sesli meram 566 -- խիղճ

kay(ıp)bedenler k/lan+-dereasonable (vv)arp presents
sesli_meram_566_/////խիղճ

29 haziran 2026 pazartesi günü kaydedilmiş programın parça dizinidir.

/////sesli meram muhteviyatı\\\\\
01. Reburf - Write Me A Poem (feat. Harmony Tunbridge) (Fokuz Recordings)
02. Reburf - Somebody Like You (Fokuz Recordings)
03. Dava - Tell Me (Five Alley)
04. Dava - One Motion (Five Alley)
05. Cnof - Take Your Time (feat. Liquid Waves) (Soulem Recordings)
06. Cnof - Searching Dub (Soulem Recordings)
07. Battery Hen - Deep Sanctuary (Liquid Brilliants)
08. Battery Hen - Under Iceland (Liquid Brilliants)

/////arz-i-hal
"Her yerinden özgürlük fısıltısı var ediliyor bir memleketin. Her anına sıkıştırılmış olan o kestirmeden nefes bulacağınız ülke imgesi şişirilip duruluyor. Patavatsızca, doğruluğuna dair şüpheler halen geçerli olsa da demokrasi varmış gibi yapılmalara doyulmuyor. Artık tamam yirmi beşinci yılda her şey bir rutine bağlandı, bizim de inşallah son seçimimizdir denilerek gizli / örtük baskın seçim startı verilirken, memleket idesi kuşatılmaya her anın var ettiğinden de çok daha açık bir biçimde süreğen kılınıyor. Ama Nato toplantısı ama bu ülkenin kodlarında gömülü olan düşmanlaştırma, devlete hakaret, salt öteki olmanın da bir yerde hedef kılınmaya yettiği bir ucubelik sarmalda her şey ama en başta da insanlığın onuru ayaklar altına alınıyor. Düzen kendi gücünü kutsarken, Ak Parti eliti, baş temsilinin de olur vermesiyle konuşlandığı devlette eldeki tüm imkanları seferber edip, ne muhalefet bırakıyor, ne muhalif! Yazmak bildirmek bir yana tanıklığı dahi engelleyebilmek çabasına düşülüyor. Sözün kendisini savunabilmek, olanı anlatmak dahi kestirmeden konuşmak imkansıza koşuluyor. O kadar ileri bir demokratik teamül içerisinde debelenip duruluyor ki, ana muhalefetin başına dahi kayyım kararının yıkıcılığı örtbas olunabiliyor. O temsili kayyım, partinin her şeyi kılınıp, iktidarın dişine göre muhalefetin tanımına ön veriliyor. İzler, sesler, yorumlar birbirine tam teşekküllü karışırken, yıkım, tahribat, çürüme dört bir yanda kol geziyor.

Reklamlara yüklenmiş anlamların, abartı / yalanlı / hilaf dolu, görseniz gözlerinize hiçbir surette inanmayacak hale dönüştüğünüz Türkiye imgesinin doğrudan şişirilmesine devam olunuyor. Hakmış, hukukmuş, normatifmiş, denklik bahislerinde öncülük etmekmiş, açık bir biçimde üçüncü dünya ülkesi, birilerinin taşeronu, başkalarının fason imalatçısı, kimi devletler için kullanışlı aparat, çoğusu için de aman ne bulaşacağız, ağzımızın tadını iyice kaçırırlar hani şimdi denilerek göz ardı olunan bir toplam suskunlukta geçiştiriliyor. Yeni futbolda ağır yenginin, onca kahramanlık lafzının kıyısında icra olunduğu bir zeminde her durumda bir yedeği bulabilmek için kahraman kadın voleybolcular fikri aşılanmaya birden başlıyor. Biraz önceki yıkımdan, daha az önceki o şişkinlikten başa gelen fecaatleri yeni yaşamışken olsun deniliyor, kimseler düşünmeden, sorgulamadan hayat devam etsin diye birilerinden medet umulmaya devam olunuyor. En kahraman bizimkiler, en yenilmez olagelenler, şunlar ve bunlar titrinin en en en olanları birinciler, isterse sondan birinci olsun yeter ki bizden / o iktidarcı akıldan yana ses edebilsinler. Gerisi hikaye kılınıyor, geri kalan her şey laf kalabalığında hacamat ediliyor.

Olmayan imkanlarla ev hayallerini kurması salık verilirken, gönençlenip derdini tasasını unutsun diye dört bir yana parklar, çok şükür devletin imkanları seferber olunup da açıkta müdahale edilmiş fiyatlarıyla az şişirilmiş tavuk kanatlarını yiyebilecekleri bir parkla tüm bu kısır döngüdeki yaşam devam olunur. İyi midir, bütünüyle kafa bulur gibi, herkeslerin aşağılandığı, herkesin, sırça köşklerde bulunanlarla, makamlarını / mabadını sağlama alıp iktidarın kayığında olanlar haricindeki herkeslerin her anının gözetlendiği, denetlendiği, yıkıcılığa esir kılındığı bir zeminde özgürlükler nedir ki değil mi? İktidarın var ettiği tüm o eylemsellik, muhalefetin de oluruna bıraktığı bir Türkiye’de hangi sorun zamanında ve eksiksiz bir biçimde görülebilecektir? Misal terör sorunu olarak atfedilen, gel gelelim asır boyunca devam olunmuş inkara karşı / asimile etme çabasına / yok etmelere karşı nihayet bulunabilen bir fırsatın dahi yok istemeyiz diye karşılanabildiği, kendisini muhalif gören bilen bir siyasi aktörün kalkıp da ağız dolusu kan aksın da işimize bakalım diye coştuğu, yıkımı, ölümü bunca kendisinden olana da reva görenlerin cirit attığı bir menzilde sorun hiç biter mi, barışa yer açılır mı? İhtimal midir, ötekisinin / öylesi bildirilenin bir yarasını fark etmek, çözmeye çabalamak hep birlikte halen mi imkansızdır, bu demokrasinin, hak ve hukukun beşiği olagelen her parmağın ayrı hava çaldığı ülkede bir müşterekte eksiksiz buluşabilmek mümkün müdür?" sesli meram

*akla düşenler, yola çıkıldıktan sonra derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. bahis açtıklarımız ana akımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. etmekten bir özenle koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla ve yazabildiğimiz kadarıyla fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya sesli meram // deuss ex machina ile devam...iyi haftalar...

allame-i ulul arz’dan ara nağmeler 
okuma parçası

sesli meram // deuss ex machina [ex.] genel geçer disiplinlerden uzak, deneysel ögeler ihtiva eden müzik türlerine kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. ambient’dan - folk’a uzanan ses şeceresinden alıntıları iliştirmeye devam ediyoruz. aralıksız yirmi iki yıldır... bir direniş hali içinde... yayındayız!...

her türlü eleştiri ve öneri için iletişim kanallarımız;
---------------------------------------------------------

/////poemé
Այլասացը -- Վարդան ՀԱԿՈԲՅԱՆ

Ես այլ եմ հիմա...
Ե. ՉԱՐԵՆՑ

Ես բոլորովին այլ եմ։ Իմ ուղղությունը
աշխարհում գոյություն չունի՝ ոչ մի
կողմի վրա, եւ
երբ համբուրեցի լույսը լեռան ճակատին,
ճանապարհը ձգվեց անհայտությունից այն կողմ։
Բոլորը ինձ ցանկանում են սպանել
եզակի մի համերաշխությամբ, որ
ողջունել կարելի է
միայն։

Շիրմաքարերի անտառը պարում է նվագների մեջ
իրենց մահկանացուն կնքած զուռնաչիների։
Մարդիկ չեն գնում,
գնում են ճանապարհները։

Ծառը, անձրեւը, քարը, ծաղիկը, հողը, ամենքն էլ
իրենք չեն (մոռացա շեշտել՝ մարդիկ, մանավանդ)
եւ չկա մեր միջեւ ոչ մի զուգորդական,
ոչ մի ելք, ոչ մի՝ մեր միջեւ։
Ես հակոտնյան եմ բոլորի եւ իմ։

Արհեստավարժ խաբեբաների մանդատներից
պատգամավորական
հյուսվել է մի նոր տապան։

Ձանձրույթ է տիեզերական։ Եվ ինչու պիտի ես որեւէ
մեկը լինեմ, կամ, թեկուզ՝ ես չլինեմ.
ոչ մի ժամանակ, ոչ մի տարածություն
ոչ մի ընդհանրություն, ոչ մի՝ ես, ոչ մի՝ ոչ մի։

Ջուրը կարողանում է տեղ հասնել ծաղկի
ցողունի միջով, աստղը՝ առվի խոխոջն ի վար,
իսկ ագռավի թեւերից ճերմակ մուր է թափվում
անպարագիծ ցավի ու դաշտերի վրա։

Օդն ամենուրեք կոշտացել է ու կուլ չի գնում։ Չը-
մոռանաք, ձկներ, որ
աներեւույթ մի ուռկան
միշտ կախված է ջրերի մեջ։ Մի՛ ծնվեք։

Comments