sesli meram 565 -- տոկունություն

kay(ıp)bedenler k/lan+-dereasonable (vv)arp presents
sesli_meram_565_/////տոկունություն

22 haziran 2026 pazartesi günü kaydedilmiş programın parça dizinidir.

/////sesli meram muhteviyatı\\\\\
01. Fishy - Your Eyes (DNBB Records)
02. Fishy - To See And Be (DNBB Records)
03. Decaz - Spiralling Out (Melinki Remix) (Fokuz Recordings)
04. Decaz - Uncertainly (Dustkey Remix) (Fokuz Recordings)
05. Al Gee - Can't Let Go (feat. Min2 & MC Scrpt) (Liquid Brilliants)
06. Al Gee - Dream Of Pain (Liquid Brilliants)
07. Singular Mind - Take My Time (Fokuz Recordings)
08. Singular Mind - Ethereal (Fokuz Recordings)

/////arz-i-hal
"Binbir türlü badirenin ortasında, hemen her günün birbirinin kopyası bir deneme tahtasına dönüşümünü yaşıyoruz. Sabah kalkıp akşam yatana kadar süre duran bir hengamenin tam da ortasında un ufak olunan hayatın izlerini görüyoruz. Dert bir değil ki hangi birisini her ne şekilde iletesin. Derman diye var edilenlerin bile isteye daha derin kötürüm halleri tam da hayatın ortasına lehimlediğini nasıl izah edesin. Hiç kimselerin birbirini anlamadığı hiç ama hiçbir biçimde doğrudan olan biten bu yağma / mahvetme / çürütme eksenine dair bir çıkarımı birleştiremediği, mücadeleyi ortaklaşa kılamadığı bir yerde deneme tahtasındaki o hayat ekseni nasıl toparlanacaktır ki. Herkesin riyaya, görmezden gelmelere, yersiz ve hiç nedensiz değil belki bazı kriterleri gözler önünde tutarak vardığı ayrımlar, eşitliksizlik ve mutlak adaletsizliği de beraberinde getiriyor. Laf olsun, torba dolsun diye değil şurada, sesli meram sathında görebildiğimiz, paylaşmaya çabaladığımız her şeyde o incelikli hali, doğrudan yıkım adına kullana gelen bir iktidar pratiğinin yemi ediliyoruz. Her anımız dün olan bitenin benzeri, her günümüz yarının da bir provası. Hiçbir eksiğin tamama varması bir kenara toparlanmadığı, yaranın görülmediği, seslerin işitilmediği bir cerahat sarmalına ülke deniliyor, buyurun buradan yakın!

Muktedirin kendi bildiğini eylemeye devam olduğu, her gün dünyanın başına musallat ola gelen sarı çıyandan övgüler alırken, daha siyasetinden sporuna her anlamda kuşatıldığı bir ülke gerçekliği söz konusu kılınır. Eşit, adil, demokratik bir ülke idesinin nasıl da boşluğa düşürüldüğü meydana çıkarken, nasılsa bunu da unuturlar denilerek işçi haklarının talanı, emeğin karşılığının yağmalanması, hakkını arayanların suçlu ilan edilmesi, çetelerin belli odaklardan çıkagelmiş olan yapıların istedikleri kaçırıp, istediklerini haraca bağladıkları bir uzamın her neresinde farklı bir sonuç var edilebilir ki? Sermayenin, iktidarın koltuk ve güç bizde kalsın da gerisi ne olursa olsun şartlanmışlığını avantaja her defasında yeniden dönüştürebildiği bir yerde, hayatın akıbeti, esamesi, abecesini kim ne yapacaktır, değil mi sahiden? Sürgit devam olunan köşeye kıstırmalar, umudun zerresini dahi yaşatmamak adına var edilen hamlelerle, bırakalım hür, adil bir ülkeyi, daha demokrasinin varlığını bile kerhen sağlayamayan bir menzil gerçekliğe koşulur. Devlet, sermaye el ele, döve döve, söve söve, sindire sindire, ezerek, mahvederek, geleceği şu anda yağmalayarak bir istikamet belirler. Koşar adım gidilen yerin bir mahv döngüsü olduğu maalesef göz ardı olunur, oysa gerçek zaten televizyonlardan gösterilemeyecek kadar yalın bir hakikattir, ki o burnumuzun ucundadır.

Sokağın kendi çeperinde insanların dımdızlak bir başlarına konulduğunun artık açığa çok bariz düşürüldüğü bir zemindeyiz. İktidarın kendi dümen suyunda, gücü elinde tutmazsa bu ülke hep beraber yeniliriz şartlanmışlığından, spor sahnesinde belki de doğru düzgün tek varlık gösterilebilen alan olan futbolda ulusal takımın onca tantana, parlatma ve akıl sır ermeyen onurlandırmaya, ayrıcalıklı kılınmaya rağmen sıfır çekmeyi sürdürdüğü bir menzile her şey birbirinin içerisinde o bir başına konulan menzili gösterir. Kimseciklere bir gıdım umut hakkı söz konusu edilmez, bırakılmaz. Sokak bir türlü dönüştürülürken o diğerlerinin / azınlıklar, farklı inanç toplulukları, cinsel kimlikler, aykırı görüldüğü tam teşekküllü olarak bildirilen her bir öteki - insan / haklarının tarumar edilmesi de benzersiz bir devamlılığa kavuşturulur. Cümlesi cümlesine hayatı savunabilecek idenin / birlikteliği var etmenin gayretinin artık imkansıza koşulduğu yerde, sahneye dahil edilenler hepimizi de geleceğin nasıl yağmalandığını bildiren bir deneyime dönüştürülür. Mutlak butlan nam yargı kararı sonrasında çıkagelen şeyler, Bay Kemal titrinin altından çıkagelen demeçler ve malum televizyon ekranlarına buyur edildiği feci yayından sonra ortaya çıkanlar bütün bir menzilin dönüşümünde her nasıl ilerlendiği de anlatır. Her gün birbirinin kopyasında bir sahnenin var edilmesinde o temsil gibilerin ektikleri nefretin, var ettikleri cüretin sınırları da sicim gibi boynumuza dolanmış ipi görmenizi sağlayacaktır." sesli meram

*akla düşenler, yola çıkıldıktan sonra derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. bahis açtıklarımız ana akımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. etmekten bir özenle koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla ve yazabildiğimiz kadarıyla fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya sesli meram // deuss ex machina ile devam...iyi haftalar...

allame-i ulul arz’dan ara nağmeler 
okuma parçası

sesli meram // deuss ex machina [ex.] genel geçer disiplinlerden uzak, deneysel ögeler ihtiva eden müzik türlerine kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. ambient’dan - folk’a uzanan ses şeceresinden alıntıları iliştirmeye devam ediyoruz. aralıksız yirmi iki yıldır... bir direniş hali içinde... yayındayız!...

her türlü eleştiri ve öneri için iletişim kanallarımız;
---------------------------------------------------------

/////poemé
Անձրևն Ինձ Հորինում Է -- Վարդան ՀԱԿՈԲՅԱՆ

Մութը չհերիքեց, որ գիշերն ամբողջովին դառնա իմը։ Երազն
առաջնորդում է քարին, անձրեւը ինձ հորինում է, եւ
արահետին խոտերն ուղեկցում են չգնացված վայրերով։

Գետի ընթացքն առավել ազնիվ է դառնում ջրվեժից
հետո։ Իմ անհամաձայնության հետ համաձայն չէ
աշխարհը, որը բացի հյուսիս-հարավից ու
արեւելք-արեւմուտքից, ուրիշ կողմեր եւս, անշուշտ, ունի,
պարզապես մենք չգիտնեք, կամ ցույց ենք տալիս, թե չգիտենք։

Թունավորված է լույսը - ցնցուղներ մի ընդունեք եւ
փակեք ձեր աչքերը՝ եթե դեռ չեք բացել։ Կորած
ենք բոլորս, եթե
մեզանից ոչ մեկը դրսում չի մնացել, որ գժանոցի դուռը բացի։
Իսկ չտեսնողներն, անշուշտ, նախանձելի աչքեր ունեն։ Եվ գեղեցիկ։

Սենյակիս վերնահարկում մահճակալի մի փչացած
ճռռոց ամեն գիշեր շփոթում էի օրորոցի հետ եւ
հսկում էի ժպտարթուն խավարը՝ մինչեւ առավոտ։ Եվայի
բոլոր շորերը, թզենու տերեւը ներառյալ,
ոչ թե նրա համար են, որ հագնեն, այլ նրա համար են, որ հանվեն։


Ես կապը հայտնաբերում եմ ճիշտ այնտեղ, որտեղ այն չկա եւ շատ եմ
շնորհակալ սահմաններ սահմանողից, որովհետեւ
ամեն քայլս սահմանախախտում է, այսինքն՝ լույսի համտեսում, անխնա ազնիվ։

Comments