Sunday, August 15, 2010

Deuss Ex Machina # 312 - Sny V Zrkadle Odbore Sú Úplne Zlyhanie L'udstvo

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_312_--_Sny V Zrkadle Odbore Sú Úplne Zlyhanie L'udstvo

09 Ağustos 2010 Pazartesi gecesi "canlı" gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Dolaşıma Çıkartılmayan Seslerle Yeni Tümceler Oluşturmak: Klang vs. Deuss Ex Machina Vol.2
Konuk: Seda NİĞBOLU - Klang - Açık Radyo 94.9
>1<-Thavius Beck-(Music Will Be) The Death Of Us All (Mush)
>2<-Salem-Water (Merok Records)
>3<-Salem-Frost (Audraglint Records)
>4<-Mount Kimbie-Ruby (Hotflush Recordings)
>5<-Wild Beasts-Hooting & Howling (Forest Swords Rework) (Self Released)
>6<-Balam Acab-Heavy Living Things (White Label)
>7<-Burial & Four Tet-Moth (Forest Swords Rework) (Self Released)
>7x<-oOoOO-Sedsumting (Disaro)
>8<-Nine Inch Nails-Survivalism (Remixed & Featured Saul Williams) (Interscope / Nothing)
>9<-Cold Cave-Life Magazine (Prurient Remix) (Matador)

Download # 312. Bölümü İndir

Sny V Zrkadle Odbore Sú Úplne Zlyhanie L'udstvo (312) – Kullanımı Kısıtlı Olan Tüketim Nesnelerinin Kimisinde Ufak Da Olsa Belirtilir. Miadı X Ya Da XX Ayla Sınırlı Olup Doğada Çözülmektedir Kısası İle Dönüşümün Nihai Sonucu Açıklanır. Bir Çözümlemedir Sınırlandırılmış Olan Sürenin Sonunda Yok Olup Gidecektir, Tüketmeye Doyamadığımız, Elimizin Altında Bulundurmaktan Gocunmadığımız, Fakat Ne Zaman İşimiz Bitse Nereye Koyacağımızı Şaşa Kaldığımız Şeyler İçin Nitelikli Bir Çözümdür; Yokoluş. Hem De En Az Zararlısından. Günün Beynelminel Akışı İçerisinde Öylesine Vukuatlar İle Yüz Yüze Kalmak Mecburiyetinde Oluyorsunuz Ki İnsan İster İstemez Bu Çözülme, Yok Olma Olgusunun Keşke Hiç Tınlanmadan Sürekli Yeren, Sürekli Geren, Sürekli Ezip Biçen, Sürekli Ayırdığı Parçaları Daha Da Fazla Bölüştürerek Sindirmeye İmkan Olmayacak Porsiyonlar! Halinde Önümüze Lök Diye Bırakılmış Olan Taşlar İçin De Geçerli Olsa Diye Düşündürmektedir. Ufkun En Sonuna Kadar Da Gidilse, Bir Kaç Vakit Sonra Kıyamet Kopacak Olsa Da Asla Yerini Terk Etmeyecek Kati Yargılardır Burada Değinmeye Çalıştığımız. Üzerine Her Eklenen Yeni Söylem İle Beraber Bir Türlü Aşılamayan Duvarların Müessif Sahibesi Olan Argümanlardır. Yüzünüze Karşı Demediğini Bırakmayanların, Ölümünüzün Ardından Hala Taramalı Tüfek Gibi, Durmaksızın Aynı Nakaratlarını, Bol Salyalı Yaftalamalarını, Aleni Olsa Ne Fark Eder (Kime Hesap Verilecek Ki) Göstere Göstere Nefret Söylemini Sürdürmeleri İçin Her Fırsatı Kollamalarını Açık Eden Bir Aralıktır. Bu Ahval Dahilinde Yankılanmasının Kolaycıl Kılındığı Kin Kusmaların Hala O Bize Böyle Demişti, Aslında Öyle İyi Niyetli Bir Adam Değildi Bildiğin Milliyetçiliğin Neferlerindedi, Az Daha Gitsek Neredeyse Nazi Subayı Zatı-Keferenin, Neredeyse Hık Demiş Burnundan Düşmüş Örneğiydi Gibi Midesi Olanın Midesine Ağrı Saplayan, Aklı Bol Olanın Ömrünü Tırpanlayan Bir Savunma Mekanizması, Apaçık Kafa Göz Yaran Taş, Faili Belli Faili Meçhule Kurban Edilen Hrant Dink İçin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Açılmış Olan Davada Ülkemiz Tarafından Sunulan Savunma Metnindeki İbarelerdir Bütün Bunları Düşündüren. Yok Olmasına İmkan İhtimal Bulunmayan Mükerrer Nakaratın, Dahası Ülke Sınırları İçinde Hrant Dink'e Açılan Davanın Bilirkişi Heyeti Olarak Görevlendirilmiş Kişilerce Ortada Anlaşılmayacak, Şüpheye Düşürecek Bir Durum, Yazılarda Herhangi Bir Kin Unsuru Barındırıp, Türklüğü Tahkir ve Tezyif Etmek Gibi Bir Amacının Bulunmadığı Açıklanmış, Herşey Apaçık Net Bir Biçimde Belirtilmiş Olsa Da Aslolan Yalnız Ve Yalnız Hoyratça Heder Edilen Ülkemde Düşmanlıkların Devamlılığıdır. Arsızca Kini, Mutlak Ötekisini! Karanlığa Teslim Edilip Canı Alınmış Olsa Bile Bir İnsanı! Hala Tehdit Olarak Görerek, Daha Fazla Rencide Ederek Yok Olmayan, Doğada Çözülmeyen Milliyetçiliğin (Her İki Tarafta Da Varlıklarını Sürdürmekte Olan Şahinler) Sürdürülebilirliğinin Üzücü Yansımasıdır. Düş Tarlalarında Yankılanmasını Umduğumuz Barışın Üzerine Bile İsteye Daha Fazla Beton Dökülmesi, Dostluğun Filizlenmesini En Başından Engellemektir. Bandista Bu Eşikte Sözümüzü Tamamlar: "Bir Kez İkna Olunca Milliyetçilik Harcı / Farklı Olana Sözü “Defol Git Pis Yabancı” / Mozaikten Haz Etmez De Mermer Bile Yunanca / Lakin Her Dilde Faşizm “Beton Millet Sakarya”...

>>>>>Bildirgeç
Hrant DİNK'in "Ermeni Kimliği" Başlığıyla Agos Gazetesi'nde Yayınlanmış Yazı Dizisinin Son Üç Kısmı Aslında Ne Denildiğini Gerçekten Anlamak İsteyenlere!

Ermeni'nin 'Türk'ü
23 Ocak 2004
Küresel ve evrensel değerlerin yerel değerleri tahakküm altına aldığı çağımızda, kültürel kimliğini tam anlamıyla yaşamak bir yana, kimliğini bir nebze yaşatabilmek için dahi Diasporanın özel çaba göstermesi gerekir.
Bu özel çabanın ise her zaman için özel nedenlere ve araçlara ihtiyacı vardır.
Ermeniler ve Yahudiler bu özel nedenlere sahip Diasporanın bilinen iki klasik örnekleridir.
Her ikisinin de özel nedeni aynıdır... Soykırıma uğramış olmak.
Dolayısıyla onlara kimliklerini korumayla ilgili insanlığın tanıdığı hak bir miktar ayrımcı ve pozitiv durumda olmalıdır.
Hakikaten de, Yahudiler bu pozitiv hakkı layıkıyla kullanabilmiş ve kimliklerini korumada onlara bahşedilen toleransı çok iyi değerlendirerek, dini inanışlarından aldıkları "Tanrının ayrıcalıklı halkı" ünvanını dünyadan aldıkları "Yeryüzünün ayrıcalıklı halkı" noktasına kadar taşımışlardır.
Ne var ki aynı durum Ermeni halkı için sözkonusu olmamıştır.
***
Dünya Yahudi soykırımına karşı gösterdiği hassasiyeti Ermeniler'den esirgemiş, bu ise Ermeni kimliğinde en büyük tahribatın yaşanmasına sebep olmuştur.
"Hakkı esirgenmiş Ermeniler" bundan böyle kimliğini "Gerçekleri talep etme inad"ı üzerinden yaşamaya çabalamış, gelinen noktada da bu inat Diaspora Ermeni kimliğinin temel düsturu haline dönüşmüştür.
Diasporanın ilk kuşakları için ayakta kalabilmenin, tükenmemenin adı olan bu inat, üçüncü ve dördüncü kuşaklarla birlikte gerçekleri dünyaya kabul ettirme inadına dönüşmüştür.
İşte bu inadın ortaklaşmış hali Ermeni Diasporasının ruhsal pozisyonunu yansıtır.
Bu ruhu sürekli tutmak ise Ermeni kimliğini yaşatmanın temel aracı durumundadır.
***
Dünyanın gerçekleri hâlâ kabul etmemiş olması bir yana, Ermeni kimliğini asıl tahrip eden, Türkler'in bu konuda kıllarını bile kıpırdatacak bir yaklaşım içinde olmamalarıdır.
Nitekim kıyaslandığında görülecektir ki, Yahudiler'in bugünkü seviyeye erişmesinde asıl etken kendi becerilerinden ziyade, onlara soykırım uygulayan Alman halkının sonradan oynadığı şefkatli roldür.
Soykırım sorumluluğunu üstlenen Almanlar'ın Yahudiler'den özür dilemesiyle birlikte bu halk yaşadığı travmayı üzerinden atarak ruh sağlığına kavuşmuş ve ancak bundan sonra kültürel kimliğinin açılımlarını sağlayabilmiştir.
Ne var ki Ermeni halkının travmatik hastalığı hâlâ sürmektedir ve kimliği asıl kemiren ve tüketen de bu sağlıksız ruh halidir.
***
Ermeni kimliğini analiz ederken "İslam" ve "Türk" olgularının bu kimlik üzerinde oynadığı rolün hakkını teslim etmek gerekir.
Sonuçta Ermeniler'in bin yılı aşkın süre İslamla ve Türklerle yaşanmış bir biraradalığı mevcuttur.
Öyle ki, Ermenileri Batılı Hıristiyanlar'dan ayıran önemli özelliklerden biri, onların öteden beri İslamlarla birlikte yaşamış olmalarıdır. Batılı Hıristiyanlar daha ziyade Hıristiyan-Hıristiyan'a yaşarken, Ermeniler çoğu kez İslamlarla yan yana, kimi zaman da iç içe yaşayarak farklı bir deneyimin sahibi olmuşlardır.
Bugünün güncel tartışmalarında çok söylenegeldiği gibi Avrupalı Hristiyanlar, Müslümanlar'ın da içinde yer aldığı çokkültürlü bir yaşam biçimine henüz yeni yeni adapte olurken, Ermeniler Doğudaki Hıristiyan milletler gibi (Süryaniler, Keldaniler v.s) bu realiteyi iyi ve kötü yönleriyle uzun süre yaşamışlardır.
Dolayısıyla asırlar süren bu İslamla biraradalığın Ermeni kimliğinin şekillenmesinde de yadsınamaz bir rolü elbette olacaktır ancak Ermeni kimliğinin bugünkü yapısını şekillendiren ve Ermeni kimliğinde bir tür kanserojen tümör işlevi gören asıl etken "Türk" olgusudur.
***
Ermeni'nin ve Türk'ün birbirleriyle ilişkileri ve birbirlerinden etkileşimleri öyle iki kelimeyle geçiştirilecek bir sıradanlıkta değildir. Asırlar süren ilişkilerde birbirinden alınan o kadar çok iyi ve kötü kimlik donanımları sözkonusudur ki, kimi zaman davranış biçimlerinde birini diğerinden ayırmak hayli güçtür.
Yaşanılan birliktelik öylesine derindir ki bu birlikteliğin bozuluşunu ihanet olarak tanımlamak her iki tarafın da kullandığı karşılıklı bir argümandır. Ermeni milletini Sadık millet olarak adlandıran ancak daha sonra ihanet ettiklerini iddia eden Türk görüşü karşısında, Ermeniler 1915'te yaşananları salt bir halkın topluca imhası olarak yorumlamaz, bunun aynı zamanda asırlar süren ilişkiye ihaneti de içinde barındırdığını belirtirler.
Türk-Ermeni ilişkisinin günümüzde geldiği nokta ise şudur: Ermeniler ve Türkler birbirlerine bakışlarında klinik iki vaka durumundadırlar. Ermeniler travmalarıyla, Türkler de paranoyalarıyla.
İçinde debelendikleri bu sağlıksız halden kurtulmadıkça -Türkler belki değil ama- Ermeniler'in kendi kimliklerini sağlıklı şekilde yeniden yapılandırmaları mümkün gözükmemektedir.
Özellikle Türkler 1915'e bakışlarında empatik bir yaklaşıma girmedikçe Ermeni kimliğinin sancılı kıvranışı devam edecektir.
***
Sonuçta görülüyor ki işte "Türk" Ermeni kimliğinin hem zehiri, hem de panzehiridir.
Asıl önemli sorun ise Ermeni'nin kimliğindeki bu Türk'ten kurtulup kurtulamayacağıdır

'Türk'ten Kurtulmak
30 Ocak 2004
Ermeni kimliğinin "Türk"ten azad olmasının görünür iki yolu var. Bunlardan biri, Türkiye'nin (devlet ve toplum olarak) Ermeni ulusuna karşı empatik bir tutum içine girmesi ve nihayetinde Ermeni ulusunun acısını paylaştığını belli edecek bir anlayış sergilemesidir.
Bu tutum hemen olmasa da, zaman içinde "Türk" unsurunun Ermeni kimliğinden uzaklaşmasına yol açabilir.
Ne var ki bu şıkkın gerçekleşmesi şimdilik zor bir olasılık.
İkinci yol ise bizzat Ermeni'nin "Türk"ün etkisini kendi kimliğinden atması.
İlkine göre bu ikincisi, daha bir kendi iradesi ve inisiyatifine bağlı olduğundan, gerçekleşme ihtimali daha fazla.
Esas olarak tercih edilmesi gereken yol da budur.
***
Ermeni dünyasının bunu nasıl başarabileceği ise tamamiyle mevcut duruma yeni bir anlayışla bakabilmesiyle ilişkilidir.
1915'e bakmak örneğin...
Ermeni dünyası yaşadığı tarihi dramın gerçekliğinin farkındadır ve bu gerçeklik bugün dünya ülkelerinin ya da Türkiye'nin kabul edip etmemesiyle değişecek değildir. Onlar kabul etmese de Ermeni ulusunun vicdanında olan bitenin adı başından beri kazınmıştır. Dolayısıyla Dünya'dan ne de Türkiye'den bu gerçekliğin tanınmasını beklemek Ermeni dünyasının yegane hedefi olamaz.
Gayrı herkesi kendi vicdansızlığıyla başbaşa bırakma zamanı gelip de geçmiştir.
***
Bu gerçekliği kabul edip etmemek esasen herkesin kendi vicdani sorunudur, bu vicdan da temelini bizatihi insanlık denilen ortaklığımızdan -"İnsan" kimliğimizden- alır.
Dolayısıyla gerçeği kabul edenler, asıl olarak kendi insanlıklarını arındırırlar.
Ermeni kimliğinin sağlığını Fransız'ın, Alman'ın, Amerikalı'nın ve ille de Türk'ün soykırımı kabul edip etmemesine endeksli bir durumda bırakmak, Ermeni dünyasının artık terk etmesi gereken bir hatadır. Gayrı bu hatadan uzaklaşmanın ve "Türk"ü Ermeni kimliğindeki bu etkin rolünden ötelemenin zamanı gelip de geçmiştir.
Ermeni kimliğinin çektiği bunca sancı artık yeterlidir, sancıyı bundan böyle biraz da insanlık denen aleme terketmek gerekir.
***
Kimliksel dinginliğini "Türk"ün olumsuz ve kayıtsız varlığına kilitleyen Ermeni dünyasının, tüm ortak performansını dünya üzerinden "Türk"e baskı uygulamaya ve soykırımı kabul ettirmeye ayırması, ne yazık ki kimliğin uyanışını erteleyen koca bir zaman kaybından başka bir şey değildir.
Ermeni dünyası, kimliğinin geleceğine bundan böyle, öylesi kavramlar yüklemelidir ki bu kavramlar bu ulusun körelmiş üretim yeteneğini tekrar fişekleyebilecek iticilikte olsun.
İşte bu nedenle, "Kendi acısını sırtlayacak ve gerekirse mahşere kadar da onuruyla kendisi taşıyacak" bir anlayışı Ermeni kimliğine hakim kılmak en temel yönelim olmalıdır.
Aksi durumda Ermeni dünyası kendini başkalarının gerçeği kabul edip etmeme insafına zincirlemiş olur ki...
Bu da gerçek tutsaklığın ta kendisidir.
***
Ermeni dünyasının kendisini "Türk"ten kurtardığında, kimliğinde bir boşluk yaşayacağını ve özellikle de Diaspora Ermenileri'nin kimliksel çözünürlüğünün hız kazanacağını sananlar aldanırlar.
Ermeni kimliğinde "Türk"ten geriye kalacak boşluğu dolduracak çok daha yaşamsal bir olgu sözkonusudur o da bizatihi bağımsız Ermenistan devletinin varlığıdır.
Bundan onbeş yıl önce var olmayan bu yeni heyecan, artık her türlü etkinin ve etkenin üstünde Ermeni kimliği üzerinde büyük bir rol oynamaya namzettir.
Ermeni dünyasının geleceğini, bu minik ülkenin gelecekteki refahına ve içinde yaşayanların mutluluğuna endekslemesi aynı zamanda kendi kimliğini rahatsız eden sancılardan kurtuluşunun da bir işareti olacaktır.
***
Ermeni kimliğinin "Türk"ten kurtuluşunun yolu gayet basittir:
"Türk"le uğraşmamak...
Ermeni kimliğinin yeni cümlelerini arayacağı yeni alan ise artık hazırdır:
Gayrı Ermenistan'la uğraşmak.

Ermenistan'la Tanışmak
13 Şubat 2004
"Türk"ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur.
Yeter ki bu mevcudiyetin farkında olunsun.
Bu farkındalığın asıl sorumlusu ise Diaspora'ya yayılmış Ermenilerden ziyade Ermenistan yönetimleridir. Ermenistan hükümetlerinin sorumluluklarının bilincinde olmaları ve gereğini yerine getirmeleri aslolandır.
***
Ne var ki 12 yıllık bağımsızlık döneminde Diaspora ile Ermenistan ilişkilerine bakıldığında, Ermenistan hükümetlerinin henüz bu sorumluluğun bilincine yeterince varmadıkları görülür. Birkaç gösterişli "Pan Armenian Buluşması" dışında işlevsel bir "Diaspora-Ermenistan buluşması" mekanizması dahi kurulamamıştır.
Ermenistan'ın Diaspora ile ilişkileri bazen Diaspora'nın bazen de Ermenistan'ın inisiyatifinde ağır aksak yürütülmüş, kalıcı ve daha ziyade Ermenistan merkezli bir kurumlaşmaya gidilememiştir.
***
Oysa Ermenistan'ın çoktan özel ve çok güçlü bir Diaspora Bakanlığı kurmuş olması gerekirdi. Bu bakanlık sayesinde de dünyanın en ücra köşelerine dahi dağılmış ve dağılacak tek Ermeni bireyinin dahi nasıl kucaklanabileceği temel bir kaygıya dönüştürülebilir, sonrasında bu kaygı doğrultusunda hareket edilir ve buna göre projeler geliştirilebilirdi.
Bunun yapılmamış olması hâlâ büyük bir eksik olarak gözüküyor. Bu kaygısızlığıyla Ermenistan kendisinin ne denli bir ana kök olduğunun farkında değil ki Diasporadakiler'e de bunu hissetirebilsin.
Bu da gösteriyor ki Ermenistan elbette layık ama Ermenistan yönetimleri henüz Diasporalıya layık değil.
***
Ermenistan'ın Diasporalı bireyle kuracağı birebir ilişkinin Diaspora Ermeni'sinin kimliğinde ve kimliğin yeni cümlelerinin kuruluşunda oynayacağı rol çok büyüktür ve tartışmasızdır.
Bugün Diaspora'da açık tutulan Ermeni okullarının, dil kurslarının, sosyal ya da kültürel kurumların ya da diğer tüm kollektif faaliyetlerin yegâne amacı Ermeni kimliğini yeni kuşaklara taşımak, korumak ve mümkünse geliştirmektir. Bu amaç için milyonlarca dolar harcanır. Sonuçta elde edilen, bilinen ama konuşul(a)mayan bir dil ile arada bir kilisesine giden ama o kadarla yetinen bir kimliktir.
Oysa diğer taraftan öyle bir gerçek vardır ki bunun gereğini yerine getirmek artık kaçınılmazdır.
O da Ermenistan'la Diasporalı'nın kuracağı moral diyaloğun bizatihi kendisinin en doğal okul olduğudur.
***
Diasporalı gencin bu okullarda okumamış, bu kiliselere gitmemiş olsa da bir kez Ermenistan denilen doğal okulla tanışması kimliği için çok şey ifade eder.
Diaspora gencine on yıllar içinde eğitimle ve kiliseyle verilen Ermeni kimliğiyle, o gencin Ermenistan'ı bir kez ziyaret ederek edineceği kimlik arasında ikincisinin lehine ağır basan bir köklülük söz konusudur.
Bu dediğimizin ne denli doğru olup olmadığını denemek o denli pahalı bir şey değildir. Bir kenara ayırılacak üç beş kuruşla bir gencin yıllık tatilinin 15 gününü Ermenistan sokaklarında geçirmesi pekala sağlanabilir.
***
Ermenistan'ı ziyaret eden ve öncesinde Ermeni kimliğinden bir hayli de uzak gözüken gencin, 15-20 günlük bu sürede edinmiş olduğu kimliğin nasıl damardan absorbe edildiği görülecektir.
Artık o dakikadan itibaren gencin bu kimliğini dünyanın neresinde yaşıyor olursa olsun unutması bir daha olanaksızdır.
Gayrı o kimlik ona damardan şırıngalanmıştır...
Dolayısıyla gençler için Ermenistan'a özel seyahat turlarının düzenlenmesi birincil derecede kimlik kazandırıcı faaliyettir. Bu çalışmalar ne pahasına olursa olsun her yerde yıllık programların
başına alınmalıdır.
***
Ermeni kimliğin doğrudan Ermenistan'dan edinilecek cümleleri, kelimelerle anlatılamayacak denli zengin kazanımlardır.
Bu durum, saksıda yetiştirilmeye çalışılan narin bir bitkinin kendi toprağı, kendi suyu ve kendi güneşiyle tanışmasına da benzetilebilir.
Denemesi bedavadır... Herkese önerilir.

* İlk Olarak Agos Gazetesi'nde Yayınlanmış Yazıların Tümü, Radikal Gazetesi'nin İnternet Sitesinde "Hrant Dink'i 'Yakan' Yazılar" Başlığıyla Sunulan Haberden, Önemli Bir Okuma Parçası Olarak Deuss Ex Machina'ya Alıntılanmıştır.

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Hrant Dink'i 'Yakan' Yazılar - Radikal
Türkiye, Hrant'ı Bir Kere Daha Öldürdü! - Kronik Muhalif
Hrant Dink'i Bir Kez Daha Vurdular! - Radikal
Hükümet! Bu Yazı Da Seni Tahrik Ediyor Mu? - Oğuzcan ÖNVER - Yazan Yöneten
Bu Savunmayı Hazırlayanlar, Bu Savunmaya Göz Yumanlar, Müesses Nizam İdeolojisini Meydanda Yerip AİHM Önünde Çığıranlar, Hepsi İstifa Etsin. - Aethewulf
Ermeniler, Süryaniler Ve Gebe Keçi Hakkı - Roni MARGULIES - Taraf
“Ne İstiyoruz” Meselesi (2) - Mıgırdiç MARGOSYAN - Evrensel
Kamplaşmanın Şişirilmesi: Referandummania - Süreyyya EVREN - Birgün
Konuşan Demirel Ve Dinleyen Hâkimler - Erkan GOLOĞLU - Radikal
12 Eylül Anayasası: İslamcı-Darbeci İttifakı - Mustafa PEKÖZ - Birgün Pazar
Referandumda Her "Evet" Her "Hayır" Aynı Değil - Tolga KORKUT - Bianet
Işık İsitiyorum, Karanlık İstemiyorum - Orhan MİROĞLU - Taraf / Her Taraf
Derin Devlet Ve Derin Bilgisizlik - Deniz CANAN - Sendika.org
Bir Başka Terör - Okay GÖNENSİN - Gazete Vatan
Ne Yaz Ne Konuş - Mesut ODMAN - Sol.org.tr
Haritayı Açıp Yer Beğeniyorlar - Mehveş EVİN - Milliyet
Fındık İşçileri: Yoklukla Ayrımcılık Arasında - Çiçek TAHAOĞLU - BiaMag
Grev Güncesi – Ankara Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri
Ey Köle: Ya Sev, Ya Terk Et! - Umur TALU - Habertürk
Türkan Albayrak'tan Faşist Saldırıya Yanıt! - Alınteri.org
Hakkından Vazgeçmediği İçin İtilip Kakılan Taşeron Eylemci - Ece TEMELKURAN - Habertürk
'Dayak Cennetten Çıkmadır!' - Gündüz VASSAF - Radikal
İnsan Üstüne Sorular - Yanıtlar - Turgay FİŞEKÇİ - Turgay'ın Bloğu
Türkiye'nin 12 Eylül'leri - Schottky - Acâyiphâne


Meet The Bands Whose /\/ /\ /\/\ € $ Are Made Out Of $¥ /\/\ ß 0 \ $ - Sian ROWE - The Guardian
Thavius Beck At Myspace
Thavius Beck At Mush Records
Thavius Beck On Wikipedia
Thavius Beck - To Make Manifest - Youtube
Thavius Beck Interview - Rajbot - UGSMAG
Salem Official
Salem At RCRD.LBL
Salem Informative - \m/etal\m/inx - Sickness Still Abounds
Salem: New Band Of The Day - Paul LESTER - The Guardian / Music
Mount Kimbie At Myspace
Mount Kimbie At Facebook
Mount Kimbie Interview: "A Dream Going On And On" - Felix L. PETTY - Dummy Mag
Mount Kimbie On Resident Advisor - Podcast # 216
Wild Beasts Official
Wild Beasts At Myspace
Balam Acab At Myspace
Balam Acab - Bubblin' - Shawn REYNALDO - XLR8R
Balam Acab / Opinion On Drag Music / Ghosts In The Machine - Joe COLLY - Pitchfork
Tri Angle Records Official
Forest Swords At Myspace
Forest Swords At No Pain In Pop
Forest Swords Mixtape - The Feeder
Forest Swords Informative - Mersenne - Undomondo
Burial At Myspace
Burial Interview: 'Only Five People Know I Make Tunes' - Dan HANCOX - The Guardian
Four Tet Official
Four Tet At Myspace
Four Tet - There Is Love In You - Si HAWKS - BBC Music
Nine Inch Nails Official
Nine Inch Nails At Myspace
Nine Inch Nails Unofficial Page
Trent Reznor To Score David Fincher's Facebook Movie, The Social Network - Lindsay EANET - Paste Magazine
Saul Williams Official
Saul Williams At Myspace
Saul Williams At Twitter
Cold Cave At Myspace
Cold Cave At Blogger
Cold Cave On Matador Records!
Prurient On The History Of Rock Music
Cold Cave – “Life Magazine (Prurient Remix)” - Brandon - Stereogum


Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – misak[nospam]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Showroom - Aurélien Guichard
Aurélien Guichard's Flickr Page

>>>>>Poemé
Ölü Bir Gürültüyüm - Adnan SATICI

Büyüdüm ey girdap, yanılmayan yasa büyüdüm
Bedelsiz bir askerim ve senin surlarında
Cankuşum kafesinde, yüreğim yurdunda değil
Selinden kopan bir damlayım, yitmek yolunda
Birgün kavuşacak toprağım da yok
Sonsuz boşluğa dökülüyor kanımın şelalesi,
Ölü bir gürültüyüm yalnızca
Ya da bir ölünün çürüyen sesi
Çürüyorum ey girdap, ürkülecek yanım yok.

Pusatsızım ey yasa, hançer belimde değil
Boğazımı paslı bir hırıltıyla yırtıyor gurbet
Tanık yok. Oysa kentin ortasında cinayet
Sinsice gizledim katilimi yüzümün gölgesiyle.
Duyarlı çocuklar uykusu için
Katlanmaksa bu işte.
Düşürmedim gecenin tenhalığına beyaz bir leke.
Katlanıyorum ey cani ey kahreden açlığım
Umarımı eriterek geçen günlere
İntiharı düşünsem; ne bir şakağım var, ne de bir mermi
Sormuyorum bile birgün... Birgün biter mi?

Sormuyorum bile. Su olsam döner miyim
Koptuğum dağlarıma, en derin yatağıma
Güz öncesi resmime, en eski çerçeveme
Anlıyorum ey yasa, yargıçlar yanıtlamaz
Kırık bir asa olur, körün tek karşılığı
Attığı her adımı saydıran kaygı
Dönmekten vazgeçmeyi bile yasaklar.
Olmadı öyle bir şey, o geçmiş yoktur
Bin kez daha tövbeler, beni bağışla
O geçmiş yoktur... O geçmiş yoktur...
Koru ölü sesimi ey çağdaş dua.

Olmadı öyle bir şey, tek bir çiçek vermedim
Filizi olduğum ilkyaz anaya
Yollara düşmedim hiç, dağlarda ölmedim hiç
Kanayarak söylemedim hiçbir şarkıyı
Sevmedim hiçbir şeyi, bir şeyden iğrenmedim
Bu kadarı yetmez mi yüzümü anlatmaya
Olmadı öyle bir şey, öyle bir geçmiş
Dayadım ağzımı kuruttuğun çeşmeye
Çıldırırsa bilincim suyu beklerken
Küflenmiş tırnaklarım çökerse gırtlağına
Suçsuzum ey yasa
Çünkü bütün ölüler dışındadır yasanın.

Kaynakça: Şiir Akademisi

No comments: