sesli meram 572 -- լարվածություն

 

kay(ıp)bedenler k/lan+-dereasonable (vv)arp presents
sesli_meram_572_/////լարվածություն

10 ağustos 2026 pazartesi günü kaydedilmiş programın parça dizinidir.

/////sesli meram muhteviyatı\\\\\
01. Clusion - Understand (Five Alley)
02. Clusion - As I Leave (Five Alley)
03. Adam Y - Astral (Altius Sounds)
04. Adam Y - See You Cry (Altius Sounds)
05. HK Sage - Outside This World (C Recordings)
06. HK Sage - Raves OF Yesterday (C Recordings)
07. GLXY - Colin McRae (Gemini Gemini)
08. GLXY - No ID (Gemini Gemini)

/////arz-i-hal
"Dönüştürülebilir olanın etrafından dolaşarak, her günü apayrı tuzaklarla donatarak, arasız, fasılasız bir biçimde eylemenin önüne geçiliyor. Hayat akışında duruşun, savunmanın, bir biçimde yaşamda tutunma gayretinin önü alınmaya çalışılıyor. Her şey eksik gedik hemen her şey yarım yamalak bırakılırken bir kez olsun dönüşüm için, bir ihtimal değil sahici ve kalıcı bir yenilenme için çaba sarf edilmiyor. Her şey anlık bir döngünün içerisinde kesin, kati ve belirlenmiş sınırların ortasında demirliyor. Bir adım ilerlemek dahi söz konusu hiç edilmesin diye kırk takla atılıyor. Gerilemenin kalıcılaştırıldığı, sabitlerin enikonu çarçur edilerek bozulduğu, yalpalamayan bir tek tenkit ve tehdidin kalakaldığı bir coğrafyada hiç aralıksız hız kesmeden bir mahvetme retoriği sahneleniyor. Sonu her dem sıradan olanlara yıkım, her dem bedel, hep diyet. Asırlık bir cumhuriyet tahayyülünde dahi halkın, yaşamı var eden insanların kendi kendilerini yönetmesine dahi tek bir kalemde onay vermeyen bir biçimde onu sınırlandıran aklın tezahürleri ile çıkagelen yapımın şimdiki ülkesinin de o kapkaranlık habis döngünün başkaca bir tekrarı olduğu muhakkaktır. Kim üstüne sahici bir biçimde düşünecek ki?

Barışmaktan mevzu mesel açılırken, başka cephelerde, gündelik yaşamın tam da içinde ve dibinde bir yıkıcılığın, harp etmenin güncellendiği bir zemin mesela ne ara tartışılacaktır ki! Memleket sınırlarının ötesinde barışı canhıraş bir biçimde savunduğu iddiasında oluna gelen bir menzilde, sathın içindeki dirliği, gerçekten gerçek kalıcı bir barışın önüne setler çekilmesinin kime ne faydası olacaktır? Birbirini duymak, anlamak bir yana her defasında birbirilerinin karşıtı haline dönüştürülen, indirgenen insanların var ettikleri sorunların kati ve nihai çözümünü aramak yerine neden her şey yıkıcılığın esiri kılınır, her nasıl? Alenen, doğrudan güncellenen doktrinler, kesintisiz kılınmış o tehdit jargonları, nefretin binbir tür ve istikametten çıkagelen tahayyül ve pratiklerinin ortasında bir kez olsun dönüşüm, asli ve kalıcı bir barış için söz konusu edilebilir mi? Kürd Sorunun toplumsal dinamikleriyle bir bütün olarak bu sathı mahalde asırlık geçmişinin üstüne eklenmek istenen yıkıcılığa karşı sahici bir barışı tahayyül edebilmek neden bunca zordur. Bir memleketin asırdan da uzunca bir süredir, dönüşümü, iyi anlamda gelişimi ve toplum olarak mutlak, eşit ve adil bir ülkenin imaline bunca az kafa yormasının akıbeti ne olacaktır?

Dönemler gelip geçici, iktidarlar bir var bir yok, güç deseniz aynı, hükmetmek de öyle hiç bunca açık bir biçimde her şeyin miadı söz konusuyken barışmanın bir türlü bu sınırlarda tam ve ivedi bir biçimde bina edilememesinin musibeti ne zaman aşılacaktır? Terörsüz bir Türkiye şiarının duraksamadan hedef kılınabildiği, her şeyin kördüğüm kaldığı haliyle en az kırk yedi yıldır devam olunan şiddet pratiklerinde biçimlendirilmesinin hala kimilerince savunulabildiği bir zeminde gerçekliğe ne zaman sıra gelecektir? Koltuklarına kaykılarak vatanı kurtardığı iddiasındakilerin karşısında sıradan insanların iş / aş savaşını kim fark edecektir? Düpedüz milyarlarca dolarlık savaş bütçesinin yanında, birkaç milyar dolarlık bir eklentiyle insanların asgari geçiminin sağlanabileceği bir ülkeyi düşlemek zor mudur? Her sene yüzlercesinin, toplamda da kırk bine dayanan bir insan kaybının varlığına bir dur diyebilmek tek bir insanın daha canının çalınmasının önüne geçebilmeyi tahayyül etmek zor mudur, hala imkansız mıdır? Düzenin var ettiği açmazların yanında bir kez olsun doğrudan müdahil olduğu bu en son şans olarak bildirilen ve bölgedeki onca yangın yeri hayata, soykırım tahayyülüne teşne zemine karşı gerçek bir barış idesinin hem yolunu, hem geleceğini belirleyebilmek sadece iktidarın / salt Kürdün meselesi midir, her nedir?" sesli meram

*akla düşenler, yola çıkıldıktan sonra derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. bahis açtıklarımız ana akımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. etmekten bir özenle koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla ve yazabildiğimiz kadarıyla fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya sesli meram // deuss ex machina ile devam...iyi haftalar...

allame-i ulul arz’dan ara nağmeler 
okuma parçası

sesli meram // deuss ex machina [ex.] genel geçer disiplinlerden uzak, deneysel ögeler ihtiva eden müzik türlerine kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. ambient’dan - folk’a uzanan ses şeceresinden alıntıları iliştirmeye devam ediyoruz. aralıksız yirmi iki yıldır... bir direniş hali içinde... yayındayız!...

her türlü eleştiri ve öneri için iletişim kanallarımız;
---------------------------------------------------------

/////poemé
Ավազի Ժամացույցներ -- Վարդան ՀԱԿՈԲՅԱՆ

Սկյութացի կանայք, ասում են, կարող են աչքերով սպանել
այն տղամարդկանց, որոնց ատում են։ Բայց այդ ո՞ր
կինը չունի նման կախարդանք,
մանավանդ՝ սիրած տղամարդուն սպանելու համար։

Լեռան երկինքը բարձր է լինում։ Մեղեդին օդը
ջերմացնում է, եւ փոխվում է տարվա
եղանակը։ Գագաթների անհանգրվան ընթացք։

Հեռուն չափվում է թեւերով։

Քարը, որ սարի լանջն ի վար սրընթաց իջնում է, դու
քո հայացքով կանգնեցնում ես շեշտակի, եւ ստիպում, որ
նույն արագությամբ քարը շարունակի վեր ընթանալ՝
եկած ճանապարհով։
Ծիտը մերկ ճյուղին տերեւախաբ է տալիս։

Քամին միակ հրապարակն է, ուր
պարում են էգ գայլերը։
Այն ո՞վ է՝ պարակցում նրանց՝
մի որձ տերյեր գրպանի մեջ։

Ես իմ արձակած նետի ետեւից հասնում, ետ եմ բերում՝
քանի դեռ այն չի հասցրել դիպչել նշանակետին։ Մինչդեռ
ձյունն իր ընթացքի մեջ այնպես դանդաղ է ու անշտապ, որ
միջպետական պատվեր է հիշեցնում։

Իմ չունեցած սիրուց մեծ սեր աշխարհում չկա, իսկ
այն, ինչ ունեցել եմ, չունեցածիս ստվերներն են միայն։

Ամեն մեկի մեջ կարող եմ դուռ գտնել՝ իմ աշխարհից ներս
մտնելու համար, բացի ինձանից։ Աղբյուրը քնել է լեռան ստվերում։

Comments