kay(ıp)bedenler k/lan+-dereasonable (vv)arp presents
sesli_meram_549_/////որակավորված
23 şubat 2026 pazartesi günü kaydedilmiş programın parça dizinidir.
/////sesli meram muhteviyatı\\\\\
01. Heymac - Intentions (Interstellar Audio)
02. Heymac & Alfs - False Thinkers (Interstellar Audio)
03. Monrroe & Duskee - No Pressure (Shogun Audio)
04. Monrroe & Duskee - 247 (Shogun Audio)
05. Creatures - What They Want (Overview Music)
06. Creatures - Energy (Overview Music)
07. Molecular - Rave Weapon (Dance Macabre)
08. Molecular & Particle - Steelyard (Dance Macabre)
/////arz-i-hal
"Doğrudan duraksamadan çürütenin ne olduğunu gösterir bir ikrar tablosunu var eder tüm bu konuşmalar, anlatılanlar. Kürd sorununun varlığının inkarından, bir çözümleme yoluna girdiği zikredilen şu uzunca sayılabilecek zaman aralığında havanda su dövmek dışında pek de elle tutulur bir şeye imza atılmayan bir güncelliğin karşısında, politik Diyarbakır’lı meramı her şeyi özetler. Kesinkes masalların değil artık doğrudan bir icraatın var edildiği, barışmaktan söz açılacaksa şayet bunun da doğrudan muhataplarıyla varılan konsensüler, bağlılıklarla bütünleştirilecek bir doğruyu imal etmekten geçtiği zikredilir. Adaletin kalmadığı, bırakılmadığı bir zeminde barışın imkansızlığı öne çekilir. O coğrafyanın, bu yer şu sahanın asırdan uzunca bir süredir var ettiği kaos, içine düştüğü karanlıklardan en nihayetinde kurtuluşunun reçetesi, büyük cümleler, şatafatlı törenler, gövde gösterilerinin arasına sıkıştırılmış iha, siha örneklerinden değil doğrudan sokakta yanıt bekleyenlere verilebilecek kestirmeden barış pratiklerinde görünür kılınır. Mezopotamya bütün arasız ve fasılasız çıkagelen dayatmalar karşısında onurlu bir barışın var edilebilirliğini savunur halen.
Birkaç kısa örneği iliştirelim: “Nalin Öztekin‘in Bianet'teki haberinden kısaca aktaralım: “Şırnak’ta Rojava protestoları nedeniyle gözaltına alınan 37 çocuktan 12’si tutuklandı. Avukat Azat Bayram, gözaltında çocukların avukat talebinin karşılanmadığını, tek renkli şalların dahi suçlama konusu yapıldığını, bir çocuğa 30 yıldır kayıp olan amcasının sorulduğunu paylaştı.” ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) 21 Şubat Dünya Anadili Günü ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Bu açıklamadan kısaca aktaralım: Anadilinde verilmeyen bir sağlık hizmetinin, hastanın bilgilendirilmesi ve tedavi hakkının engellenmesi sonucunu doğurduğunu ortaya koyduğunun altı çizilen açıklamada; “Bu durum başta sağlık göstergeleri olmak üzere her şeye yansımış bölgeler arası eşitsizlikleri derinleştirmiştir. Çünkü başka dilde hizmet sunan sağlık kurumlarında hastanın dilini bilmeyenlerin onu anlaması, tanı koyması ve tedavi etmesi, derdine derman olması mümkün değildir. Günlük pratiğimiz bunun binlerce örneği ile doludur. Yetkililer ‘hastanelerde böyle bir sorun yok dil bilmeyen birkaç yaşlı olsa da hemen orada tercüman bulunuyor sorun çözülüyor’ deseler de aslında hastanelerde tercüman kullanmanın bu sorunu çözmediğini de pratiğimiz göstermiş/göstermektedir. Mahremiyetin ön plana çıktığı, psikiyatri ve somatizasyon bozukluklarında ve tercüman bulmanın dahi mümkün ol(a)madığı kimi acil vakalarda tercüman kullanmak mümkün ol(a)mamaktadır. Tercüman kullanmanın kimi trajikomik durumlara yol açtığı da bilinmektedir” diye belirtildi.”
İnsani çürümenin kalıcılaştırıldığı gün aşırı yepyeni bir uyaranın ekranlardan buyur edilip durulduğu bir zemindeyiz. Sorunların yok addedildiği, dünyaya barışın havariliğine dair açıklamalar birbirini kovalarken aynı hattın hep kötüsünün, daima beterinin yolunun iktidar pratiklerinden çıkageldiği bir zeminde onca barış denilirken şu yaşatılanlar her neyin nesidir, sahiden? Yaşatılanların korkunçluğu, bir asırdan uzunca bir zamanda heder edilmiş olanın, ötekisi olarak anılan gel gelelim kökleri buranın ta dibinden olagelenlere olan nefretin / ayrımcılığın / yok sayıcılığın hiçbir çıkışı bırakmadığıdır. Bugünlerde enikonu var edilmiş barış tahayyülünün de öylesine kör topal kılınmasının hiçbir müşterek insani uzamı var etmemesinin sonucu nereye vardırır hepimizi, düşünüyor musunuz? Sınırların, iç içe geçmiş, kemikleşmiş sorunların bağrında, insani çürümenin artık bir normatif kılındığı yerde, bakıp, görmekten artık usanmadınız mı? Geleceğin bir kez daha şimdiden çalınmasına karşı sessiniz çıkıyor mu? Kaybedilmiş renklerinin, yaşam ve kimliklerinin ardından ah vah etmekten ötesini var etmeyen bir ülkenin bir kez daha kıyısında, dibinde bucağında olan, belki komşu, belki tanışı olduklarının dertlerini yine önemsemeden, umursamadan geçip gidebilecekleri bir ülkenin korkunçluğu sizi de düşündürmüyor mu? Barış olmadan hayat var edilebilir mi, tek renk, tek ses, tek akılla… Düşünüyor musunuz?" sesli meram
*akla düşenler, yola çıkıldıktan sonra derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. bahis açtıklarımız ana akımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. etmekten bir özenle koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla ve yazabildiğimiz kadarıyla fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya sesli meram // deuss ex machina ile devam...iyi haftalar...
allame-i ulul arz’dan ara nağmeler
okuma parçası
sesli meram // deuss ex machina [ex.] genel geçer disiplinlerden uzak, deneysel ögeler ihtiva eden müzik türlerine kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. ambient’dan - folk’a uzanan ses şeceresinden alıntıları iliştirmeye devam ediyoruz. aralıksız yirmi iki yıldır... bir direniş hali içinde... yayındayız!...
her türlü eleştiri ve öneri için iletişim kanallarımız;
---------------------------------------------------------
/////görsel///// dream with your eyes open:::hijack:::bidsquare
/////poemé
Հիշատակի Տրորված Ծաղիկներ -- Վարդան ՀԱԿՈԲՅԱՆ
Եզովպոսը՝ մի քանի կտոր քար մաղախի մեջ, որոնցով նա
սնվում է, վերջերս հաճախ է իմ դուռը ծեծում։ Կան
հասցեներ, որոնք, առանց հարցնելու,
բոլորն իմանում են։ Աչքի
վերջին սահմանը, դա անվերջությունն է անսահմանի։
Չեմ սիրում ես «գայլերի պես ոռնալ
քաղաքական միտինգներում»,
բայց հայրենիքում ամեն ինչ ինձ ստիպում է, որ լինեմ ոչ
հայրենիքում։ Օտարություն են
ստեղծում հայրենիքում, որ մար-
դիկ օտարությանը կարոտելիս, այլեւս չլքեն հայրենիքը։
Դեւերն արեւի վրա սիրաբանում են։ Հույսն
առանց հավատի խաբեբա է դառ-
նում ի վերջո։ Եվ ես պատուհաններ եմ
պատվիրում պատերի
համար, որ ձգվում են մարդկանց միջեւ,
փակուղիների համար
ելքի դռներ եմ սարքում։ Մոլեգնում է
քաղաքական թռչնագրիպը։
Ես միշտ վերադառնում եմ այնտեղ, ուր վառած
մոմս չի մարում։ Առուն
հուշ է տանում հեռվին եւ դա կապ չունի
քաղաքականության հետ։ Ոչ մի զինվոր
չէր ուզում հայրենիքի համար մեռնել,
բոլոր զինվորներն էլ ուզում էին
հայրենիքի համար ապրել։ Բառը, ի վերջո, հիշատակի
հոգնած ծաղիկ է։
Ասում են՝ աղն է ծովի կանաչը փոխում կապույտի։
Սերը հնչում է որպես
զավեշտ։ Ընդառաջելով սեղանիս աքլորին,
նրա փոխարեն
մեկ-մեկ «ծուղրուղու» եմ կանչում,
որովհետեւ ինքը թեեւ քա-
րից է, բայց արեւածագի նկատմամբ
խիստ գերզգայուն է։

Comments