Sunday, June 19, 2011

Deuss Ex Machina # 355 - twieled fis-problemi_bħala xrar titjir l fuq

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_355_--_twieled fis-problemi_bħala xrar titjir l fuq

13 Haziran 2011 Pazartesi gecesi "canlı" olarak yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Liquid Stranger-Zero Gravity (Interchill Records)
>2<-Liquid Stranger-Overlord (Interchill Records)
>3<-Ahnst Anders-Nobody Home (Ant-Zen)
>4<-Ahnst Anders-Walking Home (Ant-Zen)
>5<-Untold-Test Signal (Hessle Audio)
>6<-Untold-I Can't Stop This Feeling (Hessle Audio)
>7<-Africa Hitech-Cyclic Sun (Warp Records)
>8<-Africa Hitech-Light The Way (Warp Records)
>9<-NHKyx Feat. Google Premier \ Internet Magic-Chrismax324 (Skam)
>10<-NHKyx-Flying 10ch (Skam)
>11<-LOL Boys-Cloudy (Palms Out Sounds)
>12<-LOL Boys-LDR (Palms Out Sounds)

twieled fis-problemi_bħala xrar titjir l fuq
(355)

Dönüşüm benzeşsiz tasarrufların deneyimlenip, üstüste biriktirilmesiyle oluşturulabilen, derlendiği, tertip edildiği, ilintilendiği hayat akışı içerisindeki diğer olgulardan destek alarak yapılandırılabilen bütünü tam anlamıyla gözlemleyebilmemize imkan sağlayan bir odaktır. Gözün görüp kayıt altına aldığını, kulağın işitip kayıtsız kalmadığını, hafzalanın edindiği hemen pek çok şeyin rafine edilmesiyle, özümsenenlerin bir çatı altında toparlanabilmesinin genel ahval içerisindeki yankısıdır, dönüşüm. Dönüştürebilmek. Mahirlik gerektiren bir olgu olsa da imece usülle de, daha fazla konuşarak da, dile, belleğe yerleştirerek de tüm bu zorunlu etaplarla sağlanabilen süreç hızlandırılabilir. Hızlandırılabilir kılınabilirdi. Amma velakin doymak nedir bilmeyen kindarlık ekiminin ötekileştirme disturuna sımsıkı bağlı kalanların, salt seçim süreci boyunca söyleyegeldikleri kendimiz çalıyoruz kendimiz oynuyoruz bu oyunu dahilinde ortaya dökülenler bu evrenin nasıl da göstere göstere hacamat edilebileceğini ortaya çıkartıyor. Bizler de biliyoruz iyiye iyi, kötüsüne de kötü diyebilmeyi. Elbette bu kadar fenafillahlık arasında iyi bir şeylerin de yaşatılabiliyor olmasını fakat niteliksel dönüştürmelerin nasıl vitrin düzenlemesi, sözümona; çocuk kandırmacasından daha da ilerisine gitmediğini bildiğiniz bir ülkede nasıl da hayallerle vakit öldürebilirsiniz diye sormak lazım gelmektedir. Dönüştürülebilir, çözüme taşınabilir, yoksunluktan ve yoksulluktan kurtulabilmeyi, adil ve adalet sahibi olan belirli zümreler yaratmaktansa bunun istisanız herkesin eşitçe bir biçimde çekincesiz olarak paylaştığı bir ülke vardır da; bizler mi boşu boşuna kendimizi yorup görünenlerin enn olur olmadık yerlerinde çıkagelen reklamların kolpalığındaki gibi heyecansız müsveddelerin, ilanen kutlamaların, doğaçlama saçmalamaların, demeç kirliliğinin ortasında boyu dağlar kadar yükselen sorun yumağında soluksuz kalıyoruz. Dönüşüm dönüşüm diyerek ortalığa çıkagelenlerin nasıl da birer birer statükonun daimi takipçisi olduğunu her türlü yayınsalın içeriğinde keşfedilmek bu kadar olağanken üstelik. Açık ve net. Tasavvur edilenlerin, söylenip de anında, gecesinde unutulan nice vaatlerin, iştahı bir türlü kesilmeyen korku duvarları bina etmenin ortasında, neresinden tutarsanız orası elde lime lime olurken, neyin helalleşmesidir, neyin kucaklaşmasıdır bu allasen. Muktedirin diline pelesenk ettiklerinin a'sından z'sine, tasvir etmeye giriştiklerinin esasında günü kurtarmak adına öne sürülüp sonrasında tamamıyla nadasa terk edilenlerin olduğunu idrak ediyoruz. İkrar ettiğimiz, yinelemekten kaçınmadığımız bu sürümceme içerisinde dönüştürmeyi bir şekilde yine yeni yeniden kaçırmakta olduğumuzdur Olumlanması, olumlu karşılanması mümkün olan icraatların bile devletlunun halkına eylediği büyük hizmetler olarak nakledilmesine karşın boy boy, dizi dizi duran sorunların esamelerinin nasıl da örtbas edildiğinin, işitilmezliklerin diyarına unutuşlara bırakıldığını özümsüyoruz. Biteviye bir tekrardan diğer tekrara. Birbirleriyle benzeşen, örtüşen aynı düzlemde amma dar alanda kısıtlandırılmış hareket olanağı sunan, sunduğu hepimizin malumu olduğu en başından adledilen boş vaatlerle bezeli, boşa konuş; lügat parçalayıcı seçim güncesinin ardındayız. Seçim güncesi diye anılagelen, adet yerini bulsun diye söylenegelen bir türlü seçtirmeme sürecinin ertesindeyiz. Güncelliğin derdest ettiğinin, konumlandırdığı, beğenmeyip sürdüğü, hakkında esef miktarda bel altına vurduğu, kararından çok konuşunca da giyindirdiği, en olmadı ünlü türk destanına göndermelerde bulunduğu, mahpsuluğu işaret ettiği hedeflendirdiği ama illa ki ötekileştirmekten kaçınmadığı bir ülke peyzajında, söylem yoksunluğu ile bir mücadele aşaması daha nihayete erdi. Mücadelenin m'sinin adı ortaya atıldığında muhalifliğin nasıl da canının yakıldığını her bir yanda nefessiz kılabilmek adına aykırı seslerin!! nasıl da susturulduğunu alenen gösterildiği bir süreç sonra eren. Orta oyunlarını kıskandırırcasına, meddahları ise utandırırcasına al gülüm ver gülüm sataşmalarının bozuk plak kabilinden yinelendiği, her gün aynı pilavın bir daha kaşıklandığı, yenilen pehlivanların güreşe doyamadıkları bir muktedirler temaşası nihayetinde "kutuplaşmaların" adının belirgince bir biçimde ortaya çıkartan sonuçları önümüze getirdi. Konuşulması lazımgelenlerin nasıl da ufkun ardına ötelendiğini, muktedir egolarının birbirleri üzerine hışımla, hınçla basıla basıla çiğnendiğini velhasılı sağırlaşmanın manidar bir biçimde çoğaltıldığı bir güncellik hasıl oldu. Aldığımız oylar edebiyatının satır aralarında işsizliğin, eğitim sorunlarının, yarın kaygılarının, savaş çığırtkanlığının, barışa giderek uzaklığın, nedensiz sebepsiz yere hapis yatmaların, suspus kalmanın en ehveni şer olduğunun zikredildiği ceb ve cepkenin delik deşik, zihinlerin heder olduğu sade vatandaş güncesinde hala istismarın mümkün olduğunun altının çizildiği bir seremoniler, silsilesi hasıl oldu. Seremonilerde yanlı ve tarafgirliğin emek ve gelecek, adalet ve adilanelik, yaşam hakkı ve dil serbestliği gibi uzayıp giden sorunlar dizisine bir türlü sıranın gelmeyeceğini afişe taşıyan doyumsuz muktedir masallarının alkışlandığı, kıskananların çatlamasının, patlamasının dilendiği bir şaman ayinine dönüşüme tanıklık ettik. Yüzdelerin artmış olmasının bir vicdan muhasebesinden daha çok, 'cukka' hesabına indirgenmesinin utancı olarak değer kazanan bir aritmetik, ortaya çıkarken herkesin herkesi yerdiği, yerin dibine soktuğu bir sonuçsuz fasitdaire önümüze serilmekte. Fasitdaire keskinliği. Teyakkuz halinde galip gelmenin galeyanıyla her ne kadar ismimiz, cismimiz anılmamış olsa da bir kucaklanmanın, dostlar alışverişte görsün bir iki günlüğüne sevgi pıtırcıklığının, şefaatinin tam da diğerlerinden farklı olmadan paylaşıldığı muktedir söyleminin orta yerindeyiz. Ortasındayız yerseniz. Muktedir dilinin vecizleri istisnasız hedef göstermeleri barındırmış, türlü çeşit 'ileri demokrasi' örneğini ihtiva ederken, mürekkep olsa da yine de kabul etmemiz şifaen de olsa beklenmete, bu kucaklanma, kucak kucak kapsayış çağrısında. Karşılığında. Dahası var olmayan bu demokrasi ikliminde balkon aracılığıyla bu söylem sürdürülür yankısının artık bulması umulurken Diyarbakır'da, Şanlıurfa'da, Şırnak'ta vd. ismi cismi anılmamış insanlara karşı toleranssızlığın dışavurumuna dair kaba kuvvet bir kere daha sahnelenmekteydi. Baraj duvarının karşısında özgürlüklerin de anılabileceği, özgür iradenin temsil edilebileceğinin kanıtlandığı bir teşebbüse bile muktedirin, kolluk kuvvetinin yaklaşımı düşündürücüden de öte 30 yıllık bir birikimin devamlılığının sağlanması olarak anlamlı gelebilir. Kısa bir tarihi googlelamak zorunluluğunu aştığınızda görebilecekleriniz üzerine. Propaganda şarkısında resmedilen o bağın ortağı falan değil bizahati çiyanları, hainleri olarak hedef gösterilenlerin elbette bu kuru kuruya kucaklamaların, helallik istemelerin ne kadar da gerçeklikten yoksun, uzakta bir tasavvur olduğu idrak etmesi uzun sürmemiştir. Mütemadiyen hainiz. Sürmeyecektir; ısrarla inanmaya safiyane bir umutla bağlı kalanlar haricinde olanlarımız, bu dış kapının mandallığında tutmayacak mayalarla, inanılmayacak sonucusuz masalların artık tükendiğini fark etmiştirler.Soysuzlaştırılarak, kimliksizleştirilerek kurulan tahakküm dilinden, kılığından, söyleminden, yaşam biçimine, eleştirelliğinden aman yermeyesin, şşt sakın ses etmeyesine kadar çoklu katmanlara bölüştürüldüğü coğrafyada neyin kucaklaşma teşebbüsüdür esas sorulması gereken budur. Kimlerden helallik istenmiştir. Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, Serap Eser, Mizgin Özbek, Metin Lokumcu, Festus Okey, Hrant Dink adları ne bu sayfaya ne bu dünyadaki herhangi bir merama sığdırılamayacak kadar çok olan, üzerleri biteviye örtülüp durulan, kumpasların işbirliğinde karanlığa alınanların, hayatları karartılanların ardından, davalarının mücadelesi içinde, bu kuru kuruya helallik istemi midir ancak karşılık bulacağımız yoksa tam anlamıyla adaletin tecelli etmesi midir bir helalleşmenin karşılığını oluşturacak olan. Nedir nicedir? Asıl bağın parçası kılacak olan her birimizi. İşin özü meramın kıssası kolay lokmalık şeyler, bir öğünde hazmedilecek tayinlere karnımız toktur. Tercihlerini iyi kötü yapmış olan herkeslerin de bulabileceği üzere, üstüne ölü toprağı serpilmiş, nefessiz bırakılmış yarınlarımızın enikonu hesabı verilmediği müddetçe de boş vaat ve temennilerin esamesi okunmayacaktır bu diyarlarda. İsterse allame-i cihanlık oy oranı olsun. İnsanlığı ayaklar altına almak için, saatler sayıldıktan sonra ahir zamanımızın seçim günlüğünde Cüneyt Uzunlar'ın aforizmasındaki bahsettiği gibi "deccal gelecekti... deccal doldu her yer... kıyamet de koptu aslında ama dezenformasyona takıldı..."

>>>>>Bildirgeç
Sandığa Sordum, "Mücadele" Dedi - Dağhan IRAK

Süreci itibarıyla Türkiye tarihinin en lekeli seçimlerinden biri olarak hatırlanması gereken 12 Haziran seçimleri önümüzde enteresan bir tablo bırakarak geride kaldı. Öncekilerin aksine yüzde 5-8 bandına yaklaşma ihtimali bulunan partilerin olmadığı, egemenlerin seçim barajına neden bu kadar tutkuyla bağlı olduklarını gösteren bir seçim oldu bu. Hem AKP ve CHP’nin aldığı oyları, hem de Blok’un büyük başarısını buradan bakarak okumak lazım.

AKP, terazinin sağ tarafının tek partisi olma projesinde kısmi bir başarı elde etti. AKP’nin, daha doğrusu Erdoğan’ın hedefi başkanlık sistemini ve herhangi bir uzlaşma aramaksızın hazırlatacağı anayasayı dayatabileceği bir sayısal çoğunluk elde edebilmek, MHP’yi de oyun alanının dışına iterek Türkiye’yi iki düzen partisinin tahterevallisine mahkum etmekti. Bütün seçim başarısına rağmen bunları yapamadı. 330′a yakın milletvekili de olsa anayasa için ılımlı adım atmak, kolay kolay ikna edici olamayacağı bir uzlaşmacılık rolüne bürünmek zorunda. Bu yolda işi artık çok daha zor. Çünkü Erdoğan, kendi kitlesini sağlamlaştırırken, karşısındaki kitleyi de sağlamlaştırdı. Beylik balkon konuşmaları, zaten doğası gereği iktidarın yanında saf tutacak iş çevrelerini ve büyük medyayı muhtemelen ikna etmiştir ancak iktidarın dikta hevesini kaygıyla izleyen büyük bir kitle büyük ihtimalle eskisine göre daha dikkatli ve politize olacak. AKP, “Türkiye partisi” olduğunu iddia ederken, ikna olmayan kitleyle duvarları iyice yükseltti ve önümüzdeki dönem bunun belirginleşeceği bir dönem olabilir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçim sonrası yaptığı hiç inandırıcı olmayan konuşmadan bundan sonraki dönemde öncelikli derdinin koltuğu korumak olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü CHP’nin bu seçimden başarıyla ayrıldığını açıklamaya çalışmak, AKP’ye gözdağı vermekten çok teşkilatı ve tabanı ikna etmeyi amaçlıyor. “Seçime girip de milletvekili sayısını arttıran tek partiyiz” argümanı, Blok’un başarısını görmemiş olma ihtimali bulunmayan Kılıçdaroğlu’nun kendisinin bile inanabileceği bir şey değil. Kemal Kılıçdaroğlu, bu sonucun CHP’de liderlik tartışmasını yeniden başlatacağını ve hâlâ parti teşkilatlarında güçlü durumdaki “eski CHP”nin mutlaka geri dönmeye çalışacağını çok iyi biliyor. Bundan sonraki günlerde uzunca bir süre bununla uğraşmak durumunda. Kılıçdaroğlu, “yeni CHP”nin başına 1930′ların CHP’sinin pek sevdiği bir yöntemle, tepeden inerek geldi ya da getirildi. Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye yapmaya çalıştığı şeye belki kısmen sempati duyabiliriz ancak bu onun partideki iktidarının köksüz ve güvensiz olduğu gerçeğini değiştirmez. Önümüzdeki dönem bu gerçekle yüzleşme dönemi olacak. Bütün bu hengamenin çıkardığı sonuç ise şudur; örgüt desteği olmayan, bir avuç dolusu sağcıyı, bir o kadar da politikayla ilgisi “hobi” düzeyinde olan “meşhur”u içeren CHP grubu, AKP’ye karşı muhalefet görevini hiçbir şekilde yerine getirebilecek durumda değil.

AKP’nin karşıtlarıyla duvarı yükselttiği, CHP’nin (ve MHP’nin) ise uzun süreceğe benzeyen parti içi iktidar mücadeleleriyle meşgul olacağı şu dönemde, Blok’u ciddi bir “ana muhalefet” görevi bekliyor. AKP’nin zorbalıklarıyla giderek daha fazla rahatsız ettiği ve -bilinçli ya da bilinçsiz olarak- politize olan bir kitle var. CHP, bu kitleyi yönlendirebilecek siyasi geleneğe de, kadrolara da sahip değil. Ne Kürt sorunu, ne özgürlüklerin budanması, ne işçi sınıfına açılan savaş, ne de kapitalizmin soluduğumuz havayı, içtiğimiz suyu zehirlemesi; kof bir milliyetçiliği ve serbest piyasayı makyajlayıp yenilir yutulur kılmayı dert edinmiş demode bir sosyal demokrasiye emanet edilebilecek şeyler değil. Bu noktada Blok, seçim sisteminin bütün antidemokratikliğine ve iktidarın devletin bütün aygıtlarını kullanarak açtığı savaşa rağmen ciddi ve gerçek bir sol seçenek olarak kendini kabul ettirdi. Başta söylediğim gibi, normalde yüzde 5-8 aralığına aday olabilecek tüm partileri baraj suları altında bırakan adaletsiz seçim sistemi, Blok’un güçlü bir kadroyla Meclis’e gelmesini engelleyemedi. Blok bileşenleri, ana akım medyanın cahillikten ve/veya kasıtlı olarak “isim değiştirmiş BDP” olarak sunduğundan çok daha fazlası olduğunu bu seçimde, bir öncekine kıyasla çok daha büyük bir başarıyla gösterdi. Görüldü ki, Türk-Kürt sosyalistlerin birlikteliği hem sosyalist örgütlenmelere güç katıyor, hem de Kürt siyasi hareketini kabuğunun dışına taşıyor. Bu seçimle beraber bu birliktelik, Türkiye siyasi hayatının reddedilemez parçalarından biri olma yolunda çok önemli bir aşama kaydetti. Şimdi bir sonraki aşamaya geçmek ve Blok’u genişletmek ve sürdürülebilir kılmak gerekiyor. Atılması gereken ilk adım, bu seçim sürecinde Blok dışında kalan kimi yapıları, özellikle de ÖDP’yi bu birlikteliğin içine katmak olmalı. Kendi adıma TKP’nin de şimdiye kadar olan bitenden dersler çıkararak bu birlikteliğe katılmasından rahatsızlık duymuyorum. Ancak partide ciddi bir paradigma değişikliği gerektiriyor, ki ben TKP’nin şu an içine girdiği ve samimi bulduğum özeleştiri sürecinin böylesi bir noktaya varabilecek kadar güçlü olabileceğinden emin değilim. Yine de ÖDP, TKP ve diğer sosyalist grupların Blok’un sosyalist solu kitleselleştirmek için tarihi bir fırsat sunduğunu gözden kaçırmayacağını umuyorum.

Önümüzdeki dönem, zaman kaybetmeden yerel seçimler üzerine kafa yormamız gereken bir dönem olacak. Türkiye siyasetinde yerel seçimler, büyük denge değişikliklerinin nüvelerinin verildiği yerler, bu açıdan da önemliler. Dahası, yerel seçimler, özellikle belde ve ilçe düzeyinde sosyalistlerin güçlü olması gereken doğrudan siyasete daha fazla imkan tanıyor. Vakit geçirmeden Kürt-Türk sosyalistlerin oluşturduğu birlikteliğin nerelerde örgütlü olduğunun, nerelerde nasıl stratejilerle başarı kazanılabileceğinin hesaplarını yapmaya başlamamız gerekiyor. Türkiye’deki sosyalizm korkusu, ancak halkın yararına çalışan sosyalist yerel yönetimlerle kırılabilir. Hiçbir şey sosyalizmi yüzü gülen bir halk kadar iyi tanıtamaz. Bunu şimdiden düşünmek ve planlamak zorundayız. Bu bizim Metin Hoca’ya, Terzi Fikri’ye ve bu yolda solan bütün güllere borcumuzdur.

Meram kıssası sahanlığında işittirmeye, düşündürmeye gayretkeş olduklarımızın devamında okunabilecek 14 Haziran 2011 tarihli Birgün Gazetesi'nde Dağhan IRMAK imzasıyla yayınlanmış olan Sandığa Sordum, "Mücadele" Dedi başlıklı makalesini, yazarın ve gazetenin anlayışlarına sığınarak sayfalarımıza taşıyoruz. İyi okumalar...

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Titreşim / Deuss Ex Machina #353 (30.05.2011)
Titreşim / Deuss Ex Machina #354 (06.06.2011)
Özgürlük İstiyoruz!
Savaşma Konuş! - 500binradikal.com
Özgürlük ve Demokrasi Adayları Seçim Beyannamesi - Sol Defter
#DokunanYanar - İmamın Ordusu - Ahmet ŞIK via Friendfeed.com/ozgurbasin
Sandığa Sordum, "Mücadele" Dedi - Dağhan IRAK - Birgün
Bu Seçmen De Kim ve Bana Neden Mesaj Veriyor? - Bülent SOMAY - Radikal Pazar
Sandık Gitti Kumu Kaldı! - Umur TALU - Habertürk
'Kim Kimin Adına Özür Diliyor?' - Atılım
Kucaklama Kucaklaşma - Nuray SANCAR - Evrensel Pazar
Ulaş LOKUMCU: 'Adam Gibi Adamdı Benim Babam' - Vatan / Birgün
Die Linke'den Weinberg Şırnak'taki Patlamayı Anlatıyor - Deniz AVAN - Bianet
Seçim Ezilenlerin Nüfus Sayımıydı - Sarphan UZUNOĞLU - Evrensel / Jiyan
Seçim ve Biz - Eleştirel Günlük - Eleştirel Medya Günlüğü
Balkon Konuşmalarının Özcümlesi - Yücel SARPDERE - Evrensel Pazar
Vardık, Varız, Varolacağız - Ragıp ZARAKOLU - Özgür Gündem
Şimdi Daha Fazla Mücadele Zamanı - Birgün
Hayaldi Gerçek Oldu: Yumurtalı Terör Örgütü - Sendika.org
'Çalışmak Zorundayız, Gidemeyiz' - ETHA
Adaletin 100 Kara Günü - Haber Vesaire
"Şiirden, Kitaptan Bomba Olmaz Başbakan" - Ayça SÖYLEMEZ - Bianet
Bir Gün Herkes Tutuklanacak - Özgür MUMCU - Radikal
“spartakus değil işte gene sparta kazandı” - Cüneyt UZUNLAR - açık koyu
Tuncel New York Times'e 'Arap Baharı, Kürt Yazı'nı Yazdı - ANF
Abdullah Levent TÜZEL: 'Barışı Birlikte Kazanacağız' - İskender BAYHAN - Evrensel
Blok Barışa Kanat Çırpıyor - İshak KARAKAŞ - Jiyan
Ertuğrul Kürkçü'nün Seçimi - Mahmut TEMİZYÜREK - BiaMag
Cinayeti Gördüm - Ertuğrul MAVİOĞLU - Radikal 2
Azınlıkları Yok Etmek - Ahmet SONER - Özgür Gündem
Öteki Olmanın Ağırlığı - E. Fuat KEYMAN - Radikal 2
Batman'da 2'si BDP PM Üyesi 8 Kişi Tutuklandı - ANF
Bağımsız Vekil Emine Ayna'ya 10 Ay Hapis - ntvmsnbc
"Hopa"ya 15 Tutuklama Daha - Emek Dünyası
‘Helalleşmek İstiyorsan Kayıpların Akıbetini Açıkla’ - Atılım
Beethoven İle Cumartesi Anneleri - Nükhet EREN - BiaMag
Başka Yolu Yok, Bu Abluka Dağıtılacak! - Oğuzhan MÜFTÜOĞLU - Birgün
Mithat Sancar'la Seçim Sonuçları Hakkında - Açık Gazete - Açık Radyo
Dipnotları II - Sayılar, Ölümler, Seçimler, Şiddet - Aslı ERDOĞAN - Özgür Gündem
Türkiye Seçimi Alman Basınında - Cem SEY - BBC Türkçe
türkiye’nin sağı solu - Cüneyt UZUNLAR - açık koyu
Seçimden Çıkan Sonuç: Yine Tek Yol Sokak, Yine Tek Yol Devrim - Aktüel Gündem - Sendika.org
Türkiye "Sol"u Neden Çöküşte? - Shelbyl - Komünal İşkembe
İşbirlikçi Sosyalizm: Bir DSİP Analizi... - Gönenç ÜNALDI - Red
Seçimler ve Yeni Nesil Bir Sol Mücadele - Yavuz YILDIRIM - Birikim
Canan ARITMAN: "Baykal'la Yüzde 35 Alırdık" - CNN Türk
Sahtekarlık Değilse, Ne? - Mustafa SÖNMEZ - MustafaSönmez.net
15-16 Haziran’a Katılan İşçilerinden H.Adnan İle Röportaj - Canan MENGÜLOĞUL - Soldefter.com
Yeni Hayat - Kaan SEZYUM - Radikal Hayat
Hepimiz Zombiyiz, Hepimiz Suçluyuz - M.Gökhan AHİ - Sosyalmedya.co
"Korku"yu Korkutmak İçin - Mustafa SÜTLAŞ - BiaMag
600 ve 10 - Murat UYURKULAK - Red


Liquid Stranger Artist Page On Facebook
Liquid Stranger At Soundcloud
Liquid Stranger - The Arcane Terrain Album Review By Damian MORAN via The Untz
Ahnst Anders Official
Ahnst Anders At Myspace
Ahnst Anders - Home Album Review via Igloo Magazine
Untold At Myspace
Untold Artist Page via Loopmasters
Untold Interview via Bassfreqs.com
Africa Hitech Official
Africa Hitech Informative via Warp Records
Africa Hitech - 93 Million Miles Album Review By Hari ASHURST via Pitchfork
NHKyx Official
NHKyx At Myspace
NHKyx - Yx Aka 1ch Aka Solo Album Review via Beach Sloth
LOL Boys Artist Page On Facebook
LOL Boys At Soundcloud
LOL Boys - LDR EP Informative via Palms Out Sounds

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – Send Promos: misak[æ]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Revoar - Luís CONDESSA
Luís CONDESSA's Flickr Page

>>>>>Poemé
Sesimi Arıyorum - Sennur SEZER

Bir ses arıyorum
Yeni bir şiire başlamak için
Bir doğum çığlığı gibi kaçınılmaz
Çocuğun ilk ağlayışınca güzel
Bir ses.
Çünkü yüreklerimiz
Acılarla şişe şişe nasırlaştı
Kızgın demirlere değen ellerimiz
Su toplayıp kabarır, nasırlaşır
Ateşe ve demire dayanır
Yüreklerimiz acıyla dövüle dövüle
Çelikleşti.
Yalnız orda, ta dipte küçük bir çekirdek
Gözyaşı gibi titriyor mavisiyle havanın.
Kız çocuklarının perçemleriyle oğlanların afacanlığı
Kaynatıveriyor o damlayı.

Bir ses arıyorum
Yeni bir şarkı için
Çocukların ilk sözcüğü gibi umutla,
Sevinçle duyulacak bir ses,
Çünkü umutsuzluk yasaktır
Don vuran ağaç sürgün verecek,
Kaya çatlayacak, tohum yeşerecektir.
Ama susmaktan sesimi yitirdim
Nasırlaştı dilim.

Elim ateşten korkmuyor,
Ülkemin bütün kadınları gibi tırnaklarım küt
Ateşten sıcak bir tencereyi yanmadan alabilirim
Köz basarım yüreğime.
Yüreğim nasırlarıyla umudu koruyor,
Bir küçük ışıltıyla baharı bekleyen
Çekirdek ateşten korkmuyor.

Kaynakça: Şiirderyası.com

No comments: