kay(ıp)bedenler k/lan+-dereasonable (vv)arp presents
sesli_meram_568_/////խարդախ
13 temmuz 2026 pazartesi günü kaydedilmiş programın parça dizinidir.
/////sesli meram muhteviyatı\\\\\
01. Naibu - Descente (Minato Music)
02. Naibu - Les Profondeurs (Minato Music)
03. Sire - Lost (Lizplay Records)
04. Sire - All I Give (Lizplay Records)
05. MSDos - Spirits (Liquid Days)
06. MSDos - Crushed (feat. Duoscience) (Liquid Days)
07. Keeco - Golden Rays (Fokuz Recordings)
08. Keeco - For A Better Tomorrow (Fokuz Recordings)
/////arz-i-hal
"Yaralar belirgin bir biçimde hayatımızın ortasında kendi başına buyruk temsilleriyle var olmaya devam ediyor. İçinden çıkamadığımız bu fasit döngünün orta yerinde, her şeyin bir biçimde paldır küldür dönüştürüldüğü bir zeminde kalan yegane şeyin yara mefhumu ve onun katmanları olduğu göz ardı ediliyor. Takvimin yaprakları üçer beşer çok çok eksilip dururken geriye kalanın günler değil biriktirilen ahlar olduğu gözlerden kaçırılıyor. Her şey ama her bir şey insanın aleyhine işlenirken, sıradan olanın ötekisi bildirilmesinin hiç bitimsiz arka sokaklarında dolaştırılırken, tekinsiz, yalın bir çürümenin var ettiği hamleler toplamında yaralar çoğaltılıyor. Milenyum sonrasında yaşanan son yirmi beş senenin açık bir biçimde epey hallice bir kısmını kapsayan, dolduran o mefhumun tam da eksiltmeleri bildiren bir yansı olduğu muhakkaktır. Yaralar erk, muktedir, iktidar eliyle biçimlenen bir biçimde dönüştürüldükçe bambaşka yıkımları da beraberinde taşıyan, insanı hayatta tam da var olmaktan alıkoyan bir cendere sarmalı göstere gelir. Dijitalleşen, modernleştiği için kelamlar olunan bir dünyanın şimdisinde, köprüler, yüzleşme imkanları, sorgulamalar ve beraberinde tanışıklıklar yani ihtimaller göz ardı edilir. Müşterek bir yaşam gailesini en başta istimlak etmek, derdest olunanı da acılara boğup, yaraların insafına terk etmenin istikameti var edilir. İyi de bu muydu o heyecanlı bildirilen gelecek!
Tümüyle geçmeyen geçmişinin izleri arasında yürürken bir menzil, dününe demirlemeye devam diyen bir sahanın istikameti hiç mi değişmeyecektir, her şey mi makus kaderdir. Her gün binbir cenderenin var edildiği, dahası insanın insanı alt etmesinin köşelerinin de her gün daha açık bir biçimde kırıldığı menzilde yaşatılanlar her nedir, neyin nesidir. Hep bildirilen makus kaderin, insan eliyle kotarılmış bir keder silsilesinin binasından ötesini taşımadığı bunca açıkken, biyopolitik bir cenderenin kendisine daha ne kadar sessiz kalır ki insan değil mi? Oralarda mısınız, soruyor musunuz bunca ağır gidişatı örtbas edecek bir yansıtmanın karşısında hakikati arayan kaç insan kalmıştır ki? Gidişatı her defasında bir başka sınamayla belirginleştiren bir menzilde, yanlışları belirgin hataları tekrar edip sonra da bambaşka neticeleri bekleyen bir cenahın ortasında bir kez olsun iş işten henüz geçmeden sözün kıymeti anlaşılabilecek midir? Yarım, eksik kılınmış olagelen ümidin de hiç de öyle gizli değil artık afaki çürümeye meyil ettirildiği bir sahanın gerçekliğinde bariz düş kırımları karşısında, un ufak edilen insanı sorgulamaya daha çok var mıdır. Hiç mi takatiniz, bunca bedbinliğe karşı sözünüz yoktur, kendinize dahi mi?" sesli meram
*akla düşenler, yola çıkıldıktan sonra derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. bahis açtıklarımız ana akımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. etmekten bir özenle koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla ve yazabildiğimiz kadarıyla fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya sesli meram // deuss ex machina ile devam...iyi haftalar...
allame-i ulul arz’dan ara nağmeler
okuma parçası
sesli meram // deuss ex machina [ex.] genel geçer disiplinlerden uzak, deneysel ögeler ihtiva eden müzik türlerine kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. ambient’dan - folk’a uzanan ses şeceresinden alıntıları iliştirmeye devam ediyoruz. aralıksız yirmi iki yıldır... bir direniş hali içinde... yayındayız!...
her türlü eleştiri ve öneri için iletişim kanallarımız;
---------------------------------------------------------
/////görsel/////shadows of kurdistan:::murat yazar:::monovisions
/////poemé
Դժվար Օդ -- Վարդան ՀԱԿՈԲՅԱՆ
Եթե ինձ սիրեիր՝ գարուն կլիներ, ոչ թե
աշուն, եւ քամին
չէր տանի ծաղկին իջած աչքերը։
Երկինքը երեխայի հոգի է, իսկ
աստղերը
նայվելուց չկշտացող աղջիկներ են։
Կարճը, դա հովտով անցած քո երկար
ճանապարհն է,
որին նայում ես արդեն բարձունքից։
Մի վայրկյանում անցնում եմ
հազար
վայրկյանի միջով։ Արյուն տալով։
Մարդը մենավոր է։ Ու, ներեցեք,
կասկածելի։
Ոչ թշնամիներս են մի բան, ոչ բարեկամներս։
Եվ ճանապարհս որքան վեր է ելնում,
ես նույնքան
մոտենում եմ իմ խորքերին։

Comments