sesli meram 492 -- ավետիս

kay(ıp)bedenler k/lan+-dereasonable (vv)arp presents
sesli_meram_492_////ավետիս

06 ocak 2025 pazartesi günü kaydedilmiş programın parça dizinidir.

/////sesli meram muhteviyatı\\\\\
01. Monyu - Enigma (Lost Recordings)
02. Monyu - Evil Curry (Lost Recordings)
03. Ahmad - Hold On (Guerilla Bass Records)
04. Ahmad - Lesson 2 Learn (Guerilla Bass Records)
05. Kasra - Rizumu (Critical Music)
06. Kasra - Jigsaw (Critical Music)
07. S.P.Y. - Spire (Darkmttr Records)
08. S.P.Y. - Alien Bass (Darkmttr Records)

/////arz-i-hal
"Bir yıl daha devrildi. Mütemadiyen geriye sayımlar, temenniler ve taahhütler beklentilerin sınırlarının genişlediği kısacık bir aralık geride kaldı. Yaşatılanların, anlatılanlarla birbirini alt ettiği, gerçeklik diye ucube bir ülkenin imaline devam olunduğu, her anında bir yaranın, her gününe bir cerahatin sıkıştırıldığı zeminde gelen geçeni aratacak mıdır, bir türlü yanıtı bulunamayandır. Bir türlü toplumsal müştereği muhafaza etmeye, sahiden de muhalefeti var etmeye çabanın sökün etmediği bir yerde her neyi anlatırsanız anlatın bir biçimde eksik, bir biçimde hayal kırıklığına çıkılan günlerin sonu gelebilecek midir? Mana, meram, yordam her birimizin içinden çıkagelen ol kelimelerle, nidalarla, sesleniş ve tahayyüllerle birlikte şekillendirilebilecek bir meseleyken en son sesinizi ne zaman çıkarttınız! İtirazınızı var ettiniz, eksikleri bildirdiniz, susmadınız, söylediniz. Sahiden bir şeylerin iyiye gitmediğini sordunuz, sormaya çabaladınız? Sesli Meram, ötekinin yaşadığı her günün her nasıl bedellerle bina edildiğine yorulan bir anlatı. Meram, paylaşımlarında o yansılar, izler, ses çıkartanlar, bizlerde izleri kalanların suna geldiği boşlukları nasıl ve her ne şekilde dolduracağız buna kafa yoran bir eylem. Koca bir yıl geçti gitti, anlatmaya, el verdiğince mücadeleyi diri tutmaya, azalanın, az bilinenin de hakkını sormaya devam mesele. Bir ev olmaktan inatla alıkonulan bir sahaya bildirilenlerden bir kuple daha aşağıda. Unutmamak için, unutulmamak için, sahiden görmeniz dileğiyle…

8 Eylül: 6-7 Eylül 1955 – Yaranın Miadı

“Yaralar biriktirmeye devam ediyor bir menzil. Dün, Anna, Georgios, Anastacia, Hristos, Ğukas, Makruhi, Krikor, Vartuhi, Keğam, Cercis, Xatun, Erdem, Romina, Jak, Meline, Abit, Raquel ve nicesi için bir hayat tahayyülü bırakmayan akıl hayatı dar ettiği gibi ol 6-7 Eylül 1955’i var etti. Ardılı, Varlık Vergisi, Aşkale Sürgünleri, 20 Dolar 20 Kg Tehciri silsile halinde devam eden bir karanlığın inşası oldu. Topyekun toplumun sorumluluğuna, o yıkımlar var edilirken var edilen sessizliğe kayıtsız kalındı. Cürüm keskinleştirilirken su çürüdü. İnsan Hakları Derneğinin bu seneki basın açıklamasında da görüleceği üzere hedef gözetenlerin, hedefe saldırıyı kimlere ihale ettiğinin de nişanesi tam bir utancın sarmalını gözler önüne serer: “Speros Vryonis halk katılımı konusunda da titiz bir çalışma yapmış, İstanbul Emniyet Müdürü’nün Yassıada duruşmalarında verdiği 300.000 kişi bilgisini inandırıcı bulmamış, elindeki verilerle bu sayının 100.000 olduğunu belirtmiştir. Yani o günkü İstanbul nüfusunun onda biri. Şehrin bugünkü nüfusuna oranlarsak bu, iki milyona yakın kişi demektir. Bugün böyle bir yıkıcılığa iki milyona yakın kişinin bilfiil katıldığını düşünürsek, halk katılımının boyutlarını daha iyi görebiliriz.” Yaşatan bir yeri, ezen, yeren ve yutan bir karanlığın menzili kılma çabasında bugün o 6-7 Eylül 1955’ten ne kadar uzağa düşüyor bu memleket, düşünebiliyor mu? Yaranın kendisinin bilinmediği hiç önemsenmediği bir zeminde cürümler ardıl sıra peyda olurken, iki satır da olsa ne özeleştiri var edilebiliyor, ne tek satırlık, yalandan da olsa bir özür paylaşılıyor. Bu çürümüşlük içinde, altmış dokuz yıl ve onca sınamadan sonra halen diri bir soru kendisini avaz avaz sorduruyor, ne etti o insanlar size! Kendi halinde, yaşama tutunan, dün komşu olup bugün / bir anda mihrak / düşman kılınabilecek ne etmişlerdi size! Ne hakla hayatların sönümlenmesine, eksiltilmesine, yıkımına bunca sessiz kalınıyor, hala ve hala… sahiden…”

29 Eylül: İstanbul’da Maskeli Irkçı Grup Dehşeti: 15 Yaşındaki Suriyeli Çocuk 12 El Ateş Edilerek Öldürüldü

“Genel geçer değil doğrudan var edilen kırılmaların en belirgin suretlerinden birisidir işte o Abdullatif Davvara’nın canının çalınması. Niteliği sürekli güncellenen, bir siyasi çatı olarak varlığını sürdüren malum aksiyondan, sokaklarda artık iyice görünür olan nefretin taşeronu atsızcılar güruhuna ve bilumum isimle anılan / çoğalan neo-faşist yapılardan sırf kendini kanıtladığını iddia etmek için cinayet işlemeyi kanıksamış kayıp kuşaklara kadar çok farklı odağın buluştuğu birleştiği “Suriyeli” nefreti bir çocuğun canının çalınmasını da mümkün kılar. Bu da geçer, bu da olmuştur diyerek geçiştirilen ve neredeyse gündem dahi edilmeyen kaçıncı cinayettir ki Abdullatif Davvara! Düzenin var ettiği açmazları, tüm o yıkıcılığı çocuklardan başlayarak mültecilerden çıkartmaya çabalayan, bunu da bariz bir hak görenlerin elinde hangi kırılmayı nasıl izah edebilirsiniz ki. Ülkenin vardığı eşiğin korkunç yüzeyinden bir kesiti, reşit olmayan çocukların ellerine tutuşturulan silahı, birbirilerine kırdırılmaları için verilen çabanın kötürüm hallerini, zoraki değil basbayağı bir cehennemi / memleket diye yuttururken, can almaların akıbetini, bunca karanlığı kime sual edebilirsiniz, kim verir ki hesabını sahiden?”" sesli meram

*akla düşenler, yola çıkıldıktan sonra derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. bahis açtıklarımız ana akımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. etmekten bir özenle koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla ve yazabildiğimiz kadarıyla fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya sesli meram // deuss ex machina ile devam...iyi haftalar...

allame-i ulul arz’dan ara nağmeler 
okuma parçası

sesli meram // deuss ex machina [ex.] genel geçer disiplinlerden uzak, deneysel ögeler ihtiva eden müzik türlerine kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. ambient’dan - folk’a uzanan ses şeceresinden alıntıları iliştirmeye devam ediyoruz. aralıksız yirmi yıldır... bir direniş hali içinde... yayındayız!...

her türlü eleştiri ve öneri için iletişim kanallarımız;
---------------------------------------------------------

/////poemé
Վաղվա Աչքերով -- Վարդան ՀԱԿՈԲՅԱՆ

Անտեսանելին տեսնելու համար
Այսօրվան նայեք վաղվա աչքերով։
Ձեր հանդ ու սարին,
Ձեր հող ու ջրին,
Ձեր երազներին,
Օջախի քարին
Եվ այն ամենին, ինչ որ կունենաք,
Նայեցեք միայն վաղվա աչքերով։
Ասենք՝ ամեն օր տեսնում եք մի ծառ,
Կարող եք նույնիսկ ճյուղերը հաշվել.
Հաշվել կարող եք
Եվ սաղարթները,
Բարձրությունը չափել հայացքով...
Իսկ այն շյուղերը, որ դեռ չեն աճել,
                դուք նկատո՞ւմ եք...
ՈՒրեմն՝ դուք դեռ չեք տեսնում ծառը,
Նայեցեք նրան վաղվա աչքերով։
Խորքից դիտեցեք եւ ժպիտները
               ձեր ընկերների,
Վաղվա աչքերով նայեք ձեր մանկան
Խոսք ու խաղերին,
Այսօրվա դասից՝ ուշացումներին,
Ձեր այգում տնկած խաղողի վազին,
Ձեր կտրած մատին,
                երգին,
                հավատին,
Ծիլեր արձակող լավին ու վատին,
Այգու մեջ արագ ելնող-բազմացող
Մացառ ու խոտին,
Ձեր գյուղին,
Հանդին,
Ձեր տանը,
Հողին
Եվ միշտ անհանգիստ երկրագնդին։
Սովորեք նայել վաղվա աչքերով,
Որ ինչ էլ լինի,
Վաղը «ձեր աչքով նայի ձեր աչքին»...
Ինձ էլ, խնդրում եմ, այդպես մի նայեք,
Ինձ նայել-տեսնել այսօրվա աչքով,
Նշանակում է՝ իմ դեմ աչք փակել,
Ինձ նայեք միայն վաղվա՜ աչքերով։

Comments