Sunday, July 22, 2012

Deuss Ex Machina # 409 - people without mouths

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_409_--_people without mouths

16 Temmuz 2012 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Fugenn & The White Elephants-Prays (Progressive Form)
>2<-Fugenn & The White Elephants-Snowstorm (Feat. Yuanyuan) (Progressive Form)
>3<-Seni Görmem İmkansız-Çok Mutlusun (Self Released)
>4<-Seni Görmem İmkansız-Tarçın Gezegeni (Self Released)
>5<-Üvey-Cadılar Bayramı (Music For Non-Musicians)
>6<-Üvey-(Biraz) Mesafe (Music For Non-Musicians)
>7<-Roadside.Picnic-Gelme Ölüm (Music For Non-Musicians)
>8<-Roadside.Picnic-Sahte Koro (Music For Non-Musicians)
>9<-Amon Tobin-Night Swim (Lorn Reel) (Ninja Tune)
>10<-Amon Tobin-Madam Larivee (Ninja Tune)
>11<-Troller-Peace Dream (Holodeck)
>12<-Troller-Best (Holodeck)
>13<-Beak>-Spinning Top (Invada)
>14<-Beak>-Wulfstan II (Invada)

people without mouths
(409)

sesler bağlı, seslerle bağlantılı, seslendirişlerle ilintili, sessizlikle sorunlu, sessizliğin ortasında kopanlarla münazara halli devamında bir şeyler ortaya koyabilmek için gayretli olmanın tam karşılığıdır içerisinde kalıp dört bir yana avaz avaz seslenmeye gayret ettiğimiz iş bu sathın iliştirdikleri. sesleniş kendiliğinden bir şeyleri hal koyuna koyamayacak kadar naif bulunsa da yılmadan yeniden yola koyulabilmek için gereksinim duyduğumuz, o şevki sağlayacak olan teşebbüs odağına sığınmaktayız. her durumda olup bitenlerin esastan değil kerhen önemsenenlerin ne kadar hayatlarımızı paramparça eylediğinden parçalanmışlık evresinin yanındaki vakia bütününe göz attığımızda içimizdeki ayrıştırmanın mübağalaya gerek bıraktırmayacak bir biçimde tozu dumana kattığını okuyabilmek söz konusuyken galiba elimizde kalan tek şeydir seslenmek, sesleri birbirine lehimleyebilmek. seslenişlerle kelamın bunca kıtlaştırılmış, çölde vaha imgesine büründürüldüğü bi'zaman diliminde illa billa hasbıhal edebilmek. duyumsanmaktansa kaf dağının ardına, empatisinin tam v zamanında yapılmasındansa iş işten geçtikten sonra adet yerini bulsun kabilinden bir savuşturmayla yüzyüze bıraktırılıyorsa bu cenahın dertlerinden dem vurabilmek adına hala önem(senme)li bir seçenektir ses etmek.

sesini muhafaza etmek. yalın v durağan bir betimlemeden ziyade her anında başka bir sıkıntının iliştirildiği, nefes almanın bile olanaksız kılındığı, eylemselliğin, düşünselliğin v daha fazlasının hep bir ket vurucu, dur! yolcu imgesinde bir duvarla çevrelendiği, adım atmanın değil olduğumuz yere kalakalmanın mümkünatının yollarının arşınlatıldığı bir zaman mevhumunda, içeriğin önemi, seslenişin gerekliliği bir sefer daha ortaya çıkacaktır. bir sefer daha ortaya çıkmaktadır kolaya kaçılmış olan lafazanlıkların, veçhelerin v daha fazlasının ancak v ancak biat etmeyi, ses çıkartmamayı susup pusup bir başımıza kalmaktan ayrısı veyahutta başkasına yol vermediği şüphe taşımaz bir gerçeklik haline bürünmektedir. kelimelerle oynamanın yanında, hayatın şimdiki sahibi oldukları yanılsamasına kendilerini fazlaca kaptıran 'muktedir'-'iktidar' dilinin yapageldiklerinin sunduklarının toplamı bütün bu mevhumu anlaşılır kılacaktır. anlamlandıracaktır. bir zaman akışı dahilinde seslendirilen, sunumlandırılan ama gelgelim kazın ayağı hiç öyle olmasa da daima bir ayrıştırıcı, elekten geçirtme, eleme şıkkının diri tutulduğu bir deney sahasının tescilli mümessili olanıdır burada kast etmek istediğimiz. ucundan kıyısından değindiğimiz. sözünü sakınmak bir yana söylemediğini kenara koymadan kırıp döken, lince teşvik, dile ket, düşünceye zulmü, kolluk kuvvetinin şiddetiyle merhem eyleyebileceğini ancak böylesi bir tevatürle, eylem bütünlüğüyle sıkıntıları giderebileceğini veya hemen hiç duyurulmayacağını hala varsayan bir otokrasinin cümle yasaklamalarının, cümle eylemlerinin, hareketlerinin ne menem bir teşebbüs bütününden ibaret olduğunu yinelemektir; seslenmek. ses etmek.

her fırsatı bir suskunlaştırma operasyonun herhangi bir adımı olarak değerlendiren bu minvalde eğrelti durmasının ta fizandan belirgin olduğu bakışımlara sahip çıkılarak oluşturulan söylem bütününün gerçekte nasıl da hızlı bir biçimde suskunlar korosunun; yeni üyelikleri için bir seçme olduğunu yinelenmektedir. dört bir baştan dört bir yandan. her pundu bulunduğunda yinelenmekte olan x-y-z sorunlarının daimiliğini başka anlamlı sözcüklerle derleyip toparlamak, sonuca ulaştırmak değil tam aksine havanda su dövmenin bir şekilde sürdürülebilirliğini sağlamaktır. her yanda veryansın edilse de, n'oluyoruz sorusu v sorgusu yinelenmeye her şart v koşulda devam edilse de bilinen hikayenin tekrar edilmesinden ötesi değildir ulaştırıldığımız. sorunların kendiliğinden eşik atlatıcı bir biçimde çözümlenebilirliğine olan biatın, varsaymanın beraberinde bütün bireyler için yani onlar pek kabul etmeseler de, dış kapının mandalı belleseler, hakir görseler de, örselemeye, can yakmaya, acıtmaya devam etmek için tutturdukları inatçı yolların toplamında görünürlüğünü hep daim olandır. bırakılandır. bir yanı hidroelektrik santralleri için yerinin, yurdunun dahası kendisinin değil sonrasının yaşam sahasının ne kadar yıkıntı v tahrifata maruz kalacağını, dert edinen bu anlamda her fırsatı sadece bir köyün, bir yerleşkenin değil doğanın ta kendisinin, tüm yaşanmışlıkların da izlerini silmek konusunda elini korkak alıştırmayacak bir makineler ordusunun tacizinden korumaya çalışanlara reva görülen köylülere uygulananlarda irdeleyebilmek söz konusudur.

o kadar uzağa gitmezseniz daha yakınlarımızda şehircilik nam tektipleştirilmiş yapıların hangi kıstaslara göre dere yataklarının dibine insanlığın bittiği 'sıfır' noktalarına bina edildiğini sonrasında da ya tüh, kem küm bir kaç küçük tefek hesap hatası neticesinde güzel ölümler! yollu seslendirmeler, beylik laflarla sorumluların ipe gönderileceğinin seslendirilişi gelgelelim sonuçta sıfıra sıfır elde var sıfır kısmının koskocaman bir hakikat olarak akıllara mıhlanacağı toki kıyamlarında görebilmek de söz konusudur. ergene nehrinin başına getirilmek istenen esas sonucun çöplük haline dönüştürülmesinden dem vurulduğu bi'hamleler bütününe karşı durmaya çabalayanlara en azından ne olup bittiğini duyumsatmaya çalışanlara uygun bulunan davranışların kendisinden de örnekleyebilmek bi'tabii ki. elzem olan suskunlaşıp olanı biteni trene bakar gibi kayıtsız bir biçimde seyreylemek yerine yurduna sahip çıkmanın gerekliliğinin illa billa bir çıkar neticesinde olmayacağının hala dank etmemesidir aynalanan. doğa kıyımının yanında insanın kendisine uygun görülüp dakika sekmeksizin uygulanan bir kaç örneği daha ilave edebilmek mümkündür. bu sathın derdinin tasasının değil de başkaca şeylerin konuşulması harici, ötesinde hemen hiçbir şeyin atfedilmediği, önemsenmediği bir gayya kuyusunda perdelemenin bunca yoğunluğuna karşın, sansürün bunca kendini alenileştirmesine karşın hala vakıf olduklarımızdan söz açılasıdır! söz edilesidir.

yıllar yılıdır bir başlarına yakınlarının başlarına getirilmiş olanların hesabını, ellerinden alınanların, çalınanların, karanlığa hapsedilenlerin, akıbetleri belli bile olmayanların anılarını diri tutmak ne oldu!, ne oldu da insanlar ortadan kayboldu, nasıl oldu da yer yarıldı, kayıtlar silindi, isimler unutulmaya yüz tutturuldu, herşeyin üzeri örtüldü, örtüldü de bunca insan kaybedildi diye sormaya devam eden elleri öpülesi cumartesi annelerine reva görülenlerden başlayabiliriz pekala!. 20 yıl önce kaybedilen babalarının hesabını, yasını, acılarını görünür kıldırmaya çalışan gülünay ailesinin fertlerine gösterilen başka bir kelimeye hiç gereksinim duyurulmayacak mezalimin hangi mazur gerekçesi olabilir. hangi sığınılası kelam v söz erimi böylesi bir zulmü gerekli kılabilir. kıldırabilir. gelgelelim amed'in bir yanında bir hafta önce, döv-let elleriyle sergilenenler bu şefaatin nasıl meymenetsiz bir toparlamadan ibaret, ibret vesikası olduğunu yinelemekteyken, ikrar edilesidir. zülüm ile abad olunmaz bir hakikatse iki dem bir çekirdek söylenceye dahil edilerek ha'bire yineleniyorsa bu uygulamalar neyin nesidir. nasıl okunmalıdır. neye karşılık gelmektedir. sonumuz nicedir. içişleri bakanbey zatlarının dillerinden dökülüveren hınçsever, linçöver, turnusol olmanın yanında ciddi ciddi bir zımpara kağıdı estetiğinde faşizmi normalleştirme söyleminin paralelinde benim dediğim olur, kolluğumun yaptıkları normaldir, bütün ötekisi yalancı, provokatör, ayrımcı, ırkçı, şuncu v buncu diye kestirilip atılıveren, müdafaya bile izin verilmeyen bir ülkede ses vermenin gerekliliği son kez değil ama bir kez daha yinelenesidir. yinelenmelidir.

korkuları diri tutarak, her defasında bu sahada değinmeye uğraş verdiklerimiz aysberg denilenin sadece küçücük bir kısmı olmaya devam ederken bizler istediğimiz kadar muasırlaşma türküsü ile avutulmaya, kandırılmaya devam edelim aynanın öte yakasında bu sınırların öte tarafında görülen resim hiç de sanıldığı gibi mazur görülesi, ya da alıştıkları şekliyle alkışlanıp, onore edilesi bir demokrasinin yaşatıldığı bir diyar olmadığımızı yinelemektedir. bunlara erebiliyor, görüyor musunuz. sözümona rafine edilmiş bir dilin, sterilize edilmiş söylenceliğin, her durum v olay karşısında takınılan bol alacalı bir o kadar da hesaplı kitaplı hamlelerin, pozisyon almaların hak tanzimi bir yana uğraş didiş, güç bela elde edilmiş olanlarına da rahmet okutturan, özgürlük ediminin handiyse bile isteye boşa çıkartıldığı, kadükleştirildiği vehamet vesikaları bizleri dosdoğru bir biçimde e.m. cioran'ın çürüme olarak tasvir ettiği alana yönlendirmektedir. göstermeye gayret ettiği o ham kokuşmuşluğun ambalajı sürekli değişse de aslında varlığı mütemadiyen korunan, onanan, onarılan biçimi v kapsamı güncellenen bir damıtım olduğunu yinelemektedir. tahayyül edilenler ile rastlantısal bir karşılaşma ya da reaksiyonun değil her gününe apayrı bir tahakküm seceresinin bina edildiği, dönüp dolaşılıp yeniden gündemin tortusuna eklendiği bir 'zaman diliminde" tüm yapılıp edilenlerin nasıl bir mesnetsizlik şahikası, atfedilip durulan üstünden söz döndürülüp durulan ucube olduğunu yineletecek çürüme.

kolaya kaçıp yeni yollar tanzim ediyoruz, işimiz gücümüz de didinip, uğraşıp duruyoruz görünümünün hemen yanı başında hangi bit yeniklerinin muştulandığını, imalına girişildiğini, gidişat vahim sonumuz fecaat söylem v uyarılarının basbayağı kulak arkası edildiği iş bu "fasit" sarmal içinde peyderpey yaşatılıp, reva görülenler çürüme nam edimin, biçemin nasıl geçerliliğini korumakta olduğunu bilince işlemektedir. görmek için çabalayana sunmaktadır. çürümenin bir evresinden diğerine geçip giderken nasıl da fark ettirilmeden basamakların aşıldığını dimağa belletmektedir usur usul, azar azar. bir em vurgusunda değil, yaraya merhem soruna çözüm manasında değil, kapanmayan dosya yığınları hiçbir zaman tam manasıyla başlatılmayan adalet tecellisindeki ertelemelere karşı değil, bildiğimiz tüm mana v okumalarıyla zamane tahakkümünün devamlılığı mevzu bahis ise ötesi teferruattır çıkarsamasının en birincil payandalarındandır çürüme. onun tamamlayıcısı olarak nakledip, özetleyebileceğimizdir çürüme. has demokrasinin, özgürlük parelerinin, oraya buraya çokça satılan medeni olma halinin, hallerinin toplamda gel gelelim bu satıhda nasıl da işlevsizleştirildiğinin aynalanabilirliğine müsade edendir çürüme. bir kelimeden binlerce gıybet türetilebilen, varlığı takdis edilen, onanıp bas bas bağrınılan söylemlerin her ne hikmet ise atfedilen pembe tablonun yakınlarında bile bulunmadığımızı henüz o kadar ümitvar olamadığımızı yineletecek olandır cioran'ın çürümesi.

ümidin lime lime edilmesinin, ümitli kalma halininn hakir görülesi bir mesel kıvamına indirgenmesini, dünümüz geçmişimiz acılarla, sınayışlarla bezeli tıka basa dopdoluyken şimdimizin daha ehven, daha yeğlenesi olduğundan dem vurulabilmesinin mübalağasız yaralayıcılığını, hak tanzimi yerine baskının bambaşka evresinin, eserinin sergilenebilirliğini işaret edendir cioran'ın çürümesi.cioran'dan yola çıkılarak düz ayak meram olarak tasnif eylenebilecek çürüme. çürümeye devam ettikçe ne bu isli v lanetli cehennemin sunageldiklerinin ne bu hale bunca çarçabuk konulan mesnetsizliklerin bu kadar çabuk ivme kazandırılabilen özgürlüğü kısıtlayışların çekincesiz tek bir hamlede uygulanabildiğini idrak etmek söz konusu olmayacaktır. bağışıklık kazanılan işte bu deneklikte edinilen her tecrübe günümüzün değil aynı zamanda yarınlarımızın da ipotek altına alındığını vurgulamaktayken, başa gelenleri apaçık ilan ederken tepkisiz, tepkimesiz biçar kalınmasının başkaca anlamlı bir mümkün olabilir mi? her defasında aynı anlam v bağlam yığınından, benzeş v naçar söz yumaklarından, ilkesiz v cahilce ama mutlak v kör bir inatçılıkla savunulagelen, sınatılan kör dayatmalara kadar uzatılıp çeşitlendirilebilecek bir meram sahasının daraltımı hasıl oldurulacaktır.

kekremsi, tekrara kaçtıkça şirazesi şaşan, hiddeti artan, öfkesini neye kanalize edip, kimlere yükleyeceğini bilmeyen bir muktedirlik sisteminin nasıl fikirleri, insanları öğüttüğünü irdeleyebilmek için kafanızı az biraz kaldırıp etrafınıza bakmanız kafi gelecektir. haddizatında günceyi donatan birbirini tamamlayan resmi belirginleştiren her iddiayı olağandışı varsayan, bunu belletmeye çaba sarf eden bu sistemin daha düz bir okuması, daha özet bir çıkarsaması bu satırları yazmaya namzet olanın ufak tefek usu, dimağına gelmemekte, yetmemektedir. konunun, konumlandırmaların, yapıların, uygulamaların edilgen, pasifize bir sonuç-getiri çizgisinden tahakküm v dayatımın amanvermez baskıcılığının da kolaya kaçılmasını söz konusu eden bağışıklığına ulaşan, her hamlesinde bu dayatımı daha rahat bir biçimde sunmaya kanilik, inanmışlık, başımızdaki dertlerin niceliğini bir o kadar çokluğunu idrak ettirecektir. her yerde v koşulda durmaksızın öne sürülen milli birlik beraberlik diskuru, toplumsal teammüller, millet iradesi vb. tanımlandırmalarla asıl olan bitenlerin üzerinin kapatılması, perdelenmesi söz konusu edilir. peyderpey yapıp, edilen hamlelerin toparlaması car car, avaz avaz otorkasinin, baskıcılığın romanesk bir kurgudan çok basbayağı enine boyuna incelenip, ince elenip sık dokunan bir hakikat sonucuna evirmektedir. anlamlandırılması gereken söylenenlerin masal değil, acı birer tecrübe olmasıdır.

çürümenin evreleri geliştirildikçe her aşılan eşik, her geçilen aşama yine yeniden sözcüklerin dünyasında en karanlık, en çekinilesi, en dertlenilesi hadiseleri meydana çıkartmaktadır. aynalamaktadır. ne vardığımızı sandığımız muasırlık böyle bir şeydir, ne iki arada bir derede sıkıştırılıp durulan kardeşlik, medeniyetler beşiği tanımı böylesi bir hazin vesikadır kaybettirmeye doyulmayan, durmaksızın yeknesak makamdan yerleştirilmeye nail olunan hınç olgusunun kimden ya da hangi edimden, olaydan sonra öfke patlamasının bu katarda sürekli güncellenebilmesidir iş bu çürümeyi görünür kılan. elle tutulur adleden. nefretin insana dair tüm olumlamaları tarumar ettiği, düşünselliği lime lime parçaladığı, tahayyül v beklentileri derdest ettiği, her çıkarsamayı sonu gelmez ya sınayış ya mahpuslukla yılmaksızın, yinelemekten gocunmaksızın tecrübe ettirdiği bir yurtta çürüme olağandışılığın, normalleştirilmesi evresinde bir adımlamadır, bir basamak. dönüp dolaşıp varıp ulaştığımız yegane yer bu kapkaranlık labrient düzeneğinin bizahati kendisidir. sorgulamayı bilene, diyecek sözü bulunup müdahil olana, âma kalmayıp görüyorum, lâl kalmayıp biliyorum diyene diyebilenlere. baskın olan, görünürlüğü çoğaltılan içimizdeki ötekiler vurgusuna, neresi müsait olursa oradan sahip çıkılıp, tünenip yeni vehametlerin altına dakika sektirmeksizin imza atılmasıdır.

muktedirliğin dününü v bugününü yanyana getirdiğimizde abes kaçmayacak bir biçim v sonuç olarak sapasağlam hayattaki, hayat akışındaki yerini koruyan yegane şeylerden birisi de budur. bu eğilim, çabalanımlar kisvesi altında yaftalamaların daimiliğidir. bir süreklilik halinde, zincirleme bir biçimde birbirlerini tetikleyen, duyumsatan, gösteren az biraz değil basbayağı bu durum toplamıdır. toplamında ulaşılan edimdir. güncellik sınırlarında demediğini bırakmayanların, kendileri hariç herkesin ipliğini pazara çıkartma konusundaki müteşebbislik sevdasının daimiliği bu çürüme olarak tahayyül ettiklerimizi pekiştiren, bütünleştiren bir odağı meydana çıkartacaktır. hak olanı bertaraf etmek, aşabilmek yahutta onulmaz, onarılmaz bir biçimde kullanılamaz hale dönüştürmek, indirgetmek hep bu birbirinin turnusolü olan, onu biteviye tekrar eden algının getirdiği vehameti açık etmektedir. iyi polis, kötü polislerle bir yana cız, dokunursan yanarsın öteki yanı hakarete siyasette gerek yok, korkmayın, çekinmeyin diyen zevatın biraradalığıdır. yanyanalığıdır. kesif kokuların yayıldığı, müdafanın yargılanabildiği, her kürdüm diyenin ötekileştirilebildiği, padişah fermanını halt ettirircesine binlerce sayfada hep aynı şeylerin dökümlendiği, kayıt altına alındığı suçlama kisvesi, çabasının neyi nelerle buluşturduğuna şahit olduğumuz bir adalet trajedisinin güncellikteki konumlandırılmasıdır açık edilenler.

resim, vesika acılardan mürekkep bir toplamı karşımıza dikerken modernleşen, demokratik hak v edimlere, getirilere sonuna kadar sahip çıkılan bir sahanlığın henüz buralarda çok da geçerli bir önerme olmadığı yinelenmektedir. bunca mavi ekran birliğinde, birlikteliğinde yılmaksızın, teklemeksizin ikrar edilesidir. suç mesnetinin parasız eğitimden, doğasını katledecek olan kurumlara karşı ses çıkartmaya, mani olmaya çabalanmaya, hayatını prangalarla donatacak olan tüm baskılara karşı çıkmaktan henüz ne olduğunu nasıl olduğunu muktedir katındakilerin dahil aslında bir türlü kestirilemediği ama halen süren "siyasal soykırıma", bu v bunca canhıraş gümbürtüye kadar birbirleriyle iç içe geçmiş, katmerlenmiş acı tecrübelere ulaşılan iş bu düzenekte yaşanmışlıkta irdelemek, fark etmek olasıdır. çürüyoruz vahim olanı bilmemize karşın taşın altına elimizi koymayı hala düşünmeye devam ederken çoğunluğumuz bu sistemin çarklarında çürüyüp gidiyoruz. çürüyoruz her dem bahis açtıkları bir biçimde pasifize olup, sesimizi ancak taksim ile tünel arası görünüp bir şeylerin yolunda gitmediğini ikrar ettiğimizde, yinelediğimizde görevimizi tamamladığımızı, sıramızı savdığımızı varsayıyoruz. çürüyoruz, otuz yılı aşkın bir sorumsuzluk, gözü kapalı linç etme diskurunun, başka nasıl tanımlanacaksa savaşın bizahati kendisinin halen yürürlükte olmasına karşın, barışın adının bir türlü anılmamasına, yeterince güçlü bir sesle yeter artık! diyemediğimiz müddetçe bu gayya kuyusundaki gri günlerden çıkışımızın olmayacağını yinelemek istiyoruz. yine yeni yeniden otuz dört canın alınmasına mani olmak adına hiçbir çabanın, tedbirin alınmadığının, alışılageldik terörist onlar yalanlarının yinelenebilmesine karşın onlar insandı, düpedüz sizler gibi insan(lar)dılar sonuç v çıkarsamasına mesafeli kalınıyor olunması bile çürümenin aslen ne evrede hangi boyutta içimize işletildiğini özetleyecektir. farkına erebiliyor musunuz? bunca kolay bir biçimde halkın bombalanmasının zulmün üzerini böylesine laletayin bir dille kapatma gayretkeşliğinin öğrettiği hiç mi bir şey yoktur? hala mı uzak bir ihtimal, vahim bir tecelli, öylesine bir alınyazısıdır, ahmetin mi mehmetin mi olduğunun bilinmemesidir. yoksa hedef gözeterek katlediş midir? nedir boyuna kestirilip muktedirin beyleri, ağalarınca unutturulacak. çark, zaman, süreç, günler akıyor, deviniyor, yitiyor... uyanmaya kaç var? çürüyoruz!...

>>>>>Bildirgeç
Vahşet Uygulamaları Dili Kısır Bırakmakta... - Velat DEMİR - Özgür Gündem*

Tarihin de bir ruhu var Hegel’in dediği gibi. İnsanoğlu tarihsel belleğini zorladığı zaman yaşanmış trajik ve acı olayları hatırlayarak, hatırlatarak bir daha yaşanmaması ve insanlık adına utanç olan bu yükünden kurtulma refleksini göstermek zorundadır.

Bu çaba ve isteğin hangi kuşağa ve zamana nasip olacağı tahmin edilmez belki ama bununla yüzleşmek durumundadır.

İçinde bulunduğumuz süreç her süreçten daha hassas ve bir o kadar can yakıcı ve sıcak geçiyor. Bu on yıllık süreci geride bırakmamıza az bir zaman kala içinde yaşadığımız durum tıpkı diğer yıllarda olduğu gibi.

Türkiye’de siyasal ve sosyal sorun olan Kürt sorunundan darbe süreçlerine, son otuz yıldır devam etmekte olan düşük yoğunluklu savaşın yarattığı hak ihlallerinden Ermeni meselesine, çatışma ve sistematik hak ihlallerinin pek çok çeşidini yaşamış ve halen hız kesmeden devam etmekte olan siyasi tutuklamalar. Anlaşılan o ki geçmişten yapılan yanlışlardan ders çıkarmayan ve kendisine verilen ödevlere iyi çalışmayan yamalı bohça gibi hep geçiştirilmeye çalışılan bir ülkedeyiz.

Türkiye’nin son 35 yıllık geçmişinde askeri diktatörlük dönemlerinin, yaygın iç çatışma ve kitlesel kıyımların, zorunlu göç politikalarının, mülkiyet hakkı ihlallerinin, zorla kaybetmelerin, yaşam hakkı ihlallerinin, faili meçhul ölümlerin, işkence uygulamaları gibi ihlallerin ardarda ve iç içe geçmesi sorunlu geçmişlerden, ihlallerden ve travmalardan oluşan bir tabakalaşmaya neden olmuştur. Bu nedenle, kendine has tarihsel geçmişi bulunmaktadır...

Türkiye’nin geçiş yaptığı 1950 yılındaki demokratik seçimlerle çok partili dönemden sonra, demokratik iktidarların başa gelişi ile birlikte on yıla yakın zaman içerisinde maruz kaldığı askeri müdahalelerin sonucunda birçok kez kesintiye uğratılmıştır. Başta 27 Mayıs 1960’da olmak üzere; 12 Mart 1971’de, 12 Eylül 1980’de, 28 Şubat 1997’de birbirini izleyen askeri müdahaleler ve birçok müdahale girişimi yaşanmıştır.

Cumhuriyetin kuruluş aşamasında iki temel kurucu unsurdan biri olan Kürt halkına ve birlikte yaşayan bütün halklara yönelik çeşitli siyasi ve kültürel yasaklamalar konulmuş, sistematik bir asimilasyon politikası uygulanmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra özellikle Kürt kimliği reddedilmiş, Kürtçe isimli birçok yerleşim birimi ve coğrafyanın ismi değiştirilmiş, Kürtçe isimlerin yerini Türkçe isimler almıştır. Kürt kimliğine yönelik özellikle, 12 Eylül Darbesi sonrasında artmış; açık yerlerde Kürtçe konuşulması sıkı bir şekilde yasaklanmış ve cezalandırılmıştır. 20 yıldan uzun süredir devam eden ve 1990’larda büyük yoğunluk kazanan yoğun silahlı çatışma süreci sırasında on binlerce kişi hayatını kaybetmiştir. 1987 yılında Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı bölgelerde temel hak ve özgürlükler askıya alınarak Avrupa standartlarına aykırı bir şekilde uygulamaya konulan olağanüstü hal ilan edilmiştir. 2002 yılına kadar devam eden OHAL uygulamaları sırasında binlerce yerleşim yeri güvenlik kuvvetleri tarafından tahrip edilerek boşaltılmıştır.

Ve, bu kişiler kendi iradeleri dışında yaşam alanlarını ve tüm mal varlıklarını terk etmek zorunda bırakılmıştır. Bu dönemde yaşam hakkı ihlalleri, işkence uygulamaları da artarak devam etmiştir. Faili meçhul ölümler ve zorla kaybetmeler Türkiye’de sıkça yaşanmış olup, yaşam hakkının ihlal edilmemesine yönelik pozitif yükümlülük ihlal edildiği gibi ihlal halinde etkin soruşturma da yapılmamış, mağdurların adalet arayışı iç hukukta çözümsüz kalmış, mağdurların seslerini duyurmasına, acılarının paylaşılmasına, adalet arayışlarına engel olunmuştur. Hakikatin ve ihlallerin ortaya çıkartılması ifade özgürlüğünün engellenmesi, basın yasakları, fiili korkutmalar ve işletilemeyen yargı süreçleriyle engellenmiştir.

İç hukuk yollarının çözümsüzlüğü nedeni ile mağdurlar tarafından uluslararası hukuk yollarına başvurulmuştur.

Yaşadığımız topraklarda yaşadığımız acılar karşısında ne söylenebilecek bir söz var ne bir teselli yolu... Doğal olan, takdiri ilahiden gelen acılar teselli edilebilir, oysa 90’larda doğuda ve batı illerinde yaşananlar bu kategoriye girmiyor, onlar teselli edilebilecek acılar, telafi edilebilecek yaralar değil... Dili kısır bırakan bir vahşet bu uygulamalar... Bundandır karşısında hissettiğimiz çaresizlik, bir şeyler söylemek istediğimizde söyleyebileceğimiz hiçbir şeyin olmamasından kaynaklanan bir çaresizlik. Ancak kendi hislerimizin ifadesi Ceylan ve Uğur’un bakışlarında anlatılanlar bizlere çok şeyi kavratıyor.

Dünya değişiyor, halk değişiyor. Diktatörlükle yönetilmiş uluslar kendilerini hiçe sayan bu zihniyetlere karşı geçmişleri ile kıran kırana bir hesaplaşma içindeler. Çünkü insanlık artık ilkel intikam ve şiddete dayalı geçmişin ağır “günahlarından” arınmak istiyor. Bu gerçeklikten yola çıkarak özlemini duyduğumuz barış, adalet ve özgürlüğün gerçekleşmesinde büyük olan inancımız kazanacaktır.

* Akla düşenler, yola çıkıldıkça derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. Akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. Derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. Bahis açtıklarımız anaakımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. Etmekten bir özenle, koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla. Kelam sıklıkla dile getirilenlerin kuru kuruya çalakalem tekrarından ibaret değildir, öyle değildir. Meram sahanlığın yanıbaşında her durumda ilave edilebilecek sözler vardır. Anlatılası, iliştirilesi, kelamlar birbirine denk getirilip bilindikliği sağlanası anlamlar... Velat DEMİR'in kaleme aldığı Vahşet Uygulamaları Dili Kısır Bırakmakta... başlıklı makale hem bu meram sahasında iliştirdiğimiz, denkleştirmeye çalıştıklarımızın tamamlayıcısı hem de sözün ilerisinde nelerin iliştirilebileceğinin önemli örneklerindendir. İşittiğimizi, gördüğümüzü, yaygınlaştırmak her doğru diye tasnif edilenin yamacındakileri düzgün bir biçimde sorgulayabilmek için gereksinim duyduğumuz yegane şey aklımız... Velat DEMİR v Özgür Gündem'in anlayışlarına binaen makaleyi sayfamıza alıntılıyoruz.

 ...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina  ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
DokunanYanar - İmamın Ordusu - Ahmet ŞIK via Scribd
Kişilerin Gözaltında Kayıptan Korunmalarıyla İlgili Uluslararası Sözleşme - İnsan Hakları Derneği
Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Dünya Çapında Gazetecilere Yönelik Saldırılar - Uluslararası Af Örgütü - Amnesty International
Uludere'yi Unutma! - Emrah DÖNMEZ - Youtube
Vahşet Uygulamaları Dili Kısır Bırakmakta... - Velat DEMİR - Özgür Gündem
[Türkiye'nin Ruhu] - Futuristika.org
Cumartesi Anneleri'ne Yine Gözaltı - Rana ENÇOL - BiaMag
Türk Hukuku, Muhalefet Hukuku, Kürt Hukuku - Ali TOPUZ - Utay
“24 Temmuz 2012 Tarihli 15. Duruşmada Bizleri Yalnız Bırakmayınız” - Kurt Ailesi - Baran Tursun İnsani Yardım Vakfı
Neden 14 Temmuz? Neden HAS Parti? Neden Leyla Zana? - Yetvart DANZİKYAN - Radikal
Diyarbakır'da Aslında Neler Oldu? - Ertuğrul KÜRKÇÜ - Ertuğrul KÜRKÇÜ Resmi Sitesi
Diyarbakır Amed Midir? - Şeyhmus DİKEN - BiaMag
Diyarbakır Mitinginde Çıkan Olaylara Aydın Tepkisi: İçişleri Bakanı İstifa! - T24
Öfkenin Gücü: Sistem Yıkılırken Şimdi ve Sonrası… - Hakan TUNÇ - Korsan Dergi
Uludere'de 'Kritik' Belgeler Saklandı - Tarık IŞIK - Radikal
Barış, Ramazan ve Öcalan - Sarphan UZUNOĞLU - Jiyan
Alınak: F Tiplerinde Binler Var, Mutlu Olmak Ne Mümkün - Ekin KARACA - Bianet
Adalet ve Demokrasi Süresiz İzinde! - Yüksel GENÇ - Bakırköy Kadın Ve Çocuk Tutukevi - Özgür Gündem
KCK Davasında İsim Benzerliği Skandalı - soL
‘Kontra Yalanlar’la Yönetim! - İhsan ÇARALAN - Evrensel
Kafama Su Dök Özdal Abê! - Özgür AMED - Ajans Amed
'Katliamın Alt Yapısı Hazırlanıyor' - Yüksekova Haber
Turkey’s Human Rights Hypocrisy - Taner AKÇAM - New York Times
Lise Öğrencisine ‘Facebook’ Tutuklaması - Meliha GÜNDÜZ - ANF
Melek - Mehveş EVİN - Milliyet
Böyle Acı Çok Mu Yabancı? - Umur TALU - Habertürk
Cafer SOLGUN: AKP, Kutuplaşmayı Derinleştiriyor - Neşe DÜZEL - Taraf / DYH
Türkiye Kendini Toma Mı Sanıyor? - Pınar ÖĞÜNÇ - Radikal
Mehmet Tarhan: Devlet Vicdani Retçinin Burnundan Nasıl Getiririz, Diye Düşünüyor!.. - Hülya KARABAĞLI - T24
Dur-duralım! - Aktüel Gündem - Sendika.org
Bir Kayıp Hikayesi: Abdulgani Dağ - Halil SAVDA - Yeni Özgür Politika
Atanmış Vali ve Amed Halkı Vekilleri İle - İshak KARATAŞ - Jiyan
'Geçen Yıl Roboski'de' Filminin 'Vicdan'daki Yeri - İbrahim AÇIKYER - ANF
Yeni Terörist Kriteri: Uludere'yi Sorgulamak - Ezgi BAŞARAN - Radikal
İdris Naim Şahin ve PKK - Hilâl KAPLAN - Yeni Şafak
İdris Naim Şahin BDP'li Vekillere Hakaret Etti - Emek Dünyası
Yenildiniz Çünkü… - Yusuf KARATAŞ - Evrensel
Fuzulî Peşrevi – Manic Street Makamı - Yücel GÖKTÜRK - Birdirbir
Taşları Bağlarsan İtler Bağırır - Orhan ALKAYA - T24
Siz “Barış”tan N’anlarsınız Bayım? - Ceren CANDEMİR - Jiyan
'Ceylanı 40 mm Bomba Atar Öldürdü' - Yüksekova Haber
"Hapishane"den "Cezaevi"ne Türkiye'de Değişen Mahpusluk - Mustafa EREN - BiaMag
Tahir Canan'ın Tahliye Talebine Ret! - soL
Türkiye’de Demokrasi Demagojisi - Nuri YEŞİL - Elbistan E Tipi Cezaevi - Özgür Gündem
Başbakanın (Serkowezîr) Sözü Söz (Gotin, Peyv) Olmalı!.. - Ahmet NESİN - Ahmet Nesin Blog
Erdoğan vs. The Kurds - Aliza MARCUS - The National Interest
Üçüncü Yol : Kürt Baharı - Xwe Metin AYÇİÇEK - Yeni Özgür Politika
Tasada ve Kıvançta Bir! - Umur TALU - Habertürk
Adaletin İçinde Bir Zalim Oturur! - Ali TOPUZ - Radikal
Çığlık Kuşu ve Raspa Ustaları - İrfan SARI - Yüksekova Haber
"Sevil'e Özgürlük" için İmza Kampanyası - Bianet
Kürtlere ve Ermenilere Dair - Vahakn KEŞİŞYAN - Agos
Mor Gabriel'in Dava Bilmecesi - Özge MUMCU - T24
Sivas (Sepasdia) Ermenileri ve Dostları Derneği Üyeleri, Sivas’ta Yaşayan Ermeniler ile Birlikte Ermeni Mezarlığını Ziyaret Ederek Dua Etti ve Mezarlara Mum Yaktı - Faktör 301
Kent Cinayetleri - Metin YEĞİN - Özgür Gündem
Destroying İstanbul - Andrew FINKEL - New York Times
The Turkish Paradox - Mehdi HASAN - Al Jazeera English Edition
Rutin Şaibemiz; KPSS - Nihal KEMALOĞLU - Akşam
AKP'nin "Eğitim Reformu" Neyi Hedefliyor? - Ahmet İNSEL - Açık Radyo
AKP Tarzı Reform - Engin ERKİNER - ANF
Olmaz Olmaz Deme, Olmaz Olmaz!!! - Okan AYDIN - Fasitdaire
Siyaset Kapanında Müzik Festivali - Zülâl KALKANDELEN - Zülâl Müzik
İnadına Efes Pilsen One Love Festival! - Gökhan YENİLEYEN - Muzikale
bizim bedenimiz onların siyaseti - Ayşe DÜZKAN - Sendika.org
Yitirilen Umutların Yolu: Göç - Halime KURT - PolitikART
“Radyoya Erîvanê Beşê Kurdî” - Şamîran HERÊM - Amed News
Anonymous ÖSYM'nin Internet Sitesini Hackledi - Emre ÇETİNKAYA - Teknokulis
Redhack-Anonymous El Ele Verdi, ÖSYM'yi Çökertti - T24
İnternet'in Doğası - Serkan BÜYÜKÇAĞLAR - Sui Generis Net
“Gri Bölge”de Renk Körlüğü: Hacktivizm, Beyaz Bereliler, Basın Özgürlüğü ve Bilgi Hakkı - Özgür UÇKAN - Göçebe Bilgi
Renk Körlerinin Arasında ‘Gri Bölge’de Kalmak - Ahmet A. SABANCI - Jiyan
Hedef Gösterilen Uçkan: Çalışmalarımın Arkasındayım - Yurt Gazetesi
Red Hack Elindeki Tüm Belgeleri Sansürsüz Açıklıyor - Emek Dünyası
Bir Provokatör Olarak İlhan Mimaroğlu Ağıtı - Hadi ULUENGİN - Taraf
Kayıp Kanın Peşinde - Elif SONZAMANCI - Yeni Özgür Politika


Fugenn & The White Elephants Official via MySpace
Fugenn & The White Elephants Official Informative via Progressive Form
Fugenn & The White Elephants - Pray Album Critic By iloveapstylebutapstyledoesnotloveme via UMR
Seni Görmem İmkansız Official via Facebook
Seni Görmem İmkansız Official via Twitter
Seni Görmem İmkansız Vincent Moon Kadrajında! - Berk SAYAN - Hafif Müzik
Üvey Official via Facebook 
Üvey - Vavelya Informative via Hiphoplife.com.tr
Üvey - Vavelya Official Download Link
Roadside.Picnic Official via Facebook
Roadside.Picnic - Rigor Mortis Official Download Page
Roadside.Picnic - Rigor Mortis Üzerine - dRWarp - Deuss Ex Machina
Amon Tobin Official
Amon Tobin / ISAM Live At Manchester
Amon Tobin - Boxset Review By Christian COTTINGHAM via Drowned In Sound
Troller via Auxiliary Out
Troller At SXSW 2012 via Mondo Nation
Troller / S/T Critic By Luke CARRELL via Impose Magazine
Beak> Official
Beak> Official via Tumblr
Beak> - Beak>> Album Critic By Art LEVY via PrefixMag

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – Promos – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Trafaret Stensil... via Gdefon.ru
Gdefon.ru Web Site

>>>>>Poemé
Şairler Bütün Cinayetlere Tanıktır! - Cenk KOYUNCU*

Söze başlamanın eşiğinde kuruyan düşler yeşerirken
çıban gibi büyürken hayatın dar ağacı; cinayetlerin
kabaran ölümleriyle dallanırken kayıp listesinde çizik-
çizik aşklar için yargılanmış sözcüklerle dolu kafam!..

Odama sıkılan mermiydi gece...Bilmediğim iki hece
gece: Arananlardanım! Bir suçluyu andırıyorum
şakağının ardında saklananı vurmak isteyenlerden
biriyim; kimin kaatiliyim? Bunu soruyorum size?

Son hamle bana düştü bu Rus ruletinde, ardımda kan
yangınları; hayatıma girmiş tüm yaşamların gözyaşları
yeşertmez bendeki kısır ömrün canını, can ki unutkan:
yaralı ve acı çekiyor aynaya bakarken at'ar damarı!

Şairin tanığı olmaz; şairler bütün cinayetlere tanıktır!
Sözcük: Kendi ölümlerini işleyenlerin; yaşamın ucunda
ömrü ateşleyip, ardından yürüdükleri yolların sonunda
en derin kuytuya attığı ve hayatta ele geçmez kanıttır...

-Şairin tanığı olmaz! Şairler bütün cinayetlere tanıktır!

Kaynakça: Şiir

No comments: