kay(ıp)bedenler k/lan+-dereasonable (vv)arp presents
sesli_meram_543_/////անպատասխանատվություն
12 ocak 2026 pazartesi günü kaydedilmiş programın parça dizinidir.
/////sesli meram muhteviyatı\\\\\
01. Circumference - Ambivalence (Kræk & Nickbee Remix) (Flexout Audio)
02. Umbra & Teej - Missing VIP (Flexout Audio)
03. Kublai - Feel Me (C.I.A)
04. Kublai - Young Soul (Note Remix) (C.I.A)
05. Teej & Umbra & Ellis Esco - Take You Away (Flexout Audio)
06. Teej - Murk (Flexout Audio)
07. Typecell - Eternity (Subplate Recordings)
08. Typecell - All One Of Us (Subplate Recordings)
/////arz-i-hal
"O devlet mekanizmasının dişlileri arasında ezilen sadece bugünün emeği değil, doğmamış çocukların merakı, kurulmamış cümlelerin heyecanıdır. Bir ülkenin en büyük kaybı, binalarının yıkılması değil, insanının “yarın ne olacak?” sorusunu sormaktan vazgeçip, “bugünü nasıl sağ atlatırım?” vahşetine teslim edilmesidir. Yirmi üç yıllık iktidar pratiğini özetleyebilecek yegane şeylerden birisi olur o bugünü nasıl atlatırım. Her defasında kendi temsilleri, yancıları için anekdot kılınmış olagelen elli liralık benzin, ayağını yorganına göre uzatma, sabır, şükür, sebat etmelerin kıyısında normatifin yıkımın şekillendirilir. Hiç ama hiçbir biçimde masala yer bıraktırmayan, en ufak temel ihtiyacın, en temel gereklilik olagelen sağlık hizmetlerinin, bir yerlerde birkaç gün tatil yapabilmenin, hiç değilse ayağını suya sokmanın dahi çok görüldüğü bir zeminin meselidir, bugünü nasıl sağ atlatır, yarına ulaşırım. İktidar ve onun dümen suyunda görünüp de sermayeye kendilerini peşkeş çekip, bu milletin parasını söğüşleyenler dışında o elli liralık benzini kullandığı iddiasında olanların dahi artık hayatlarının dipsiz bir karanlığa rehineliği söz konusudur. Foucault’un akademik biyopolitik serencamını görmek istediğinizde fark edilebilecek yegane menziller arasındadır Türkiye artık. Ne hazin ki hiçbir biçimde o kümeden çıkmamaya çaba sarf edilen bir menzil kılınır yine, yeniden.
İnşa edilen bu ucube yapı, bize bir gelecek sunmuyor; aksine, geçmişin en karanlık tortularını geleceğin üzerine bir beton gibi döküyor. Ve bu karanlıkta, en gürültülü “şahlanış” masalları bile, bir gencin odasında sessizce kurduğu “gitmek” bavulunun tıkırtısını bastıramıyor. Sosyal devlet olgusunun tarumar olunduğu zeminde, sadaka kültürünün büyütüldüğü, bizden / onlardan ayrımının artık hayatın her anında belirgin bir sabite evrildiği zeminde mutlak ve kesin kaybedişler için süresiz bir tahayyül var edilir. Yeni ülke olarak görünen yapının suna geldiği her şey biz yetişkin olduğumuzu var sayanlardan, yaş almışlarımıza, gençliğin ta kendisine uzanan bir şecere dahilinde nihai bir teslimiyeti var etmeye çabalayanların esareti olarak çıkagelir. Düzen yaygarasını var ederken, toplumun, en altta kalanlardan sözüm ona orta sınıfı var eden temsile, yahut da ondan artakalan her neyse o kavme kadar herkesin ilelebet sömürüldüğü, düşlerinin bariz sıfırlandığı bir menzil var edilir. Gelecek sıfırdır, geleceksizlik bir olağan istikamet!" sesli meram
*akla düşenler, yola çıkıldıktan sonra derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. bahis açtıklarımız ana akımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. etmekten bir özenle koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla ve yazabildiğimiz kadarıyla fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya sesli meram // deuss ex machina ile devam...iyi haftalar...
allame-i ulul arz’dan ara nağmeler
okuma parçası
sesli meram // deuss ex machina [ex.] genel geçer disiplinlerden uzak, deneysel ögeler ihtiva eden müzik türlerine kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. ambient’dan - folk’a uzanan ses şeceresinden alıntıları iliştirmeye devam ediyoruz. aralıksız yirmi iki yıldır... bir direniş hali içinde... yayındayız!...
her türlü eleştiri ve öneri için iletişim kanallarımız;
---------------------------------------------------------
/////görsel///// demonstration for iran:::benoit tessier:::reuters
/////poemé
Գիծ -- Վարդան ՀԱԿՈԲՅԱՆ
Ճանապարհն ավարտ ունենում է միայն այն ժամանակ, երբ
գնում ես ո՛չ քո ճանապարհով։ Փողոցը թեքվել է
ծառերի վրա եւ
անատամ ծամում է տերեւները լխկած աշնան։
Չեմ ուզում լինել (տե՛ս՝ Դոստոեւսկի, «Դեւեր», էջ՝ 407) Դոնի
կազակն այն, որը պարում է սեփական գերեզմանի վրա,
ուզում եմ լինել նա, ով իր իսկ մաշկը
կտակում է հետնորդներին՝ նրանից թմբկաթաղանթ շինելու
եւ դհոլի վրա գիշեր-ցերեկ հայրենի երկրի հիմնը հնչեցնելու համար՝
մեռելներին անգամ արթնացնող խրոխտ ու զմայլագին զարկերով։
Դաժանության բարությունը՝ ահա քեզ
փշերի պոեզիա, որ
չի հանդուրժում ոչ մի ապատրիդ, որովհետեւ Արա Գեղեցիկի
թուրը հրով չի օծվում, երբ նա իր թագն է անգամ կրակի մեջ նետում,
որովհետեւ Արա Գեղեցիկի թուրը հրով չի օծվում,
երբ նա իր աչքերն է անգամ կրակի մեջ նետում,
գերագույն զոհաբերությունը նրա պարանոցից
կախում է Մասիսը՝ որպես ծանրաքար։
Իսկ երբ փորձում է բանաստեղծություն գրել քաղաքական գործիչը,
Ներոնի գլխատված մայրն աչքիս առաջ
անմիջապես սկսում է թպրտալ ինքն իր արյան մեջ՝ անօգնական ու հզոր։
Այն, ինչ անցել է, կրկին վերադառնալու է, այնպես
որ՝ շտապիր դիմավորել։
Միայն թե՝ ի սեր Աստծո, մի ապրիր այնպես, որ
ապրումը ետ գնա քո ապրումով, մի երազիր այնպես,
որ երազը ետ գնա քո երազով,
մի խոսիր այնպես, որ խոսքը ետ գնա քո խոսքով,
ով գիտե՝ մինչեւ ուր։
Ահա եւ Նյուտոնը՝ ձուն ձեռքին, ժամանացույցը՝ եռման ջրում։
Խոսքը խռովարար է, լռությունը՝
միշտ չէ, որ հաշտարար է։
Ես բացում եմ իմ տան դուռը (այս երբ տեղ հասա) եւ
հայտնվում եմ միանգամից վայրի անտառում, ուր
ծառերը շարականված գետի ափերին շարվել են,
ինչպես սպիտակ
փետուրներ՝ թռչելու համար լայնորեն բացված Սիրմուղ
հավքի թեւերին։
Ճանապարհը գիծ է, որ
քաշում են ոտքերը։ Բայց ամեն գիծ, մինչեւ
կհասնի կտավին, ինչ-որ չափով կորչում է վրձնի մեջ։

Comments