sesli meram 537 -- աղմուկ

kay(ıp)bedenler k/lan+-dereasonable (vv)arp presents
sesli_meram_537_////աղմուկ

24 kasım 2025 pazartesi günü kaydedilmiş programın parça dizinidir.

/////sesli meram muhteviyatı\\\\\
01. Silent Dust - Enemy (None60)
02. Silent Dust - The Bleeps Theme (None60)
03. Mixrace - OAK (Over_Shadow)
04. Mixrace - DM2 (Over_Shadow)
05. ASC - Core Memories (Spatial)
06. ASC - Restless Dreams (Spatial)
07. Tim Reaper - Bullseye (Kool)
08. Tim Reaper - Mirage (Kool)

/////arz-i-hal
"Mahpushane güncesine dönüşüyor memleketin tek bir günü. Bir tek güne sığdırılanlar, ol akışa dahil edilenlerle yaşamın dönüşümü, doğrunun eğriye tekabül ettirildiği binbir hinin buluşturulduğu bir karmaşayı bildiriyor. Kaos artık her yerde, şu mavi kürenin hemen her odağında, gel gelelim, çukurun ta kendisi olagelen bir avuç menzilden birisi haline dönüş hızıyla Türkiye başkaca bir utanç sarmalını bildiriyor. Bambaşka bir yıkıcılığın ortasına mıhlanıyor. Derinlikli, kalıcı ve kıyıcı kırımların, kırılmaların var edildiği zeminde olanın bitenin peşi sorgulanmıyor. Hiçbir biçimde bir ön almak söz konusu edilmiyor. Daim dile pelesenk eylenmiş büyük oyunlar, hain planlar, bitimsiz mihraklarla mücadeleler şanlı ve kutlu zaferler için az biraz dişinizi sıkın seslenişleri arasında hayatın ehveni kaybediliyor. Sır kılınıyor. Bütünlüklü bir biçimde öne sürülenlerle mahpushane koşulları güncelleniyor artık.

Belirli bir kalıba dahil edilmeyen o yıkıcı tahayyül, her gün bambaşka bir açıdan çıkıp da gelen kuşatma halinin ortasında, onca nutka rağmen, bir dolu laf kalabalığı içerisinde hiçlik herkesin ortak paydası kılınıyor. Büyük oyunlar alt edilirken, gündelik yaşama hali tarumar ediliyor. Hain planlar devrilirken, masalar kurulurken, söz hakkını her yerde açık ve aleni en üst perdeden savunuyoruz biz derken muktedir, evde kurulacak sofra kalmıyor her gün bir eksikle; ya ekmek, ya katık! Şanlı zaferler, büyük ülke masalları zikredilirken insanların birbirilerini gırtlakladıkları, kuyularını kazdıkları zemin görülmesin isteniyor bir biçimde. Suskunluğa rehin edilenler, ele geçen üç otuz paranın karşılığının günbegün bir sıfıra doğru meyil etmesine mahal verenler ve nice etmenle birlikte o katran karanlığı bir ülkenin mahpushaneye dönüşümünü de sağlama alır. İktidarcılık planlarında küçücük ayarlamalar var edilirken dahi asgari / sınırlı ücretle yaşama tutunanlardan daha da fazla ne kopartabiliriz denilen bir yerde, dakikada milyarlarca liralık verginin toplandığı fazının ötesine çoktan geçirilmiş bir karanlık / kaotik zemin güncellenir. Para ile terbiye etmeleri, sırada / hizada tutmaları, cahilliği bir ortak müşterek kılmayı, zulmü, yıkımı, kötülüğün ta kendisi olagelen sabah akşam aşağılamayı gereklilik olarak değerlendirenler elinde hangi ülkeye varılabilir?

Geçtiğimiz haftanın gündem tortusu içerisinde önemli, gel gelelim o kargaşanın ortasında handiyse hiç konuşulmayan bir meseli Evrensel Gazetesinden iliştirelim: “Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülürken MESEM’lerde yaşanan çocuk işçi ölümleri gündeme geldi. MESEM eleştirilerinin artması üzerine Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, tartışmalar sırasında “Böyle terbiyesizlik olmaz” diyerek komisyonu terk etti. Tepkiler yükselmeye devam ederken, muhalefet milletvekilleri MESEM’i “çocuk işçiliğini kurumsallaştıran bir ölüm makinesi” olarak nitelendirdi." sesli meram

*akla düşenler, yola çıkıldıktan sonra derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. bahis açtıklarımız ana akımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. etmekten bir özenle koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla ve yazabildiğimiz kadarıyla fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya sesli meram // deuss ex machina ile devam...iyi haftalar...

allame-i ulul arz’dan ara nağmeler 
okuma parçası

sesli meram // deuss ex machina [ex.] genel geçer disiplinlerden uzak, deneysel ögeler ihtiva eden müzik türlerine kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. ambient’dan - folk’a uzanan ses şeceresinden alıntıları iliştirmeye devam ediyoruz. aralıksız yirmi iki yıldır... bir direniş hali içinde... yayındayız!...

her türlü eleştiri ve öneri için iletişim kanallarımız;
---------------------------------------------------------

/////poemé
Դամոկլյան Սուր -- Վարդան ՀԱԿՈԲՅԱՆ

Ինձ ոչ-ոք չի սիրում եւ դա տխուր է
այնպես, ասես ինքս չեմ սիրում։

Հողի վրա քայլեք վստահ, քանի որ
դրանից բացի հողը չունի
փրկության ելք։ Առուն, մանավանդ, չի կարող չխոսել,
թեպետ նրան անընդհատ
պռատում, սպառնում են անտառի իծամազուկ չարքերը։

Ծառի սաղարթները, կեղեւը, ճյուղերը, բունը կերել են
պոռնոիշխանները եւ արդեն անցել են մարմնին, ուտում են՝
ինչ պատահի, անգամ քարերը
(առանց քարերի ո՞նց կապրես, երկիր)։

Հետաքրքիր է՝ ո՞վ, որտե՞ղ եւ ի՞նչ նյութից է կռել
դամոկլյան սուրը, բայց անկախ
ամեն ինչից, նրա «ստեղծագործությունը» նետեք
ծով, միայն այնպես, որ ոչ մի ձկան քիթ չարյունի։

Երեկ հանկարծ հայտնաբերեցի, որ «թշնամի» բառը
զենքի նոր տեսակ է դարձել հակառակ ճամբարներում,
դավադրական սուտ՝ ծնունդ առած
քարայրներում, անսեր համբույրներից, ուր ամեն ինչ պարզ չէր
երեւում խորովածի ճենճերահոտի մեջ։ Մոլորություն է այն,
թյուրիմացություն,
շփոթմունք, դարավոր վրիպանք, այնքան սնամեջ ու
փուչ, որ նրանում բազմանում են անթիվ ռմբարկուներ, հրթիռներ,
հրդեհներ, արկեր, առնետներ ու հրեշներ բազմատեսակ։ Ես
չգիտեմ ինչպես կարելի է հանդիպել աշխարհի բոլոր մարդկանց ու
կենդանիներին՝ մեկ առ մեկ,
եւ նրանց ականջի տակ շշնջալ՝ մի հավատացեք ունայնությանը,
թեեւ, ի վերջո, «ամեն ինչ ունայնություն է»։

Պահի դավադրությունը ներխուժում է արյան մեջ եւ
պայթեցնում բոլոր աշտարակները։ Մենք զոհընկերներ ենք,
հիշո՞ւմ ես, մի օր ինչպես սպանվեցինք արկի
մի պզտիկ, շատ չնչին
բեկորից։
Հարեմատան պատերը վեր են բարձրանում արագորեն՝
չափազանց գեղեցիկ կանանց դժգոհ, բայց ներքուստ
շոյող հայացքների տակ։ (Ես հիմա սիրում եմ
բաց աչքերով, իսկ ոչ հեռավոր անցյալում քո ետեւից
վազում էի սիրուց կուրացած,
ափսոսում եմ այն ժամանակները)։

Պատերազմների մեխանիկան յուրացրել է քաոսը։ Ինձ
հայտնագործել են անհայտ, անորոշ ճանապարհները։ Եվ
քանի ես ինքս ինձանից հեռացել եմ, լուսինն այլեւս
չի գալիս ուղեկցելու՝ երբ քայլում եմ գիշերները։ Ավաղ։
Ինչպես հավքի ծերտը՝ ճերմակ վարդի թերթերի վրա,
հուշը խորացնում էր
հաղորդակցությունը
վայրի բնության ու ծածկագրված թռիչքների։

Ոչ-ոք չի սիրում ոչ-ոքի, պարզապես
շահերը մեկ-մեկ համընկնում են (եթե,
իհարկե, սեքսը չհաշվենք)։

Սառը պատերազմներից զզվելի, երեւի, մեկ էլ սառը
պատերազմներն են, ափսոս չե՞ն, արդյոք, տաք ու արյունոտ
մարտերը, ուր
հստակ զոհվածների կողքին երեւում է, որ
չմեռածները դեռ շնչում են, դեռ կենդանի են,
որովհետեւ շարունակում են իրար անվերջ կոտորել։

Ինձ ոչ-ոք չի սիրում. դաժան է
այնպես, ասես ինքս չեմ սիրում։

Comments