAN - Alınteri.net
Arjantin'in Çalınan Bebekleri - Güneş ÇELİKKOL - BBC Türkçe
Policing Content On Social Media Sites - Jillian C. YORK - Al Jazeera
“Dijital Sivil İtaatsizlik” - Özgür UÇKAN - BTHaber
Devrim, Şiddet ve İnternet - Gündüz VASSAF - Radikal Pazar
NATO Libya’da İşgale Hazırlanıyor - Murat ÇAKIR - Köxüz
Lazkiye ve Deraa’nın Öyküsü - Ragıp ZARAKOLU - Evrensel


Group 180 Informative via Wikipedia
Group 180 Albums via UBUWEB
Hungaroton Records Official
Sven Kacirek Official
Sven Kacirek Informative via Pingipung
Sven Kacirek Interview via Minimalisticmusic
Hauschka Official
Hauschka At 130701 / FatCat Records
Hauschka - Foreign Landscapes - Album Review By Daniel ROSS - BBC Music
Nostalgia 77 Official
Nostalgia 77 Informative via Tru Thoughts
Nostalgia 77 The Sleepwalking Society Album Review By Zachary Houle via PopMatters
Josa Peit At Soundcloud
Alp Ersönmez Myspace Sayfası
Alp Ersönmez Röportajı - Beliz HAZAN - Cazkolik.com
Alp Ersönmez - Yazısız Albüm Eleştirisi - liquiddreamx - The Snob Reviews
Avishai Cohen Official
Avishai Cohen Live At TSFJAZZ via Arte WebTV
Avishai Cohen - Seven Seas Albüm Eleştirisi - Zülal KALKANDELEN - Cumhuriyet-Müzik Yazıları

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – Send Promos: misak[æ]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Life Is Beautiful - RocketMonky / Erik Norberg
RocketMonky's Flickr Page

>>>>>Poemé
Onun Çölünde - Bejan MATUR

Onun çölüne gittim.
Konuğum,
Duvardaki kan pıhtısında.
Onun bulduğu damar beni çağırdı.
Ve ruhum eski bir kanla yıkandı.

Onun çölüne düştüm, oturdum çadırında.
Eski bir kavmin buluşması ve töreni.
Bir yaban kuş gibi tüneyip kıyıya
Dedi ki bana "ölümsün sen"
Mutlak
Mutlak olan.

Onun çölünde gece kımıldar.
Yılan ve akrep karanlığıyla.
Hayat bir zehre gizlenir
Çoğalır sabırla.


O bıraktı beni.
Çöldeki kızıl sularda
Balıklara bakacak
Nefesimi tutarak
Uyuyacağım.


Onun çölünde her gece
Fısıldadım kumlara.
Sordum nasıl yaptıklarını çölü,
Boğmadan koyun koyuna.


Onun çölünde ölüyüm ben.
Gelin ve kaldırın beni.
Gittiği yolda bulutlara değen bir gölge bırakılmış sanki.


Bir sesle uyandıracak beni
Kahra kan olan bir aldanışla yakaracak


Tanrıya söylendim.
Nasıl da zalim gövdede varlığı onun.
Güzellik acıya kavuştuğunda yorulur ve
Hep yaşlı kalacak bir gözün ışığıyla bakar;
Her yüz bir işarettir tanrıdan.
Bunu yaşlı bir adam söylediğinde
Gözleri yoktu.
Annem öyle inanmış olmalı ki ona,
Yüzümü kederli çizdi.
Ve uzayıp tanrıya
"işte" dedi
"benim annem yeniden doğdu
annem varlığıma döndü"


Gece paslı bir kafesle durdu önümde
Dua için zaman istedim tanrıdan.
Onun varlığına adanacak hiçlik
Düş için,
O büyüde kalbime saplanan acıyla
Bağırdım;
Başka adamlar, başka dillerde dua etsinler. Bizim için.
Ölümü tanıdığımız ve sessiz olduğumuz için
Kutsasınlar.

Ölü bir yaprağın sürüklenişi gibi rüzgârda
Gövdem yitirdi yerini.
Ağır bir uykuyla gizlendi tohuma varlık.
Ağır bir istekle.
Kızıl kan pıhtısı. Tül sabah. Ört üstümü.
Koyu gücünü yüzünün nasıl çizdiyse tanrı
Ve ne gizlediyse kıvrımına gülüşünün.
Gördüm ben.

Tüllere sarılmış çölde ölümümü bekliyorum. Sakinim.
Yok bir gece bu.
Sabah uyanacak aşkı konuşacağız.
Ne çok sürdü diyecek bana.
Ne uzun sürdü hayat.

O uzun günün sabahında
Sesini duydum gün ve gecenin çakışmasının.
Bir tül işleniyormuş gibi aralarında
Kavuştular usulca.

Uyu ağır uykunu
Taşların altında ve su isteğinle kal.
Geniş bir avluda gece kapanan kapıların ağırlığı.
Sürecek olan dilsizlik.
Rüzgâr tırmalıyor kapını
Aşk uzakta.

Ne tuhaf inanmaman.
Sırtıma dokundun ve orada ayla ışıyan çizgilerin
Bir acıdan artan masumiyet olduğuna şaşırdın.
Gideceğini söyledin
İnanmadım sana.
Oysa ben daha doğmadan biliyordum.
Acılı bir ruhta oyalanan bir gövde bu.
Saf ve çocukça bir düşün yatağında.

Kan ve susuşla dinlenen ten kabullenir.
Beyaz tül yatağında başucuma
Camdan bir göz bırakıp gittin.

Ona fısıldanan sözlerin
Aşk olan varlığı
O gidince karardı.
Yüzeyinde göğün
Beyaz ve kıpırtısızım.

Acıdan bir okla çıktım
Bekleyiş yatağından.
İçimde siyah bir taş.
Atları gördüm.
Kapı önlerinde oturan insanı, sözü.
Çok yaşanmış bir çığlıkla hayat.

Bir sırrın bana verilmediği yerden
Sordum ona
Bana ne söyleyeceksin?
Çölün söylemediği ne?

Ruhumu orada tutan ağırlıkla
Geceye ilendi tenim.
Ve çağırmadı çölü varlığım
Ondan sonra.

Aynaya dönüyorum
Değişmiş gözlerim.
Çölde kumlara bakan kadın
Kedere bakan
Artık benim.

Gördüm çizgilerini avuçlarının
Çöl her şeyi söyledi bana.

Anladım nerede bitti aşk
Kan pıhtılı odanda uyanan gövdem
Neden sığmadı varlığa.

Seni yaprakların gölgeli yalnızlığına bırakıyorum.
Gün doğumunda uyanan nefese ve sana dönen gözlerin
Yakaran çizgisine.
Çölden aldığını çöle ver
Hayattan aldığını hayata.
Artık beklemiyorum
Kal orada.
Geride, tepelerin art arda dizilmekle
Var ettikleri dünya bir hiçlik ahtı gibi.
Bir hiç ve gölge.
Gece ay
Gece tül ve yokluk.
Yok gece.

Çölden aldığını çöle ver
Hayattan aldığını hayata.

Kaynakça: Şiir.gen.tr

No comments: