Sunday, December 09, 2012

Deuss Ex Machina # 428 - cogair dofheicthe

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_428_--_cogair dofheicthe

03 Aralık 2012 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>sesli meram muhteviyatı<<<<<
1. X-TG - Janitor Of Lunacy - Vocals By Antony (Industrial Records)
2. X-TG - Abschied - Vocals By Blixa Bargeld (Industrial Records)
3. Vindicatrix - Runaway Prey (Mordant Music)
4. Vindicatrix - Remote Viewers (Mordant Music)
5. Matthew Dear - Ahead Of Myself (Ghostly International)
6. Matthew Dear - Do The Right Thing (Ghostly International)
7. Gudrun Gut - Simply The Best (Version RR) (Monika)
8. Gudrun Gut - Garten - Jörg Burger's Modern Gardening Mix (Monika)
9. Mark Fell - SOA-5 (Editions Mego)
10. Mark Fell - SOA-7 (Editions Mego)
11. Underground Resistance - Quadrasonic (Go Bang! Records)
12. Underground Resistance - Predator (Go Bang! Records)

cogair dofheicthe
(428)

kalıplara mengenelenmiş, sımsıkı birbirine geçmesine çaba sarf edilen kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz bahsi ile yine bu mabadda çok ses edilmeyenlerin, önemsenmeyenlerin, adlarını geçtik; kelamlarının bile neredeyse unutturulması gayesinden başkasına müsammaha gösterilmeyen ve tevekkeli bu gayreti anlamlandıran çabalarla hiçbir konunun konuşulmadığı, bahsinin katiyen açılmadığı bir öğütücünün içerisindeyiz. öğütülüp unufak edildikçe, yokluğu tescil edilmeye gayretli olunan ne varki sorunun öznelliği gerçekliği ve daha fazlası bunca örtbasa rağmen hala meydandayken biteviye yok yok türküsünün çığrıldığı bir zaman diliminde yol verildiğinde hangi edimlerin neye dönüştüğünü amasız, fakatsız, acabasız, keşkelerden de bağımsız neticede hakikate doğru evriltildiğini, nasıl evrilmekse artık bilakis yamultulduğunu muştulayan bir öğütücünün haznesindeyiz. içindeyiz. dur durak bilmeksizin gündem denen kanalizasyondan hallice yapımın kadüklüğü dahilinde ses edilenlerin değil sesi kesilenlerin, önüne setler çekilenlerin başlarına her nelerin getirildiğini layığıyla çözümleyebilmeye olanak sağlayan bir platonun merkezindeyiz.

yaşamı bir sinematografik kurgu raddesine denk düşürüp, olan biteni geçmişin pusu, pası irini bir yana her an tazelenebildikçe kıvançlandıkça, gönençlendikçe bir şeylerden kurtuluşun anahtarının da oralarda o cedlerde, ataların bilmem nerelerinde bulunabileceğine kani olunan, buna biat edildikçe enikonu saçmalamaların dozunun artık basbayağı tavan eşiğini zorladığı bir mevhumda öğütülüp duruyoruz bir sakız benzeri caklatılıp, çiğneniyoruz. iki arada bir derede savuşturulan, budur önünüze çıkarttığımız denilerek atfedilen, paylaşılan şeylerin nasıl da üstünkörü bir hiddet mihmandarlığının öz mamülü olduğu, nasıl da açmazların daimiliğinden başkasına müsade göstermeyen bir ilericilik takıntısına bağımlı kalındığını örnekleyen tasvirlerden mürekkeptir. bütünleşiktir. ilerlemeye handiyse doyamadığımızdan durmadan bir yerinden falso veren, durmaksızın bir yerine başka bir yamanın gerekliliğini hatırlatan bir yarılmanın, bölünmenin, zaruri bir ayrışmanın ve daha da ağırı olan anlamsızlık ile imtihanın yekten tekrar edildiği hiç alt edilemediği bir sahmanlıktır denk düşürmeye çalıştığımız.

bunca öğütmeye bir türlü doymayan, birilerine sarmayı, inatla onları hedef haline dönüştürmeyi tıpkısı, aynısı bir "hobi" mertebesinde değerlendiren, kendi kusurlarının üzerini ivedilikle örtmeye çalışıp başkasında bulduklarından, zerre miskalinden avaz avaz gümbürtü kopartmaya, tatavlalarla esastan uzaklaşmanın uzaklaştırma gayretinin bir arada götürüldüğü bir sahmanlıktır haddizatında öğütücü nam atfettiğimiz kalıt. kalıtın sabitliği sağlama alındıkça mesellerin konuşulabilirliğinden ziyade ne kadar çarçur edilebileceği üzerine kafaları patlatmanın getirmiş olduğu sonuçsuzluk beraberinde yüklenişlerimizin ağırlığını, ağıtlarımızın belirgin bir biçimde daimiliğini sağlamlaştırıyor. ötekisi olmadan, ötekisi olarak atfedilmeden, yaftalanmadan gözyaşını birilerinin çıkarları uğruna dökülmediğini, ağıtların illla billa bir kanıksama biçemi, göstergesi olmadan da bir şeylerin farkındalılığı için yakıldığına şefaat bu kadar zor mudur sorgusu ile başbaşa kalırız bu ahvalde. dönüp dolaştıkça kıymetin nelere verildiğini, nelerden esirgendiğini layığıyla şekillendiren, dönüştüren bir ambalajlama ile sunumlandırılır bu öğütücü.

büyük biraderin memleket mümessili olanında nasıl da hiddet ve tepkimeyle beraber sahip çıkıldığını kendisine dönüştüremediğine karşı basbayağı bir silah haline indirgendiğini, yönlendirildiğini afişe eden bir sunumlandırıcının kendisidir öğütücü. roboski bir ahmet mi ya da mehmet mi anlaşılamayanlara karşı gerçekleştirilmiş bir hatadır. ne de olsa bol 'adet'li güzel ölümler devletin ayrışmaz bir hareketinin, gerçek öğtücülüğünün başka bir turnusoludur. kaçağa gitmeselerdi onlar da, cık cık cık. mavililerin saldırısı sonucu yaşamını yitiren bir öğretmen olan metin lokumcu'nun davasında ilerleme değil tam aksine örtbas etme gayreti söz konusuyken hala onu böylesine göstere göstere hayattan alıkoyabilme cüretinin elebaşlarından somut bir yanıt isteyenlere karşı gösterilen tahammülsüzlüğü de pekala bu katara eklemleyebiliriz. ne de olsa üzerinde fazla durulmasına gerek olmayan bir 'tanesi' olaraktan kayıt altına alınmıştı zamanında lokumcu'nun katli. her neden orada toplanıldığına bile zerre önem verilmeden geçiştirilip unufak edilmeye çalışılan.

bir nebze olsun başkalarının da hayatlarına en az bir kere doğru bir şeyler için çabalandığına, yol gösterici olabileceklerine kani olamayanların kendi halkına karşı gösterdiği bu tahammülsüzlükler silsilesinden bir başkası olarak sosyolog pınar selek'in sonuçsuzluk döngüsünde ha'bire ısıtılıp durulan mısır çarşısı davası boyunca başına getirilenleri eklemleyebilmek, iliştirebilmek lazım gelendir. sosyolojik dönüşümümüz kadrajın dışında özenle tek başlarına bırakılanlara karşı iç-dış ayrımı yapmadan bunu hemen hiç gözetmeden el vermeye, derman olabilmeye, seslenişlerinden, kelamlarından buraların bilinmedik yüzlerine dair tespitler ortaya çıkartmaya gayret eden bir insanı kamili terörist olarak nakşettirmenin her gün bu yaftalama tahrifatının başka bir evresiyle yüz göz etmenin, durmadan da ya sabır çektirtmenin, gelgelelim o balçığı alına sıvamadan, yaftalamaya dur demekten kendini alıkoymayanların veballeri her ne olacaktır. elli yıl sonra özür falan mı?. denk getirildiğinde, parçalar yan yana koyulduğunda çok da güzel, pek de matah bir biçimde ortaya çıkan derin devletlunun kesip, biçme ve ayrıştırmalarla beraber linç ettirme diksurunu emir demiri keser dercesine sektirmeksizin uygulayanlarının her dem el üstünde tutulduğu bir cenahta kollanıp durulduğu bir yerde hakkaniyet dediğiniz bu öğütme rutininde sıranızı beklemek ve sonunuzu görmek midir nedir yani?

muhalif olmanın muhalefet etmenin yaşadığın coğrafyanın kabullenişlerinden huylanıp da bir şeyleri seslendirmenin evet buna cesaret etmenin, kalem oynatmanın, huylarından asla vazgeçmeyecek olsalar da o bilindik yapılarının, alışkanlıklarının esas nelere mal olduğundan dem vurmanın neresi münfakıklık, neresi tam bölücülüktür. ses edip, yargıların, yargılamaların bunca ağırdan alınması yanıbaşında olanların herkesin bir gün kckli olacağının alenen ilan edildiği bir sahnelemede bir günde seksen yedi kişinin daha gözaltına alınmasının seksen yedi ayrı hayatın üzerinde yine yeniden tahakküm kurdurulmasının, propaganda çalışmalarına meze edilmelerinin "işte o teröristler" diye el oğuşturulmasının buraların vardır, yoktur ile kestirilip biçimlendirileceği sanılmaya devam edilen bir gece ansızın kandil mandil türkülerinin seslendirlildiği bir haleti ruhiyede kürt sorunu nam edimin çözümsüzlüğünü derinleştirmekten, basbayağı uzaklaştırmaktan başka neye hizmet etmektedir, ayabiliyor musunuz? öldürmeyi, ölümü kanıksatmanın bunca kolay dile dolandırılması, öldürmeyeceksek, itaat ettirmeyeceksek süründüreceğiz çabasının ucunun bucağının olmaması bu öğütücü haznenin ne kadar da gayya kuyusu kıvamını bir biçimde yakaladığını örneklemektedir. gerçeğe dönüştürmektedir. farkında mısınız?

sayıca bahsedilebilecek, atfedilebilecek, detaylandırılabilecek onca şey varken, bunca kekremsi, mide bulandırıcı tavır el insaf çağrıştırıcı söylencelik ve benzeri hareketler, yönlendirmeler söz konusuyken hala güncellik bunlarla donatılırken sıra insana ne zaman gelecektir? yılmadan yorulmadan sormak istediğimiz izleri silindikten, hesabı görüldükten sonra arta kalanlarla yolumuza devam ederiz seçeneğine sımsıkı tutunulan ne de olsa içimizdeki hainlerden hesap sorulacak, sorulmalıdır bahsinin tam dibinde neler oluyor, neler eyleniyor ciddi ciddi farkına erebiliyor musunuz? körleşmenin, vicdansızlaşmanın, insancıllıktan uzaklaşmanın bu ileri güncesinde daha ne olması lazım gelmektedir, hangi uyaranlar söz konusu edilmelidir ki gidişatın, yolun uçurumdan başkası olmadığı artık uyanılabilsin? erilsin!. harala gürelede kamu denetçilerimizden birisi olan ömeroğlu beylerin hrant ahparik için söylediği türklere paranoyak demişti söyleminin tam karşılığı buralarda atfedip durduklarımızda aynalanmaktadır görebiliyor musunuz? üstte tutulması gerekilen bir ırk tanımından ziyade, türk olmanın alelade afedersiniz bir rum, ermeni, kürd, şu veya bu olmaktan ne kadar farklı olabileceği konusuna kafa yorulmamışken, bu düşünülmemişken hala katlinden sonra böyle argümanlarla ne sağlanmaya çalışılıyor.

devletu alimizin gönlü ferahlığı mı, yoksa ne hedef göstereceğiz canım ne ettiyse kendi etti ermeni çıkıntı, kılıç artığı masalı mı.. sözün kısası, öğütülmeye devam edilen gerçekliklerin refakatinde yarınlarımız şekilden şekile sokulmaya, bu menzil dahilinde nefes alabilmek bile bir "şans" olarak sunulmaya devam ediliyor. itaat etmeyip ses etmeyi düşünenlere dokunursan yanarsından, sürüm sürüm sürünmen için ne gerekiyorsa yaparızlara kadar bir dolu irin hamlesiyle, tahakkümle beraber, kol kola. düşünelim de duralım bu manzaraya karşı kelam eylemekten bir adım ötesine geçmek için vaktimiz var mıdır? hala kalmış mıdır. acıya, ağız dolusu hakarete, durmadan hizaya sokma meselesine karşı dur diyebilmek için vakit alengirli tözlerin, caf caflı idelerin, ambalajı durmaksızın tazelenmiş edimlerin bir aradalığında, bu sıkışık düzenin resmi geçidinde gördüğümüz, sınandığımız, zihne kazıdığımız gel gelelim çıkışın yolunun hiçbir türlü bulamadığımızdan handiyse yılgınlığa teslim olduğumuz, irtica ettiğimiz iş bu güncelliğin sağaltımlarından, sağlama almak tanımının karşılayıcılarındandır tanıklık. tanıklığımız.

üstüste, yanyana dizilirken güncelliğin getirdikleri, yüklenişlerimiz durmaksızın çeşitlendirilirken nasıl kör kuyulara çekildiğimizi, ufaktan ufaktan yem edilmeye alıştırıldığımızı, kurda kuşa teslim edilişimizin vesikasını tanımlayan tanıklık. bahiste her bir öznel durumun aniden genelleştirilmesi yahutta önemsizleştirilip, itibarsızlaştırılması sorun mu sorun morun yoktur nokta kavislerinde, ara yollarında dolaşılmasını manidar kılan çözümleyicilerden olan tanıklığımız. bahis ve meram derdin çokluğundan ziyade, azade bunca canhıraş viranlığın iş bu kervana eklenmesinin alelaceleciliğini hafzalaya mıhlatandır tanıklığımız. bu devran böyle sürüp giderken, o yolların engin karalık ve karanlığı bir gerçeklik haline dönüştürülürken kimin neyden ne kadar sorumlu olduğunu, sorumluluklarını yerine getirmekten özenle düzenin kendine haslığı ataleti, ağırlığı açısından basbayağı feragat ettiklerini yinleletmektedir tanıklığımız. kafaya kazıtandır. basit ve düzayak cümleler kuramıyoruz. biçarlığın çareden uzaklaşmanın dayanılmaz hafifliğinde rutinlerini tanımlandıran biçimlendirip onu bina edenlerin tahakküm vesikalarında farklı manaları, dillerinin altında sakladıkları baklaları anlamlandırabilmek için bulmacalar türetiyoruz. türetmek lafın gelişi...


ağız alışkanlığı kolayca sindirilebilir diye servisi, sunumu yapılanların yazıya dökülenlerin nasıl da zor, ağır, hazin sonuçlar ve çıkarsamalardan mürekkep olduğunu gösterebilmek, anlamlandırılabilir kılmak adına bulmaca ve bilmecelerle beraber topyekün anın tanıklığına yazılıyoruz. yerin ve sayımın gereğini yerine getiriyoruz: buradayız!. yazmaya gayret ediyoruz. gün çoğunluğunda yaşatılanların sindirilmesiyle, onun genel geçerliliğinin sorgulanmaksızın tüketilmesinin teşviği ile akıp giden bir saiğin kendisi değildir. hemen hiç öyle olmamıştır. erk, muktedir, iktidar perdelemesi, gölgelemesi tüm dermanları, payandaları vesair el verenleriyle beraberce kotarmak istediği bu idenin, çok çektirilmeden hızlıca bir şekilde sona kavuşturulmasıdır. sonlandırılmasıdır. tanıklık ederken uyumaya bağışıklık, neye tanık olduğuna ayamamak bu işin bir ayağıdır. yahut kapsamının, yapılmak istenenin tam karşılığını oluşturandır. tek ve yegane hamle budur diye kıssadan bahsedilebilir. ecdad, ahlak, vatanseverlik, danışıklı dövüşler, itiş kakışlar, adalet mevhumunu eleğe çevirmeler vd. ortak sonucu bu kadar sıklıkla gündem diye başka şey ve öznelerin yumurtlanmasının farklı bir kotarımızı söz konusu değildir sanırız.

tanıklık dediğimiz, atfettiğimiz şu anın içerisinde yaşatılanlara sıra gelesiye kadar hangi evrelerin, deneylerin peşimizden koşturulduğu yapılandırıldığı bahsinin ikrarı için bir vesiledir. onun takdim edicisidir. düzayak karar merciisi olarak kendilerini konumlandıranların hakkaniyetten uzaklaştıkça kurdukları cümlelerin öbek öbek söz yumaklarının  peşime takılıbırakılan hiddetin, şiddet sarmalının birebir aynısı ikrarı olarak tasavvur hali fecaatin enikonu medyandaki kalıcılığını tescillemektedir. tescil altına alınan tahakküm vesikasının ta kendisi bu 'dönüşüm' saiği diyerekten bir örnekleşen yeni ülke şablonunu biçimlendirmektedir. kesin ve kati olan bir kalıba sığdırmak adına mengenelemektedir. tutturulan, atfedilen kaptırılıp gidilen menzilin dahilinde süreklilik olarak  nakledilebilecek yegane edim tanıklığı gerçekleştirilen konu ve konumlandırmaların yıllar yılıdır kendini tekrarlayan bir bileşenler toplamı olduğudur. birbirlerine lehimletilen, tekleştirilen söylem ve eylem toplamı, bütünlüğünde istemezükçülüğün naklen yayında olduğu bir tanıklık sahanlığı meydana çıkartılır bizahati muktedir elinden. yoktur.

kesin ve kati bir biçimde ihanet olarak sunumlandırılandıran, öyle adledilen konu ve vakıalarda ses edip, yola koyulan herkesin, her kim olursa olsun istenmediğinin, ağızlarının paylarının verilmesi gerektiği biteviye muştulanır. fişteklenir. gelgelelim zaten sorun morun yoktur piuf!. sivas katliamı davasında topun devlet denetleme kuruluna pas edilmesi zamanaşımı yoklaması sırasında yeterince yara almış insanları, olay dahilinde yakınlarını yitirenlere bir kere daha devletin hiddetli şamarının indirilmesidir. acınıza karşı tepkisizliğimiz, vereceğimiz tepki böyle kadüktür bu kadarcıktırın şamarı olan hamle. katledenler ortalıklarda, makam ve mevkilerinde yükselirken, yaşarken! adalet talebine kayıtsızlığın denk gelişi, devamlılığı şimdi başka bir süreci, daha fazla vakit kaybını beraberinde getirecektir. unutturmak esastır. örtbas etmek ise her zaman!. birinci yılına sayılı günler kalan roboski kıyımının tek ve asal sorusu olarak yer edinen, katletme emrinin kimden geldiğinin yanıtı bulunmamışken bildik tevatürlerin, hiddetin kendisinin denkleştirildiği baskı ve operasyonların geriye kalanlara da hayatı zindan ettirdiği bir görüngüyü ortaya çıkartırken, adalet komisyonunun ne etliye ne de sütlüye bulaşmayan analizindeki bilinmezin, tanımlanamazın halen ne olduğu tam kestirilemeyen özetleyiş bu şamarların ağırlarından bir diğeridir.

tekrara alıştıkça usanılacağı sanılan edimlerin, adalet beklentisinin tabî ki lime lime edileceğine dair arsız bir görüngünün taşıyıcısıdır tanıklık. sıfır noktası. yolun uzunluğu bir kakofoni diğer yanı bu sicim haline dönüştürülen, kalıt gibi başımızın üzerinde sarkıtılan hiddetin tevatürden çok sesini yükseltmeye gayret edene karşı sonu belirli olan bir silaha dönüştürüldüğüden de dem vurulabilir. konuşmak ve anlamlandırmak bi'yana da içeride üç gazeteci var gerisi terörist, şunlar bunlar kimlerin hancısı, yolcusu, bizler çok şeyi biliyoruz bahsine eşlik eden parmak sallamalar, vicdan yoksunluğunun, bunca barbarlığa toz kondurulmazlığın bizahati kanıtı, idris naim şahin ve tayfasının her günü bir şekilde dar edebilme inatları, varını yoğunu tüm eforunu kendisine benzetemediği, kendisi gibi görmediğini bir şekilde lince servis edebilmek için devletin yılmaz tümcesi şu "x"e haddini, hududunu bildiriniz avaz avazlığının manşetleyicileri, kopyacı kedilerin! günü kotardıklarıdır tanıklığımız dahilinde görünenler. ayarın çeşidi belirsizleştirilmişken, insansı olandan dem vurmanın hani neredeyse saçma bir romantizme tahvil edildiği güncelliktir.

böylesine kolay bir biçimde müdahil olunup, sonuç dayatılan, kestirilip biçimlendirilen niyaz edilenlerin hangi korkuların refakatinde şekillendirildiği ve neye tanıklık ettiğimizi açık eden bir sunumu günyüzüne kavuşturmaktadır. bireyi bir şeyci, töhmet altına zincirli kalmasına kafi gelecek kadar yaftalayıcılarla yüz yüze bir başına bırakarak demokrasi meselinin an be an paramparça eylendiğini ilave etmek mümkündür. her birinin ayrı ayrı havalardan bahislere giriştiği memleket mevzuularında, yahut dış dünya kavramsallığında ağır şekilciliğin, vicdani eğreltiliğin, hakikatleri bükücülüğün tastamam eksiksiz örneklerini keşfetmek mümkündür. ona öyle buna böyle attırılıp tutturulurken göz ardı edilen insandır. töhmet, safdışı bırakma, linç ettirmelerde meydan bulan görüntü tam da bu menzildedir. devlet eliyle terörize etmenin, bunu daimi kılmanın ve sürekli istim üzerinde az sonra felaketiniz olacağız çağrısına el veren, temellendirenlerin muktedirliğinde ataletten kurtularak hakkaniyetten tam ve eksiksiz bahis açmak sorumluluğumuzdur. sessiz kitleler olarak siyaset sahnesinin kadükleştirilmesi, adaletin adama göre muamele ekseniyle şekillendirilmesi, göz önünde cereyan edenlerin kimi zaman akla zararlığı, yazma eyleminden çok söverek, kırarak, dökerek günü geçirmenin dayatılması, işini iyi bilenler olarak sınıflandırılmışların her gün eyledikleri fenalıklara çanak tutulması ülkenin mizacını, bugününü anlam ve bağlam ekseninde netleştirir. denkleştirir.

bu ülkenin asıl yüzününün bu tedaviye muhtaç hali toplamda her şeyi iki kere düşünülesi kılar. düşünmedikten sonra hiç sorun yoktur ya muktedirin nezdinde, görmeyi unuttuktan, hafzalayı boşalttıktan ve sonra zihne format attıktan ötede bir geri dönüş şansı daha yoktur, olmayacaktır. kayıp yıllar, nesiller ve belleklerin üzerinde yükselmeye devam eden bu ileri bayağı ileri demokrasimiz fantazya değil gerçek bir korku sahmanlığının kendisidir. türetmesidir doksan yılık bir tahakkümün zirvelerinden bir diğeridir. tanıklık ediyor musunuz. bizahati anlamaya gayret ediyor musunuz. bizahati saygıdeğer takdirlerinize... 

>>>>>Bildirgeç
Yazdıran Zorba Olmasa... -  Arif ALTAN - Özgür Gündem*

İlkesizliğe katlanılabilirdi, ilkelliğin bön savunusuna dönüştürülmeseydi. Uyum yüceltilebilirdi, bunun eşitsizlerin, asla eşit olamayacakların lehine olduğu ileri sürülmeseydi. Yasaya sığınmak avutucu olabilirdi, güçlünün eline kılıcı verip güçsüzün boynuna ip geçirilmeseydi. Zorba bağışlanabilirdi, zorbalık için haklı tek gerekçe bulunsaydı. Yoksulluğu yazgıya yormak mümkün olabilirdi, yoksul tembellik ve beceriksizlikle damgalanmasaydı. Birlik o kadar da kötü bir çağrışım yapmayabilirdi, yoksulun çadırını dağıtma pahasına olmasaydı. Kardeşlik inancı ayartıcı yankılara aç zihni yatıştırabilirdi, kölelik zayıfın ruhuna bağdaş kurmasaydı. Aldatmak heyecanlı olabilirdi, yalan bu kadar küçük düşürmeseydi. Aşkın tarihi başka türlü yazılabilirdi, coşkunluğunu yitiren ses soğumuş kelimeyi yanlış yerden kırmasaydı. İhanetin bir cazibesi olabilirdi, hain için bir gelecek olsaydı. Riyakarlık eğlendirici olabilirdi, yüzsüz olan dünyayı yüzsüzlükle suçlamasaydı. Zeka gösterisi sevecenlikle savuşturulabilirdi, güzelliğe kılavuz kılınan budalalık yüksek değer kazanmasaydı.

Kimi söylemlere bir düşüncenin biçimi verilebilirdi, düşünceye bürünen söylem içgüdülerin arsızlığı ve anarşisinden ibaret olmasaydı. Kimi yüzlere tapınmak ibadetten sayılabilirdi, her şeyi saklanmış, içten pazarlıklı, yer altı karakterli ruhun seslenişine izin vermeseydi. Söylenmiştir, gerçeğe uygundur; çirkinlik bir ruh burkulmasıdır, yanlış bir gelişmenin ifadesidir. Toprağı öldüren kimyevi atığın çürümeye gösterdiği dirençtir. Bilinir, karanlığın gördüğü rüyadır ışık, tek marifeti gün boyu sürmesi. Boşluk sıradanlığa derinlik olabilirdi, karanlığa muhtaç ışık bu kadar böbürlenmeseydi. Çoğalan bir çürüyüştü insan, yeşeren bitki sevinciyle izlenebilirdi, çökmekte olan bir gelişme olarak bilinmeseydi. Tutsaklık arzusuyla tutuşan bir istekti özgürlük, ruhun dehlizlerinde alt edilebilirdi zaman, zaafa neftsen üstün bir tutku eşlik etseydi. Velhasıl çöküşü ahlak paklayabilir, hırsı vicdan iyi edebilir, felaketi umut silebilirdi, ilerleme buyurganın kanlı tasavvuruyla örtüşmeseydi.

Uygarlaştırıcı barbarlık oyununda, gülünçlüğüyle güçlüyü eğlendiren merhamet soytarılarıdır dünyanın bütün ezilenleri. Aklın sığ bilgeliği vicdan, günahın soğuk yüzü erdem, riyanın oynak ruhu ahlak, bir ağırbaşlılık kazandırabilirdi, ezilenin içindeki hükmetme ihtirasına incelikten bir tül örülebilseydi. Yükselmek alçaltmayabilir, büyümek küçülme pahasına olmayabilir, zalimin kapı eşiğinde titreşmek incitmeyebilirdi, istekli rüya çiçekli kırlar diye bataklığı yurt edinmeseydi. İktidar yönetilmektir. Bilgelik cehaleti körüklemekti. Alim hiç inanmamıştı: Kurulmak kurumlanmaktır. Kırılganlığına incinmek yiğitliktir. Zafere inanmak, yenilgiye susamaktır. Konuşmak azalmak, susmak çürümektir. Asayı tutanın sözüyle geçinmek zihin sürçmesi diye okunabilirdi, zavallılığa cüret nişanı takılmasaydı. Sahip olduklarını teşhir etmek iyi gelebilirdi, kendini kanıtlamaya çalışanın gerçek kıymetini ele vermeseydi. Düşünceden duyguya sezdirmeden geçmek uygar ruhun kanıtına sayılabilirdi, yabaninin duygudan çabucak eyleme geçme huyu aşılabilseydi.

Yıkım düşleyenin yıkımı arzuladığı unutulabilirdi, başkası için sarkıtılan ip aç gözlü bir hevesle tutanın da boynunu öpmeseydi. Çarpıtma ulvi zekanın ateşleyicisi olabilirdi, akıl üstüne çöktüğü kalbi dondurmasaydı. Tebessümün isyanı ironi zarafete bürünebilirdi, parlayan bakış kindarlıkla kırışmasaydı. Mizah eleme dönüşmeyebilirdi, büyük alaycının erdemi abartılı içtenliğin dökümüne indirilmeseydi. Yalnız kendini görünce büyülenen sima gönül çelici olabilirdi, başkalarının hayranlığını gereksinen benlik başkalarını ezip geçmeseydi. Ve sadece kendi hoşuna gitmekle hoş olduğuna inanan huysuz sevimli bulunabilirdi, büzüşmüş kısır duyguya katlanmak eziyete dönüşmeseydi. Uzun yaşayan erken ölendir. Uzayan ölümünü yaşamdan sayan, kendi suçlarıyla başkalarınkini karıştıran, kime ne kötülük ettiğini ayırt etme yeteneğini yitirendir. Bütün zorbalar adaletsizliğin kurbanı olduğuna inanır, bütün kurbanlar zorba olduğuna inandırılır. Öyleyken yine de küçük zevkler hoş görülebilirdi, düşünme yükümlülüğünü hor görmeseydi. Düşünce zevkten üstün tutulabilirdi, devinim yeteneğini köreltmeseydi.

Büyüklük taslamayacak kadar büyük olduğunu bilenlerin susturulduğu bir dünyada yaşamak o kadar da kötü olmayabilirdi, soytarı ruhlu kralların müziği sağırlaştıran söylevleri olmasaydı. Ötesi yok, gizlenemez artık; insan nefretine, nefret ettiği şeye benzer. Sarpa saran dildir, pus ve sisle yıkanan zihindir yanıltan. Yoksa gönülden seviyoruz birbirimizi böylesi çok daha ucuza gelir. Düşmanlar uzlaştırılmalı, karşıtlar barıştırılmalı ki, kötü bütünlük ebediyen sürdürülebilsin. Ve nihayetinde hoş bir yazı olabilirdi, yazdıran kıyıma hevesli bir zorba olmasaydı.

* Akla düşenler, yola çıkıldıkça derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. Akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. Derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. Bahis açtıklarımız anaakımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. Etmekten bir özenle, koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla. Kelam sıklıkla dile getirilenlerin kuru kuruya çalakalem tekrarından ibaret değildir, öyle değildir. Bir işaretleyici, yaşadığımız anların dahilinde neler başımıza geldiğini gözlemleyebilmek için kelamlar sığınılasıdır. Arif ALTAN'ın Yazdıran Zorba Olmazsa başlıklı makalesi bu minvalde yekpare yapısı dahilinde seslendirmeye çalıştığımızı derinlikli bir menzilde tahlil eden bir perspektifi sunmaktadır. Gözün gör dediklerine dair sıklıkla atfedilmeyenlerin, yol kestirilmeyenlerin nelerden mahrum kalmamıza yol açtığının okumasıdır bir ihtimal veya fazlası. Arif ALTAN ve Özgür Gündem gazetelerinin anlayışlarına binen bu önemli okuma parçasını Deuss Ex Machina'ya iliştiriyoruz.

 ...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina  ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
DokunanYanar - İmamın Ordusu - Ahmet ŞIK via Scribd
Uludere'yi Unutma! - Emrah DÖNMEZ - Youtube
İşkence ve İnsanlık Dışı Aşağılayıcı Muamelenin ve Cezanlandırmanın Önlenmesi ve Tutuklu Hakları - 21. Rapor - CPT
Çağrı: Mor Gabriel'e Dokunma!
Çağrı: Pınar Selek'e Tanığız, Pınar Selek'le Dayanışıyoruz!
‘umut’u büyütmek ve adalet için! - Mustafa SÜTLAŞ - BiaMag
Aşağıdan: Kognitif Mecra - Sayı: 1
Distopya 2071 - Anti-pop
Yazdıran Zorba Olmasa... - Arif ALTAN - Özgür Gündem
Ferhat Encu'nun Avrupa Parlamentosu'nda Yaptığı Konuşma - Hür Bakış
Roboski Katliamı İçin UCM'ye Başvuru Yapılacak - ETHA
Roboski için Sessiz Protesto - Yüksekova Haber
Roboski’de Rehabilitasyona Tehdit Engeli! - Hür Bakış
Tunceli Mv. Hüseyin AYGÜN Roboski Soru Önergesi ve Yanıtı - Kaynakça - Hüseyin AYGÜN Twitter Hesabı
Devletiniz Taş Gibi Duruyor Yerinde, Hiç Merak Etmeyin.. - Yetvart DANZİKYAN - Radikal 2
Ahlaklı Siyaset-Ahlaksız Siyaset - Şiyar KOÇGİRİ - Yeni Özgür Politika
Yeter Ki Sen Sahnede Kal - Kemal BOZKURT - KB's Blog
‘Dokunulmazlıklar’ Meselesinin Özü... - Delil KARAKOÇAN - Özgür Gündem
AKP: Ertelenmiş Düşler Kumpanyası - Sarphan UZUNOĞLU - Akşam
AK Parti Diyarbakır İl Başkanı İstifa Etti - CNN Türk
Yeter Ama Hayır! - Kadir CANGIZBAY - Birgün
Erdoğan: 'Bırak Sen Şu Bölücü Terör Örgütünü Ağzını; Sana Yapılmayan Ne Var Bunu Söyle - İMC
Haşmetmeab Buyurdu, Kürtler Ne İsityor? - Fatih EKİNCİ - Radikal Blog
Vekillerimize Dokunun Lütfen! - Gülseren YOLERİ - Yeni Özgür Politika
Oya Baydar: ‘Bütün Resmî Tarihler, Devletin İşlediği Suçları Karartır’... - Sevda AYDIN - Evrensel
BDP ve STÖ'lere Operasyon, 60'ı Aşkın Gözaltı - ANF
Önder: Kürtlere "Orangutan" Muamelesi Yapıyorlar - Emek Dünyası
Cenazelerin Polis Müdahalesi Nedeniyle Ancak Üç Günde Defnedilebilmesine Annelerden Tepki - İMC
Turkey: After The Hunger Strike - Jenna KRAJESKI - Pulitzer Center
RTE, Kürt Siyaseti, İpucu? - Orhan BURSALI - Cumhuriyet
Selim Sadak Gözaltına Alındı - Emek Dünyası
Êcdat ve Gerçekler - Ahmet ALTAN - Taraf
Ecdadını Arayan Tayyip ve Havarileri Yeter Artık - Fırat DENİZ - Ajans Amed
Pozantı Şakran’a Nakledildi - Mehmet Şah ORUÇ - DİHA - Özgür Gündem
Ah’ına ‘Yas’lanıp Dinlediğimdir - Deniz GEZGİN - Agos
'Keşke Ölmeseydin...' - ETHA
asmayıp da besleyelim mi netekim? bak sen şunun yazdığı mektuba netekim! - Erdal Eren - Görme Biçimleri
Ferhat Tunç'a 3 Yıl 'Konuşmama' Cezası - ANF
Babam Boğularak Öldü - Zeynep ALTIOK AKATLI - Birgün
Dücane Cündioğlu: Dindarların Da Günaha İhtiyacı Var - Berrin KARAKAŞ - Time Türk
Kentsel Mentsel, Sonuçta Dönüşüyoruz. - Dr. Yanko MADYANOĞLU - Yankobey
Irkçılık Cumhuriyetin Temelidir - Ayşe GÜNAYSU - Özgür Gündem
Ombudsman Bir Ermeni Yurttaşımız Olmalı - Murat KAPKINER - Taraf
Ombudsman, Protestolar Eşliğinde Yemin Etti - Dünya Bülteni
Evet Hrant, Türklük Aşağılandı - Doğan AKIN - Taraf - T24
Hrant Dink Cinayeti, Kovuşturma ve Yargılama - Fethiye ÇETİN - BiaMag
'AİHM'nin Dink Kararı Uygulanmıyor' - Agos
Kemal Türkler'in Kızına Hapis İstendi - Emek Dünyası
Atılım Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hatice DUMAN ve Deri İşçisi Gülizar ERMAN Hakkında Yargıtay Kararını Açıkladı. - Sosyalist Feminist Kollektif
Genç Arkadaşlarım ve Duruşmaya Çağrı! - Füsun ERDOĞAN - Bianet
İlk Tutuklu Gazeteci: Kasapis - Elif AKGÜL - Bianet
Diyarbakır Cezaevi'nde 1996 Yılında İşlenen Toplu Cinayetin Failleri Hâlâ 'Meçhul' - İMC
Tsk Cevaplıyor: Yılların Ordusuyuz Sonuçta - Pınar ÖĞÜNÇ - Radikal
İntihar Eden Askerlerin Yüzde 90'ı Kürt - Evrensel
Katiller ve Eşcinseller - Yasemin İNCEOĞLU - Radikal 2
Erzurum'da Irkçı Saldırılar Sürüyor - Evrensel
Moskof’tan Ödünç Gözyaşları: Bozkurtların Ölümü - Mustafa YILMAZ - Şarap Dumanları
Deprem, Kasırga, Siyaset - Ayda ERBAL - Azad Alik
Julian Assange: The Fugitive - Decca AITKENHEAD via The Guardian
Türkiye’de Çok Ciddi Bir Sistem Krizi Var - Serpil İLGÜN - Evrensel
Başka Bir Seçenek Mümkün! - Aslı AYDIN - Muhalefet
Ölen Ölür, Kalan Kârlar Bizimdir! - Ali TOPUZ - Utay
İntihara Suskun Ömürler… - Zeynel Abidin KAPLAN - Muhalefet
Taşerona Karşı Küresel Çağrı - IndustriALL - Sendika.org
Sendikal Faaliyet Suç Sayılarak Cezalandırıldı - Tümtis
Ölüyoruz… (Sağlık Çalışanlarının Protesto Yürüyüşü) - İşçi Mücadele Derneği
Çürümüş Bir Şeyler Var Ticari Sağlık Ortamında - Dr. Levent AKYILDIZ - Bianet
Kürt Koridoru - İhsan ÇÖLEMERKLİ - Yüksekova Haber
Büyük Resme Bakınca... - Murat ÇAKIR - Özgür Gündem
Germany To Send 400 Soldiers, Patriot Missiles To Turkey-Syria Border - Al-Arabiya
Syrian National Coalition Chief Says 'Kurdish Rights Must Be Secured Within A United Syria - Rudaw
Suriye'de Gazeteci Olmak... - Hediye LEVENT - BBC Türkçe
Açlık ve Yoksulluk Sınırı Artıyor! - KESK-AR - Sendika.org
Demokraside IAmA Eşiği - Berk ORBAY - GGB
Map: Which Countries Police The Internet The Most? - Nick MCCLELLAN - Slate
Türkiye'nin Derdi Porno ve Devlet Eleştirisi - A. Murat EREN - Bianet
Türk Akademisinin Kanayan Yarası – Araştırma Görevlileri - ferayebend - Halkın Hikmeti
Acının Modası - Bülent USTA - Birgün
Kurtlar Vadisi Sendromu - Enver GÜLŞEN - EG' Blog
Simurg’un Şehre Düşen Gölgesi! - Şeyhmus DİKEN - BiaMag
“Perdede Bir Şey Söyleyip Eylemlerimizle O Söze İhanet Edemeyiz” - Ken LOACH - Fakfukfon
Koyma Ötekilik, Oyma Ötekilik - Burcu GÜRSEL - Azad Alik
Din Kardeşi Recepler ve Hizmet Sopası - Özgür AMED - Yüksekova Haber
[Propaganda Yayınları/Can Başkent] “Okunası Bir Şeyler Yayınlama Meselesi…” - Barış YARSEL - Futuristika
Kitap: Gomidas Vartabed İle Çankırı Yollarında - Nor Zartonk
Yitik Bir Amedli: Naum FAİK - Sadık ASLAN - PolitikART
"Sosyalizm, Egozim ve Deneysellik": ANBB - Zülâl KALKANDELEN - Zülâl Müzik
[Uzayda Bir Elektrik Hasıl Oldu] Tam Bir Roll Röportajı Oldu Yahu! - Kollektif - GriZine
karalamaca - 0110100101 - yaşam diyalektiktir


X-TG Public Page
X-TG a.k.a. Throbbing Ghristle Official
X-TG - Desertshore / Final Report İncelemesi - Seda NİĞBOLU - Radikal Hayat
Vindicatrix Official
Vindicatrix - Mengamuk Album Review By Sam LUDFORD via Scrolldust
Vindicatrix via Glissando Densinghour Vol.12 via SC Page
Matthew Dear Official
Matthew Dear Artist Section via Ghostly Int'l
Matthew Dear - Beams Album Review By Garry MULHOLLAND via BBC Music
Gudrun Gut Official
Gudrun Gut - Wildlife Album Informative Page via Monika
Gudrun Gut - Wildlife Album Review By Vito CAMARRETTA via Chain D.L.K.
Mark Fell Official
Mark Fell - Sentielle Objectif Actualité Informative Page via Editions Mego
Mark Fell: Dans Pistinin 'Üvey Evladı' - Christopher ÇOLAK - Radikal Hayat
Underground Resistance (Band) Official Wikipedia Article
Underground Resistance / Mike Banks Interview By Mark FISHER via The Wire
Underground Resistance - Revolution For Change Album Review By Thomas KELLEY via Ghostdeep

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
DinamoPromo InquiriesMakina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Rave_0187 By Sioen Roux via Flickr

>>>>>Poemé
Söz Yitimi - Cemal SÜREYA


1.
Yürüyor muyduk,
Yoksa bir doğa parçasının
Altını mı çizdiriyorlar bize?

2.
Ellerimizde küçük kağıt kutular
Yüzlerimiz asılsız.

3.
Bir yere geldik ki
Hiçbir sokağın adın yok.

4.
Binlerce çocuk,
Siyah-beyaz bir kuşak,
Ötelerden sessizce.

5.
Cebimde bir paket sigara
Bir tırnak makası
Bir mendil
Ve bir küçük yaratık
Ne olduğunu bilmediğim.

6.
Bir yere geldik ki
Güneş heyy!
Ay, ayy!

7.
Bu toptan içine devrildiğimiz
Bu bir şey, bir değirmi,
Anlatılmaz bu, bu bir gülümseme.

8.
Öteşiirde
Batar çıkar sözcüklerimiz.

(Sıcak Nal)
Kaynakça: Şiir

>>>>>Podcast Ünitesi
Deuss Ex Machina # 423 (29.10.2012)
Deuss Ex Machina # 424 (05.11.2012)
Deuss Ex Machina # 425 (12.11.2012)
Deuss Ex Machina # 426 (19.11.2012)
Deuss Ex Machina # 427 (26.11.2012)

No comments: